Ve sen…
Şimdi kalbini aç ve beni dinle.
Dün burada biri öldü. Kim olduğu, yakın uzak, tanıdık yabancı olduğu hiç önemli değil. Öldü işte. Buraya kadarmış diyerek çekti gitti teniyle. Artık bu fani dünyada sevdiklerinin hayatında, sevinçlerinde, kızgınlıklarında olmayacak. Her gün alışveriş yaptığı bakkala uğramayacak ayakları. Kokusu her gün geçtiği sokağa yayılmayacak, akşamüzeri çay demlenmiş türkülerle dalmayacak uzun uzun…
Bu kadar koyuşunu anlamıyorum. Her zaman ölüme buz dağı gibi sert duran ben, eridim işte. Açtım telefonu babamı aradım.
‘baba seni seviyorum.’ Sessizce soludum. ‘iyi ki varsın. Bunu dış elbisemle değil iç bahçemden söylüyorum inan. Ben aslında dünyanın en güzel varlığına sahibim.’ Dedim kapattım.
Buz gibiydim üşüdüm. O kelimeleri söylerken aslında ona ne kadar kızgın ve ne kadar kırgın olduğumdan habersiz dinledi, dinledi. Vardı, hayatımdaydı, kırgındım ve seviyordum onu.
Ve sen…
Hayatımın en güzel rengi. (Bunu anlamıyorsun değil mi? Anlama zaten. Anlaman için söylemiyorum. Bunu istediğim için söylüyorum, sevmeyi seviyorum ben.)
Seni her görüşümde avuçlarımın içi terliyor. Ve ben o tuzlu suda balıklarımı yüzdürüyorum. Gıdıklanıyor avuçlarım gülüyorum. Sonra beceriksizce biriktirdiğim heveslerim gibi biriktiriyorum senide. Sağ cebime koyuyorum, çantamın gizli bölmesine, hı birde sol tarafımdaki gizli bölmeme. İşte öyle biriktiriyorum seni. Bir bakıyorum içimde kocaman sen, yığın yığın…
Saydam bir kalbim var benim bilirsin. İçimdeki sevgimi herkes görür ve yığınla dağıtırım. Hiç bıkmadan ve hiç tükenmeden. Bu yüzden çabuk yoruluyorum galiba ve suskunlaşıyorum. Kızgınlığımda var kırgınlığımda ve çözemediğim sorunlarımda… Her batan günle yolcu ettiğimden olsa gerek sabah bir bakmışım kaybolmuş. Kaybolduğundan işte yüzümdeki o kocaman gülümseyiş.
Yarın…
Kim garantisini veriyor ki? Sevdiğin insanlar yarında kolunun altında? Kim sözleşme yapmış ki her gün varlığınla yanında özlediklerin? Korkuyorum işte. Korktuğumdandır belki de bu kadar renkli oluşum, korktuğumdan beklide bu kadar fıkır fıkır oluşum. Ve sevdiklerimin gözlerinin içine içine bakışım…
Ve sen;
‘içimin güzel yanı, bu yazdıklarımı ne köşeye sıkışmışlığımla yazıyorum ne de saplandıklarımla nede dış görünüşlerle… İç bahçemden yazıyorum işte. İyi ki varsın, burada bir yerlerde kalbimin gizli yanındasın. Anlasan da anlamasan da; Senin içinde her sabah gözlerimde balonlar uçuruyorum hem de mavi. Çünkü sende hayatımın en güzel varlığısın…’
__
Fotoğraf: cecil & cecil







Ağustos 1st, 2009 at 15:15
insanın değerini kaybetmeden anlamak güzel..ben bunu başaramasam da..
Ağustos 2nd, 2009 at 01:47
sevmek .. en ufak miniminnacık bir ayrıntıda aşkla dolmak o zerredeki güzelliği keşfedip görüp mutlu olmak ..kalbin dolup dolup taşması…
öyle büyük şeyler gerek yok yani…
sevmek..bambaşka.. her kalpte bambaşka derinlikte bambaşka hislerle var olmakta..
güzelliğini samim olmayan sözde sevenler farkedemez…
kiminin yüreğinde kiminin sözlerinde kiminin de sadece cebinde olur sevdası…
devam et sevmeye!!!