Uçurtmalar
Mayıs ortancı çocuk oldu bugünlerde, -Mayıs ortası ya.
Gün Çarşamba, hafta ortası. –yaş ortası gibi sessiz, suskun Çarşamba…
Gittikçe kalabalıklaştığımızı anladığımız gün. –kalabalıklar içinde daha az kalp atışlarımızı duyduğumuz gün ayrıca…
En son ne zaman nefesini tutup kalp atışlarını dinledin?
Herkes diyor bu bahar bereketi ile geldi,
Hadi sende ayrıl telaşlarından, ruhunu aç berekete…
Birde bakmışım kirli bedenimden çilek kokan /çocuk/ dua ellere,
Bana gülümsemeyenlere küsmüyorum, alınmıyorum bugünlerde.
En çok masal kitaplarında gözlerimi gezdiriyorum/ ama okumuyorum.
Bir uçurtma alsın götürsün istiyorum beni Sultan şehri İstanbul’a.
Söz veriyorum ekmek taşıyan karıncalara daha çok yardım edeceğim.
Hayat bana bir şeyler anlatıp duruyor, annemde, babamda, diğerleri de
Ama ben duymuyorum, dinlemiyorum.
Ne yapayım aklım uçurtmalarda…
Erik yiyenler, dondurma dökenler, kedi kovalayanlar, bisikletten düşenler, Narçiçekleri. Sıcak. Otobüs gürültüleri. Başakların içinde gelincikler. Menevşeler. Kitaplar. Soyunanlar. Giyinenler. Kapanan mağazalar. İşportacılar. Güvercinler. İflas edenler. Kermesler. Karıncalar. Defterler. Konferanslar. Ney. Gitar. Gece 23 dönüşleri. Dolunay ışıltısı. İkilemler. Yatak. Çok uyku. Domates, salatalık.
Bu aralar çok izliyorum, çok susuyorum, bol hayal kuruyorum…
Hazirana ip attım çekiyorum, gelmiyor. Ağırdan gelecekmiş öyle dedi.
Date posted: Çarşamba, Mayıs 13th, 2009 15:07 | Under category: İkindi Yazıları
RSS 2.0 | Comment | Trackback

Ekmek taşıyan karıncaya yardım edim derken ezdim onu ehi… ( deli kanımca.)
Seni anneme diyecem:p:))
Ne güzel anlatmışsınız, dilemişsiniz, yazmışsınız. Benimde can sıkıntımdır Çarşambala günleri. Yılmaz Erdoğan’ın oyunu “Sen Hiç Ateş Böceği Gördün mü? ” de geçiyordu böyle bir replik : “Hiç sevmedim Çarşambaları. Nasıl biteceği belli olmayan bir haftanın tam ortası” Yüreğinize sağlık.