A be dost mektubun elimde, düşündürdü. Söylesene aşk ne zaman hayatımızda tam oldu ki? Cevap yazmama gerek yok galiba mektubuna çünkü sen her şeyi yazmışsın…
Sevgili dost,
(…)
Akşam defterime baktığımda, o günkü derste geriye bu notlar kalmıştı. ‘galiba sevgi su gibi hava gibi bir şey’ dedim kendi kendime. Baksana yokluğu öldürüyor, azlığı süründürüyor!
Demek ki sevgi direnç veriyor insana,
Can veriyor,
Öyle ya, belki ölüleri bile diriltir.
Evet, onun söylediklerinden bu çıkıyordu.
O gece yatağa sevgi ve ölüm ilişkisini düşündüm.
Sevgi eşittir hayat!
Veya sevgisizlik eşittir ölüm!
Evet, galiba böyleydi.
Yâda bunun gibi bir şeydi!
‘madem öyle’ diye aklımdan geçti ‘sevgisiz yaşayan bunca insan var; peki onlar sevgisizlikten niçin ölmüyorlar o zaman?’
Onu gördüğümde ilkin bunu sordum.
Gülümsedi;
‘Onlar zaten ölmüşler de farkında değiller!’
…
Söz bitti! Ama eksik kaldı aşk yanı,
Söze edep yakışır artık, aşkın ağırlığını ancak böyle anlatır! Nokta!
Dibi deliğin…
***
Fotoğraf: mary










Şubat 18th, 2010 at 17:09
Ölmüş demeyelimde sanırım bitkisel hayat oluyor sevgisiz hayat. Yaşıyorsun ama sadece nefes alıp veriyorsun. Tepki yok. Tekdüze oluyorsun. Hoşgeldin bu arada. Özlettin kendini