Senin Adın Sinema Olsun
”Cırcır böcekleri ötüyor, sokak turuncu. Gök uçuk mavi ama siyaha çalıyor arada. Pencereden sarkıyorum… Ve ben kimsenin umurunda değilim.” dedi kız çocuğu. Onun tarafından umursanmak, sevilmek, kanayan yanlarını sardırmak istiyordu.”
”Gel. Bir kişil yer var burda.” dedi adam.
”Gelsemde o parktanda kovulurum…” dedi korkak kız çocuğu.
”O kadar yaramaz mısın?’
”Hayır o kadar suskunum…”
”Sinema olsun senin adın. Park değil. Bir aşk filmi oynasın.”
”Gözlerinle sevmeyi ve sahip olmayı başarabilecek misin? Film biterse ya?”
”Etkisinden kalırım. Sinekleri anlatsana bana”
”Sinekler… Sevilmediklerinden bu kadar can yakarlar, sevilmediklerinden bu kadar vızıldarlar. Tenini emmeleri içindeki sevgini alıp yetinmektir aslında. Kimse onları sevmez. Benide sevmiyorlar. Sinekler tenimde kırmızı leke oluşturuyorlar. Bende onları çay bardaklarına hapsediyorum. Neden sordun?”
”Birşeylere kattığın anlamları seviyorum.”
”İyi bir kızsın sen. Neden bir sevgilin yok. Adı Hayat olan? Bir odunu sadece odun görmeyip baston olunca, bir yaşlı teyzeyle dost olacağını bilmek gibi. Renklerin var senin, belki ucu kırık ama açılmayı bekleyen boya kalemlerin. Boya kitabı hayat, seni bekliyor..”
”Hayat? Rengi kirlenir…””Ya senin? Sevgilin yok mu?”
”Var tabi hep düşüme düşen.”
”Düşüne düşene sahip olmak her zaman zordur. Uykun geldi ise susbilirim…”
”Ve sen konuştukça ben susabilirim, iyi geceler. Sevgilime sözüm var buluşacağız. Gece bitmeden yetişeyim.”
”İyi geceler. Selam söyle düşüne. Benim yerimede öpsün çukurundan(gamzenden)” kırılıyor kız kavuşmaya gittiğin ben olmalıydım dedi içinden.
”Boyalarınla oyna. Yalnız bırakma onları. İşe yaramazlarsa küserler…”
”Boyalarım yok benim…” küstü geceye, adama. Kıskandı düşü.
”Aptal olduğumu bilmiyordum?”
”Nerden çıktı?”
”Gecemin rengi nerden geldi? Hayal mi görüyorum. Gerçek olmayan sen misin yoksa?”
”Ben… Bilmiyorum. Belkide koca bir yalancıyım. Düşün bekler.”
”Benimle yada seninle, gece ile yada turuncu ışıklarla ilgili. Film, resim yada kadın. Islak saç yada nefes. Güzel kapanış istiyorum. Düşüme okuyacağım…’
”Köpekler havlamaya başladı. Ayaklarımı ayaklarının arasına aldın. Biliyor musun bugün hiç bebek ağlaması bölmedi geceyi. Çukurunu öpüyor. Bu neydi diyor adam ”Boyalarım. Sensin aslında.” Gülüyor adam ıslak saçlarını kokluyor kız çocuğunun. ”Sende biliyorsun, düşüm sensin aslında. İyi geceler kadınım…”






Bütün kız çocukları birbirine mi benzer ki?
Sevilmeye muhtaçlıktan tut ta,küsmelere kadar…
İçimdeki kız çocuğunu anımsadım okurken,hırçınlıkları,kıskançlıkları,sevgiye açlığı…Hani gelse de sevse biri,birinin düşüne girse en güzel elbisesiyle,beyaz beyaz salınsam düşünde diye kocaman bir ah’la yaşıyor bu çocuk…Senin adın Aşk olsun!
ooh ne hoştu turuncu turuncu koktu buram buram..
Çok güzeldi…
Eyvallah…
“Sineklerin Tanrısı – Lord of the Flies” seyrettin mi ya da okudun mu bilmiyorum, aslında pek alakalı sayılmaz yazdıklarınla ama yine de bende çağrıştırdığı bu… Belki de tek sebep sineklerin can yakıyor olduğunu kabullenmem.
Düş tadında…