Doluyum. Yük gemileri gibi…
Boşaltsam boş olmuyor, yarılasam yarılmıyor. Bildiğin doluyum işte. Hani önümdeki engeli kaldırsan akacağım kanı deli şelaleler gibi.
Çözsen ipimi, uçup gideceğim izsiz uçurtmalar gibi.
‘doluya koysam almıyor, boşa koysam dolmuyor’ hesabı ama sen var bil dolu kısmını.
Hani diyor ya ‘Yere göğe sığmam; ancak Ben mü’min bir kulumun gönlüne sığarım’ diye. İşte O dışında her şeyi dolduruyorum da dolduruyorum. Sonrada böyle deli taylar gibi taşıyorum işte. Ne fena!
Sabırsız bu fani hemen olsun, bitsin, sonuçlansın istiyor bazı şeylerin. Bunalıyorum, boğuluyorum. Çekip gitmek istiyorum. Bazen duramıyorum dar geliyor her şey. Oysa niyetim vardı bol olmaktı. Niyetlere sabır lazımmış ben anlamazmışım.
O gün yağmur damlaları pencereden tek, tek akarken, hep yollarını buluyorlardı. Sıra, sıra. Kimdi onlara bu yolu öğreten? Eee o miniciğe yol belirleyen bana da yolumu vermiştir daha 120 günlükken değil mi? Atalarımızda görüp geçirip boşuna dememişlerdir değil mi?
‘Su akar yolunu bulur.’
Bilmiyorum. Bu günlerde dar geliyor bu evren genişlemem lazım. Sabrı öğrenmem lazım…









