Sevgili Adını Kaybetmiş Adam;
Bugünün ilk dakikalarında düştün geceme. Teoman Uçurtmaları söylerken, yıldızlar gecenin hüznünden kaçarken, ben kendimden saklanırken, sen düştün aklıma. Sen hiç peçeteden mektup aldın mı? Bakışlarını kuşlar yemesin diye dua ettim. Benim ayak izlerimi babam kendi başına kararlar verirken, çaldı. Annem beni dizinde uyuttu… Uyudum uyandım. Sonra peçeteden mektup yazdım sana.
Rahmime düşmüşsün galiba. Ağır ağır ‘ben buradayım’ diyorsun. Bazen yırtıp ana rahmini cem olduğuna bakmadan koynuma girmek için, delirdiğini hissediyorum. Ağır ol çocuk. Ağır ağır büyü içimde. Karnıma dokunduğumda koşma bileklerimi öpmek için.
Bir tren vagonunda kendini terk etmiş buluyorum seni. Yüzünü avuçlarıma karıştırıyorum. Kaşlarımın arasında bir yol daha ilk adımındayım. Korkuyorum karanlık gecelerde, düşlerimden gözlerini arayıp buluyorum, yanıyor. Bana güldüğünde ağzım kulaklarıma varıyor. Tutup öpüyorum ıslak gülüşlerini, beş aylıkken annenin okuduğu masalın oluyor öpüşlerim, uyuyorsun. Kendini terk etmeden öncesini merak ediyorum en çok. Hangi kadının saç telindeydin?
Hadi bana ağızlarını öptüğün kadınları anlat… Ölesiye kıskanayım… Gündüzleri onların ol, geceleri benim. Geceleri korkuyorum çünkü.
Kirpiklerim kıskanıyor en çok seni.
Birde sol omzumdaki siyah benim.
Sesin kulağımın içinde yusufçuk.
Hiç çıkma!
Fotoğraf: Steel









Temmuz 20th, 2009 at 19:06
(…)
Temmuz 28th, 2009 at 14:22
Kasım 9th, 2009 at 16:37
Bir mektup da bana karalayıversen ;( kendimi ne kendime ne de başkalarına anlatamaz oldum coşkun ırmaklar gibiyim ama sadece içimde çağlıyorum dışarıya tek bir ses tek bir damla düşmüyor ;((( anlamsızlığın ortasında tek başımayım… yanlız geldim hayata yanlız sürdürüyorum ve yanlız öleceğim…