Hafta Sonu Klasiği


Bu hayatında da elinden tutulmaz artık! Kahraman Taze oğlu’ndan esinlenme.

Şimdi aşağıdaki yazıda Haziran’ı bekleyin bomba gibi geliyorum dedim ya. Bir tür deneme yani. Hani hep TV’lerde yazıyorlar yok şu tarihi bekleyin yok bu zamanı bekleyin diye bende merak saldım bu sözlere bende yazayım dedim. Sonunda ne var diye ama hiç bir şey olmadı ki Peh. Belki hani hediye falan verirler yok anacım siz denemeyin bir şey yok.

Sabah bir giyinmişim bir giyinmişim ki sormayın gitsin. Yok, yani sırf annem hatırına yoksa öyle şatafatlı giyinen bir tür değilim. Her zaman aynı anda dolmuşa bindiğimiz beyefendi!!!! Beni böyle görünce bir bakış bir kestirme ki sormayın yok yani kılık insanı adam ediyorsa yâda güzel yapıyorsa biz herkese fistanlar falan erkeklere de takım geçirip salalım meydana. Hani bilmiyorsak söyleyin de öğreneyim bende.
Şimdi bu beyefendi! Dolmuşa benden önce bindi tamam normal. Dolmuşta öndeki koltuktan başka yer olmadığından mecburen yanına oturmam gerekti ama ne kibarlıktır ki! ‘pencere kenarına siz geçin’ demez mi? A ne büyük keyif hangi kız sevmez ki pencere kenarını. Ama dedim ya annemin normal olmayan kızı olduğumdan ‘yok efendim siz geçin’ dedim ve ısrar ettim tabi beyefendi! Israrıma dayanmadı oturdu. Nezaketten yâda pencere kenarını sevmediğimden değil hani. Sabahları pencere kenarı acayip güneş ve yakıcı olduğundan güneşten kaçmaktı amacım. Yani gıcık olduğumdan değil ne haddimize efendim!

Çok güzel ve değişik bir hafta sonu geçirdim. Tam dinlenemesem de. benim için yeni başlangıçlar olacağına inandığım yeni dönemler olacağını söylüyor içimdeki ses. Her ne hikmetse olması gereken zamanda gıkı çıkmaz içimde ki aziz muhteremin ama olmaması gereken zamanlar car, car benim çenemi de geçiyor.

Penceremdeki üzümlerin olması yakındır kocaman oldular. Dama çıkıp hoplayıp zıplamama gerek kalmayacak. Yâda dalın üzerine at şekline geçip ıkına pıkına sıkıcı durumlara girmemede gerek olmayacak. Bir yeni haber daha penceremde bir kumru yuva yapmış iki tanede yumurtası Allah’ım ne güzel ailemiz yeni bireylere sahip olacak süper. Kumrumuzun güzel mi güzel sürmeli gözü var ki sormayın ya. Bende teyze oluyorum sonunda. Tamam, kabul kitaba kumru teyzesi olarak ilk ben geçeceğim alkışa gerek yok.

Son zamanlarda enstrüman müzikler gece sefası listemde. Hala Ege bölgesinin tınısını ve zeytinyağı kokusunu taşıyan Ege’yi, Akdeniz’in iyot kokusunu ve zeytinyağlı dolma kokusunu taşıyan Yaşar’ı hala dinlemeyi bırakmış değilim.
Birde son zamanlarda Fox’da oynayan Arka Sıradakiler dizisinin fon’da çalan sanırsam klarnete’de hasta oluyorum. Yok, yani hap yâda şurupla geçmez bu hastalık.

Uzun süredir uyuz mu uyuz olduğum bir adam vardı. Belki bilirsiniz Şükrü Kızılot. Adam sırf muhasebe ilgili diye uyuz oluyordum. Malum muhasebeye uyuz olan biriyim içinde olsam da, İçimdeki ses adama bir şans vermeye karar verdi. Yok, yani her zaman yaptığım pinpiriklerimi kullanaraktan acele karar verdiğime karar verdim. Son zamanlarda yazılarını takip ediyorum da yavaştan hayran bile olmaya başladım. En son yazısını okudum da Maliyeciler artık çeyizi nerden aldın, faturası cart curtu gibi sorular ile baya terleteceklermiş. Ha bu arada düğünde takılan takılara karışan yokmuş. Ekim ayından itibaren de adam öldürenlere iki ayrı ceza geliyormuş. Birincisi mahkemenin vereceği ceza ikincisi ise öldürdüğün kişinin eşine ve çocuklarına maaş bağlama cezası. Bu malul bıraksan da geçerliymiş. Wişş dedim. Biraz tuhaf geldi bu durum.

—kadın cevap beklemeden de soru sorar. (mış).
—erkek kesinlikle cevap beklediğinde soru sorar. (mış).
—kadın neyin var diye sorulduğunda hiç bir şey cevabına inanmaz. (mış).
—erkek neyin var diye sorduğunda hiçbir şey cevabına inanır. (mış).

Ben bu erkek kadın ilişkilerine akıl sır erdiremiyorum valla he.

Başucu kitabı alacağım üç tane. Konusu ne din ile ilgili olsun ne aşk ne de psikoliji bu sefer sınırlarımın dışına çıkma kararı verdim. Kendimi ne işse enerjik hissediyorum yaf Allah nazarlardan saklasın. Bir haftadır midemi mahvetme şerefine midemi hasada bırakıyorum kısa süreliğine. Zavallı midem son bir haftadır hem kafamın içinde ki curcunalı partiden hem de işlerin yoğunluğu nedeni ile çok süründü. Artık hasat zamanı dinlenme zamanı.

Kendimi dünya’nın merkezi gibi görüyorum bugünlerde ne iş ise. Son zamanlarda eski dost sıfatı ile kim varsa hepsi ile karşılaşıyorum. Hayırdır inşallah loto, toto falanda tutturmadım ki o oyun dedikleri şans oyunlarını oynamayı bile bilmem. Bir ona el atmamıştım oda kalıversin yaf.

Dünya’ya her zamankinden daha bir meraklı bakıyorum. Elimde ki merceğin boyutunu değiştirdim daha ayrıntılı gören aldım.

Yeni istekler, arzular, yeni hobiler ve uğraşlar bulmak lazım. Yeni müzik tatları keşfetmek, Latin Afrika müzikleri ilgimi acayip kendilerine çekiyorlar inceleme ekibimi oraya göndermem gerek.(sahip olduğun tek şey bir çekiç ise her şeyi çivi olarak görürmüşsün. Abraham MASLOW Efendi demiş.)

Amma değişik bir günlük oldu bu yaf. Hafta sonu klasiğin sonuna gelmiş bulunuyorum. Hoşça kal ve bende kalın hehe.

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS

2 Haziran

Bekleyin anacım 2 Haziran ve sonrası bomba gibi geliyorum. Bambaşka pinpirikli pakize geliyor.:)

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS

Çıkmaz Sokak Sonunda Aşk‏

Çıkmaz sokaklarda anlamımı kaybettim, sondan başa kovuldum. Bakışlarımı yollarına zincirlemeyi denedim. Geceye en savunmasız sözleri astım. Kaçmak geri dönüşlere adım atmaktı. Adına 29 harfi sığdıramadım. Yeni lisan buldum gözlerine. Kimse bilmeyecek sana bakışlarımı. Çünkü ben sana kimsenin bilmediği bir lisan ile bakacağım.

Kendimi kaybettiğim sokaklarda.

Hep en son sayfada unutuldum. Hayat çizgisinde çelimsiz ifadelerimle seni ararken bir dilek tutup gönderdim gökyüzüne.

Hiç bilmediğin sözleri tut. Ben payıma düşeni alacağım. Bütün sevdiğin kadınların arasında bir damla gibi unutulup gideceğim. Biliyorum/bilmek rüyadan gerçeğe ani uyanış.


Umut dağıt!

En azını bana ver. Ben içimde sen ile çoğaltırım.

Bir ney sesinde unutulmuş unutuluştu aşkın. Hatırlamak için yola düştüm. Heybemde sana dair balonları saklarken.

Ürkek gülüşün yeni fırından çıkmış ekmek kokusu. Bilirsin sokak da en çok taze ekmek kokusunu severim. Kimsesiz bakışların dut gölgesi, …

Ben seni sevmeye en son sayfadan başlıyorum. Arama başını lisanımı çözemezsin.

Mayıs 2008

Hüzünler eflatun kokar, eflatun aşkı nakşedilmiş rengidir. Yani senin rengin.

***
Fotoğraf: Leonid Afremov

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS

Rezillik Sınırım Bile Ölçülemiyor

Kendimi koca taş yığını gibi hissediyorum.

Yani şu kum topraklardan oluşan yığınlardan değil he. Koca koca taş olan yığınlardan.

Aynaya baktığımda palyoço gibi suratımı değilde koca taş gibi görüyorum. Annecimmm ben bile korktum he.

Sanki inşaat ustaları işçilerini toplamış beynimin içinde yeni beyin inşaası yapıyorlar he. Tak tak.

Penceremde o sevdiğim kuşların cıvıltısı beynimin içinde büyüyor büyüyor.

Beynim sanki kocaman boş bir kazanın içinde ve çomçalar tak tak içimde ötüyor.

Patlamak üzere olduğum çok mu belli yahu.

Sabah güzel bir gün olacağını umarak uyandım. Ama nerdeee Mustafa’nın dediği gibi uyuzlukları görmek için bakarsan tabi onları görürsün demişti. Ama ne yapim anacım onlarda kendilerini göstermek için Mehmet Ali’nin parmağı gibi gözüme gözüme sokuyorlar kendilerini ben görmeyeyimde kimler görsün yani.

Dolmuşa bindim.

Arkada ki bayan iki kişi uzatırmısın demesiyle lrkildim aldım parayı kaptana uzattım lafa bakar mısınız?

-İki bayan alır mısın?

Rezillik

Aradan beş dakika geçmeden telefonum çaldı

-Tatlım Temmuzda Adana’ya geliyorum.

-İyi bende İstanbul’a gideceğim.

-Gidemezsin beni kim gezdirecek

-Ben sana bir tane klavye bulurum. (tabi burda kavalye demek isterken)

Pencereden dışarı bakarken Belediyenin kamyonlarından biri geçiyor. 3 tane tekeri var yaf neden her aracın iki tanede bu kamyonun 3 tane. Tamam bazı kamyonlar işi abartıp 4 tane bile koyuyorlar. Acaba biri yorulunca diğerimi devreye giriyor? Eee ikiside yorulunca ne oluyor!

….

Tamam anlaşıldı ben  NORMAL günümde değilim. Çok belli değil mi?

Beyin İstatislik kurumu rezilliğimin üst sevyelerde olduğunu saptamış hatta ölçmüş ama alet ölçemeyip patlamış bile ve bana beyin tatili verme kararında ortak olarak bulunmuş bulunuyorlar. Bu nasıl cümle ya

Ben bu uyuzluğumu nasıl atacağım derken kız kardeşimin mesaj sesi ile irkildim(bende amma irkilmeye başladım he )

Not: seni seviyorum

Dipnot; seni çoooook seviyorum

Yerin Dibi Not: Seni canımdan çooooooooook seviyorum

Yerin Yedi Kat Dibi Not;YAŞASIN PETROL BULDUM.

….

Allah’ım Nokta.

***
Fotoğraf: Leonid Afremov

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS

Hafta Sonunda Pinpirikli Pakize

Bütün gün mızmızlanıp oturmak istiyor canım bunun nedenini hala çözmüş değilim. Hatta bir kaşımı kaldırıp tavana bakıyorum. Minik kızın yaptığı gibi aklımı bulurum diye ama çık aklın beni bulacağı yok.

Uzun uğraşlar sonunda ayakta tutmayı başardım be benim gibisi var mı? Laf aramızda kendimi bugünlerde çok seviyorum. Başkası sevmiyormuş bana ne çokta değmiyor yani boşuna uğraşmayın(sözüm meclisten dışarı)Bana geldiğinde solgun bir külkedisi idi. Boynunu bükmüş ve kimsesizdi aldım onu sevdim okşadım galiba oda bana âşık oldu ki tüm güzelliği ile açıldı baksanıza.



Şunun güzelliğine bakar mısınız ya? Zarafetine. Tamam, benim diye bu kadar övgü ama haklı değil miyim ya. Saksısını değiştirme zamanı geldiğini gösterdi artık bu kadar alımlı bir külkedisine bu saksı hiç yakışmamış biliyorum. Ay ben bunu görünce benim duygularımda ayaklandı.

Kız külkedisi bak seni sonunda görücüye de çıkardım daha ne istersin ya. Yakında seni istemeye de gelirler. Çok mu abarttım ne?

Hafta içi canım çok sıkkında. Suratım belediye görevlilerin işlerini elinden aldı ve yerleri süpürmeye başladı. Yani yakında Adana’nın merkezi en temiz mahalle diye seçilirse bilin ki benim pek muhterem suratım yapmıştır. Bende oturdum evde balkonumda ki çiçeklerle uğraştım. Malum şehir artık taş yığınlarına kendini teslim ettiğinden beri bir avuç topraklarla enerji atıyoruz. Tüm suç yine bizim yani. Yakında balkonumu küçük sera evlere çevirirsem hiç şaşırmayın yani.

Buda bizim küçük çam fıstığımız. Malum büyüteceğiz sonra dikip tepesinden çam fıstığı yiyeceğiz tabi ömrümüz olur mu bilmem. Oda yaşar mı bilmiyorum ama özel çaba sarf ediyorum. Yakın da evi milli bahçeye benzeteceğim. İçine birkaç tane de tavşan inek tavuk attım mı annemde beni evden atacak. Hatta diyorum küçük bir tavuk çiftliği falanda mı kursam ne şöyle küçük, küçük civciv kümesi ay süper. Kafamda civcivler annecimm.
Kızım yavaş gel yine duvara toslayacak he.
Ya ne yapım topraktan ayrılamıyorum. Çok yakından çekmişim ya bulanık çıkmış. Bütün hafta sonunu miskinlik yaparak geçirdim. Ama nedense kendimi hala yorgun hissediyorum ya. Üstümde pijamalar ayağımda civcivli terliğimle elimde kahvem TV başında homurdandım. Yaf tatil yapmasam söyleniyorum tatil yapsam söyleniyorum anlamadım ben hala kendimi. Rahat batıyor anacım bana ben söyleyeyim size. Eşek gibi çalışacağım ondan sonra ayaklarım şişecek bide onun ağrısını çekeceğim ondan sonra kendimi iyi hissediyorum. Galiba bir gün işe yaramaz biri olmaktan korkuyorum. Pek işe yaradığımda söylenemez ama neyse. O kadar para döküp aldığım safahat kitabına başlayayım dedim. Hangi akla uyduğumu hala bilmiyorum. Hangi uyuz beni teşvik etti onu da bilmiyorum ama bu kitabı okuma zamanı için daha erken olduğuna karar verdim. Belki yaza. Herşeyin zamanı olduğu gibi bu kitabında zamanı var.Biraz hava atayım dedim ama hep bulanık çıkmış fotoğraflar. En yakın dostum her şeyim Ankara’ya düğüne gitmişti ve bana dönüşte ayraç almış. Ay ne kadar mutlu oldum bilseniz. Biliyorum ufacık şeyden mutlu olunur mu olunurrrrrrr. Benim gibi pinpirikli bir kız var başında. Ama gözü falan yok olunca yakışmıyor

arkasında yazan ve hep gizli olarak bana hitap şekli; Aha ordaki kız da ben pinpirikli Pakize sultan.Bir de hafta sonu bol, bol gazete okudum. Dünya’dan baya uzaklaştığımı fark ettim. Püf. O kadar ki youtube sitesinin yeniden yasaklandığını bile duymamışım. Yuh dediğinizi duyar gibiyim. Haklısınız da. Ama haberleri takip edince kendim den utanıyorum ya. Bu kadar rezillik olamaz ya. Ve bir işe yaramadığımı hissediyorum. Çaresizlik boyumuz kadar ve işe yaramamak. Ama neyse karar değiştirdim haberleri takip edeceğim.Pazar günü Hürriyet’i okurken Soner Yalçın’ın köşesindeki haber ‘Ali Rıza Efendi İle Zübeyde Hanım’ın evliliklerinden bahsediyordu bilinmeyen yüzlerinden.
Ve Ali Rıza Efendi Zübeyde Hanıma hitap şekli beni on ikiden vurdu
Gülzar-ı Cennetim Zübeyde’m kaç sevgili yâda evli çiftler eşine bu şekilde ifade ediyor ki? Yâda buna yakın ifadeler.Artık sevgi sözcükleri de kalktı. Arada duyuyorum balkona çıkınca;—şii baksana
—bakaleeeee
—babana seslensene kızım

—anneni çağırsana kızım

_ Heriffff

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS

Gözleri Siyaha Çalan Adam

Amacım birşeyler anlatmak değil yani boşuna beklemeyin.
Öylesine karamak için karalamış bulunuyorum. Dün kardeşimi kaçırma eyleminden sonra pazar günü çalışma cezası yedim iyi mi? Bari yanında arı balıda verselerdide olmayan iştahım açılsa idi pöf.
Ben pazar günü öğlene kadar uyuma planları kurarken (yandakide aynı ben)(bu mahkeme kararıda nerden çıktı.

Aldım kuzumu dondurmacıya götürdüm bir saat baş başa konuştuk gülüştük. O bir saat bana bir haftayı çuvalla vermiş gibi geldi.
Sakız çiğniyordu habire kız bırak dedimsede inat uyuz benim gibi bırakmadı
çakkıdı çakkıdı
oldu birde kenan doğuluyu getirim istersen dedim.
Güldü.
O çocuk gülüsemesi ile bir daha ne zaman görecem derken Temmuzda gideceğim aklıma geldi.
Temmuzda gidecektim ne üzülmeye değerdi aklıma kına yakayım emi!
Aslında sakız çiğnemesinin tek sebebinin gideceğim diye üzüntüsünü belli etmemek için ağzı ile spor yapıyordu anladım ben
Çok zekiyim çokkk.

Elimde küçük çanta ile otobüsün gelmesini beklerken,
Babama İstanbul’a gelirsem uçakla geleceğimi yolları çekemem ben demiştim oda,
İstabul’a gelirsen otobüsle gel hatta İstanbul’a gelişi sabaha ayarla o güzellikleri gör. Yoksa istersen yine gel uçakla ama güzellikleri göremezsin.
Haklı babam güzellik lazım bana. Güzel olabilmem için.(buda ben)

Otobüs beklerken gözleri siyaha çalan bir genç ile gözgöze geldim.
Elini çenesine koymuş bir noktaya bakıyordu. İki kaşının arasında çizgi. Bu çizgi çaresizliğin işareti biliyorum.
Nerden biliyon belki derisi gevşemiştir demeyin.
Öyle derindi ki bakışı yanına oturmak geldi içimden. Beyaz teni kıvırcık siyah saçları. Oldu olası beni beyaz tenliler çekmiştir. Ama hiç bir zaman benim olsun demedim. Yani olursada hayır demem dememi beklemeyin.

Gözleri siyaha çalan adam
Hangi gece de çaldın siyah çarşafı gözlerine
Gözleri geceye çalan adam
Çarşaf niyetine neden saldın üzerine bu siyahı

Öyle işte köylü köyüne evli evine. Ahhh ahhh beni ne falcılar astronotlar istedide varmadım.

Elim yüreğimde yine onun hasreti ile kaldım Kokusu koynumda
yazması yatağımda kaldı…

şiii yanlış anlamayın yaf

***
Fotoğraf: Leonid Afremov

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS

Gülümsemenin Makyajı

Yağmurun yağması için dilekler gönderirken gökyüzüne
Ve rüzgar beni mutlu etmek için etrafımda palyoçuluk yaparken,
Karnımda uğultu şeklinde ağrılar gezerken,
Gülmek hiç içimden gelmezken
Ve ben sadece sevdiğim insanlar için dudaklarıma gülümse takarken,
Canım kahve çekti.
Ateşimde varken sıcak kahve ne kadar iyi gelir bilemiyorum.
Derler ki; Harareti hararet alırmış.’
Tartışılır.
Aynadaki yüzüm solgun, kendime çeki düzen vermem gerek derken
Aklıma Canan Tan’ın kitabından bir söz geldi aklıma;
-’En etkili makyajın ‘gülümseme’ olduğunu asla ‘unutma’!-
Gülümsememi soldurmamalıydım.

***
Fotoğraf: Alexandru Robert, Agrapine

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS

Çikolatalarımı Kovamda Saklarken

Kimin ne yaptığını bilmiyorum bugünlerde.
İlgi alanıma da girmiyor dersem yeridir yani.
İyi niyetlerimin limiti bitmiş. Almak için siparişte vermedim. Balkonumdan gelen menekşe ve papatya kokuları aklımı alırken,
Havlayan köpek bütün cesaretimi aldı geceye.
Sevmiyorum havlayan köpekleri, sanki uğursuzluk getirecek gibi.
Annemin ayaklarına sığınmak gerek…
Gözlerimi kapatıp,
Aklımı bu şehirden kaçırmak istiyorum.
Usul, usul rüzgârın estiği bir tepede, ahşap bir evin terasında gözlerimi açmak geliyor.
Önümde sonsuzluğuna inandığım deniz
Ve -hadi gel oynayalım- diyen ve beni baştan çıkaran kumlar.
Ayaklarım gıdıklandı gibi sanki.
Ben hiç kumdan kaleler yapmadım.
Hiç küreğimle kovam olmadı.
Ne zaman televizyonda kumlarla oynaşan çocuklar görsem aklımın yarısı o çocuklarda kalır.


Eksikliğini hissediyorum, çocukluğumun.
Hiç bebeğim olamadı, yâda ne bilim oyuncağım. Babam eve gelirken hiç çikolata getirmedi. Zaten onu da çocukluğumda hiç görmedim.
Belki de bu yüzden çocukluğa bu kadar açlığım,
Belki de bu yüzden nerde bir ayıcık yâda alımlı bir bebek görsem saldırışım.
Marketlerde ilk çikolataya saldırışım.
Kim bilir belki de çocukluğum eksikliğidir.
Avazım çıktığı kadar şarkı söyleyip,
Çenem ağrıyasıya kadar konuşmam
Sonra utanıp
Avazım çıktığı kadar susuşum.
Bağışlayın gelgitlerimi…
Şimdi çocuk olmak var,
Ahşap bir evin terasında,
Rüzgâr saçlarımda,
Karşımda sonsuzluğuna inandığım deniz
Bir kovam ve bir küreğimle,
Çikolatalarımı kovamda saklarken

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS

Geceye Yama

Düşsüz bir sabah,
Kalpsiz bir geceden sonra…
Vurdumduymaz bir mevsim,
Her şeyi yoluna koymak isteyen bir masa,
Her kanalda seni hatırlatan bir televizyon,
Her tarafı sen kokan bir ev,
Birde darmadağın olmuş bir ben…
Ben işte,
Her ne kadar senden sonra bir ben kalmışsa…
Her adımda kırgınlık tohumları diken,
Sessiz ağıtları olan biri işte…
Biliyorsun dünyamdan gittiğinden beri,
Yıldızlarım düştü gökyüzümden…
Bende geceyi sen ile yamaladım.
Ama bir süre sonra
Yok, oluyordu umutsuz avuçlarımda sen ile…
Yalancı bir hayal ne kadar direnebilirdi ki
Asi geceye…
Gecem ki masumdu,
Gecem tutsak,
Bir dokunuşta yakardın gecemi bütün varlığınla…
Bir dokunuş değil,
Bir gidiş kondurdun geceme.
Gecem yamalandı,
Yıldızlarım düştü,
Ben dağıldım,
Bir ömür eskici vitrinlerine kaldırıldı
Satlık ve vurdumduymaz bir mevsimde…
Şimdi,
Her şeyi yoluna koymak isteyen bir masa
Vurdumduymaz bir mevsim,
Ve kırgınlıklarımı doldurduğum kahvem ile
Yıldızsız geceme yama yapıyorum
Bir nefeslik…

06.05.2007(…)Tozsuz düşler…

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS

Gecedeki yabancı…

Parmaklarımın arasına hapsettim seni,
Her bulaşık yıkayışımda biraz daha yok oluyorsun
Ömrümden… Artık hiç bir şey hissetmiyorum ruhuna, Bir gece aniden ölürsem,
Vasiyetimi geceye astım. Hilal çıktığında anlatsın size… Şimdi çıkıyorum bu evden
Şu kapıdan çıkınca. Bütün yaşanılan saniyeler kendilerini vuracaklar. Sakın ağlama gidişime. Çünkü biz bunu hak ettik
Eğer ağlarsan; Erken ölür ömrümüz,
Ve ben çıkmadan kapıdan ölür ‘biz’
Sahi uzun zamandır ‘biz’ kaldı mı?
İncittiğimiz bakışlar, Kırdığımız gülüşler, Yarım bırakılan suskunluklar
Hepsi yok etti ‘biz’i… 

Aldığım kupa bardaklarını, Ömrümüzü koyduğumuz çerçeveleri, Annenin adlığı pelüşü sana bırakıyorum.
Ben ise; Ellerimde ve saçlarımda bıraktığın. İzlerini alıyorum
Birde, Çaldığımız ömürlerin diğer parçasını…

Avuçlarımda sıcacık parmakların, Ruhum ise buz gibi…  Yaşanmışlıkları daha rafa kaldırmadım. Çünkü hala sıcacıklar. Biraz soğusun. Onları da rafa kaldıracağım
Sen istediğini yapmakta serbestsin. Çöpe at istersen ki sana nefret bulaştırdıysam…

İnsan neden üşür ayrılınca?
Tanıdık olan iki insanın yabancı olmasından mı?
Söylesene yabancılık mı üşütür insanı?


Fotoğraf:
Alex Edgar

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS