İlk Nur’uma

İçimde bir şey var bugün.
Ruhumun kıyısında kırmızı etekli, yeşil tokalı kızlar ip atlıyor.
Küçük erkekler top koşturuyor.
Köşede biri Pinokyo’yu okuyor. Kırmızı ayakkabılı bir kız ayakkabısının tekini arıyor.

İçimde bir şey var bugün.
Bütün pencereler bugün güneşe açıyor yüreklerini. Bütün çorak topraklar yeşile çalıyor. Çocuklar serilsin diye bedenine.
Bütün güzel rüyalar iyilikle anlaşma yapmışlar. Çocukların rüyalarına girip bütün güzel rüyaları gerçekleştireceklermiş.


Bir bebeğimiz olacak biliyor musun?
Küçük elleri, kibrit gibi parmakları olan,
Minnacık ağzı, erik gibi burnu olan,
En önemlisi bir avucumun içini doldurmayacak kadar yüreği olan…

Ya bunun anlamını biliyor musun bir bebeğimiz olacak?
O ufacık damarlarının belli olacağı bir tene sahip olan,
Gül gibi kokan,
Yağmur gibi kokan,
Gülmesi tınılı,
Ağlaması acı ile özdeşleşmiş bütün keman seslerinden daha çok koyan.

Ben bugün teyze oluyorum. Derlerdi ‘teyze anne yarısıdır’ diye. İnsan içinde olmadığı durumu anlayamayacağı gibi bu söze de tam gönülden ‘he hı’ demiyordum.
Şimdi anlıyorum. Yüreğim yerinden çıkmak ve kuzumun yanına uçmak istiyor. Onun hep yanında olmak istiyor. Meleğimin her yeni anında hep bir nefes uzağında olmak, ilk tekme atışında mesela…
Of nen of…

Ah, ah bu bebek bilmiyorum ne kadar zırdeli bir teyzesi olacağından biri haber versin yaf…
Sonuçları aldığımızdan beri;
Ben havalarda uçuyorum bebe centerlerin önünden geçiyorum
Annesini sormayın zaten hala yeryüzüne indiremedik
Babasımı aman aman hala uzay boşluğunda Türk Folklor grubunu kurdu
Anneannesi mi? Patik örmeye başladı

19.06.2008
Endamın yeter senin…

Not:İlk Nuruma derken isim olarak değil gönlüme düşen nur diye düşünerekten yazdım…

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS

İnsan Özünü Özler mi?

goruntu177.jpg

Bir varmış bir yokmuş masallarımızda tükeniyor hızla.

Neden!?

Neden gitmek için geliriz?
Neden bitirmek için severiz?
Neden vazgeçmek için bağlanırız?

Aşk; Kundaktaki bebeğini bırakıp gideli çok oldu.

İnsan;
Serin Haziran sabahlarında mutfaktan gelen -nane- kokusunu özler mi?

Pide ekmeğinin küçük dilimlerinin arasına bir tane çilek koyup onun çilek kokusunu özler mi?

Kuyruğa girip taze ekmek kokusu eşliğinde pide kuyruğunu özler mi?

Özlermiş…

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS

Perde Arkası Soluklanmalar


Nerde kalmıştık. Kaldığımız yerden devam edelim. Bugünlerde fazla romantiğim. E böyle ormantik olunca toparlanmak zor oluyor. Aşk meşk fazla ayağıma dolandı bugünlerde. Ama bak kızım dedim. Hemen hazır ol duruşuna geçti. Malum beni hiç kıramaz pinpirikli kızımız. Yeniden toparlandım bu kadar dağınıklık yeter ama dimi?

Bak aşk meşk kafamın tasını attırma fena olur. (Menenjit kaçtı biraz bugün bana) ya tamam kafayı anladık tası anlamış değilim. Kafanın üstünde ne işi var? Varsa neden atıyorsun yazık değil mi Yaf. Çorba yemek falan yaparsın. Yok, bizim dilimiz gibisi var mı? Yok, onun için sonuna kadar kullanıyoruz.

Etrafımda ki insanlara bakıyorum dilleri pabuç kadar. Sonra da dönüp diyorlar ki sen kendi diline bak. Bakıyorum pabucum kısa benim. E o zaman dilimde kısadır dimi?

Bugünlerde dünya bir acayip ya, Nereye gidiyoruz? Arka fonda cem karaca bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete. Valla Cem abi ben at arabası ile gitmek istiyorum nasıl olacak? İsteyen uçak da kiralayabiliriz. Döbe yarabbim!

İnsanlar tuhaf şeylerle uğraşıyor. Neden hayatımızı boşa harcamakta üstümüze yok ki anlamıyorum. Nerde anlamsız, zamanı boşa harcayacak olay varsa onlara mıknatıs gibi yapışıyoruz.( olayı daha fazla açmıyorum örnek verirsem net tabanı çöker o kadar çok yani.) ömrümüzü mahvettikçe mahvediyoruz oh karşısına geçip birde ağıt yakmıyor muyuz anacım bitiyorum şekil ben! Ayşe teyzeden sipariş ettim hayatımı Ace ile yıkayıp bembeyaz yapacağım.


Arkadaşlarımın arkadaş olduklarını daha iyi anlıyorum son günlerde. Ben mesaj çekmezsem kimse beni arayıp sormuyor. İşin tuhaf tarafı da mesaj atan benim aramıyorum diye sitemler alan yine ben. Mesaj atarken ben seni aramıyorum dikkatini çekmek istiyorum. Diye yanlışlıkla mesaj mı atıyorum acaba?

Herkes herkese sırtını dönmüş durumda, yok yani bu yeni moda sırt sırta verip otururken destek almak için mi ki?

Bir gün insan; en yakın dostunu, her şeyini bir gün içten içe sana karşı köyler kurduğunu fark ederse ne olur? Sana bakarken çiçekli!!, çiçekli!! Baktığını fark edersen? Aslında sen onun; senin hep Leyla olmanı istediğini sanarken senin kargamel olmanı istediğini fark edersen ya? Bu konu hakkında o kadar çok cümleler yazarım ki anlatamam. Ama değmeyecek!

Kıskançlık;

Neden bir insan saf duyguları bırakıp bu duyguları giyme ihtiyacı duyar ki?

Neden hayatın en saf yönünü bu duygular ile lekeler ki? Buna Ayşe teyze bile çare olmaz! (her zaman ki gibi istisnalar karnede ki notları bozmaz!)

Lanetler okuyasım geliyor ama ne yazık ki bu duygunun alfabesini bilmiyorum. Bana hiçbir zaman kıskançlık ve lanet harflerini öğretmediler.

İçim bunu fark ettiğimden beri parça, parça. Bir haftadır ne yerdeyim ne de annemin püf yastığında! Birleştiremedim hala parçalarımı. Ki birleştirme gibi bir niyetim yok. Bizim köşede ki terziye götürüp çift dikiş attıracağım ki bir daha gereksiz etkiler ile parçalanmasın! Pembe rüyalarla tavuk kümesinde oyunlar oynadığım için kendime ceza ihbarnameleri gönderiyorum!

Günler ağır.
Günler ölüm haberleriyle geliyor.
En güzel dünyaları/yaktık ellerimizle
ve gözümüzde kaybettik ağlamayı :
bizi bir parça hazin ve dimdik bırakıp/gözyaşlarımız gittiler
ve bundan dolayı/biz unuttuk bağışlamayı…

Varılacak yere /kan içinde varılacaktır.
Ve zafer /artık hiçbir şeyi affetmeyecek kadar /tırnakla sökülüp/ koparılacaktır…

1941 Nazım Hikmet


Haziran 2008

Küçük Kalp Notu; Rüzgâr deydi gönlüme. Çıkmak neden zor bu fırtınadan? İçine aldıkça alıyor. Kurtulamıyorum. Kendime sözler verip sonra çiğnemek hakaret oluyor gönlüme. Kaçtıkça girdaba takılmak, Rüyalardan kaçmak neden bu kadar zor?

Dip Not; Bugünler de küçük bir süprize ihtiyacım var sanırsam. Kalbimin ağrısını unutup onla uğraşabilmek için. Amaaa nerdeee süpriz alsam sanırsam (hep vermeye alış olduğumdan) kötü birşey diye arkama bakmadan kaçarım

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS

Tek Kişilik Vals

Bekledim,
Bir ekmek kokusuna kanıp saatlerce sıcak ekmeği bekler gibi bekledim.
Sustum,
Arsız bir yanılgıdan sonra yanlışa sessiz ağıt gibi sustum.

Beklenen gel(e)medi, susan konuş(a)madı.

Canım acıyor, avucumdaki can kırıkları batıyor bugün bedenime.
Bebeksi bir tende unutulmuş öpücük gibiydi usulluğum.

En savunmasız yenilgimi resmediyorum aynalara. Düşlerim asılı kaldı kimsesiz kaldırım direklerinde. Kimse sormadı ‘son isteğini’. Bilindik cevaplar olduğu için mi?
Huzurum eridi buhar oldu yüreğimin kırgınlığına/kırıklığına. Edepsiz susuşlarım perdeyi yırttığında beri hiç güfteye tutunamıyorum, sevdanın yüzüne bakamıyorum.

Arsız bir rüyadan uyanmak isterken uyanamamak gibiydi. Bağırmak, haykırmak isterken seslerimi kitap arasında unutmuş gibiydim. Bu düş bozumu ellerimi kanatıyor vakitli vakitsiz.

Bu çırpınışlarım, ah çırpınışlarım…
Boş yere çabayla hazırlanmış ürkek bir tezdi. Gereksiz çalışılmış/hazırlanmış tek kişilik tiyatro oyunu.
Bir kare içinde dondurulmuş umut parçasıydı siyah beyaz.

Defterimin arasında kurutuyorum sözlerini. Defterimin kokusu dağılıyor yedi iklime. Çikolata kokusu… Ve düş parçacıkları dökülüyor ruhumdan,
Tek kişilik.



Sen; en zamansız yenilginin en güzel anı, En ateşli tango dansında unutulmuş bir karanfil. Ve tınılar arasında kaybolmuş özgürlük.

Bir gitarın yaz ve aşk melodilerine bıraktım düşlerimi, çırılçıplak soyunan benliğimi ayak yalın kumlara saldım.

Sen; bir çingenenin ayak yalın dansın da kaybolmuş hırçınlık,
Hayatın dansı,
Ve en ulaşılmazım.

Haziran 2008

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS

Artık Özgür Bütün Deniz Feneri Bekçileri

Sana hayatın en kullanılmamış yönü ile bakıyorum. Yüzümün hüzünden, en aydınlatılmış zamanı ile. Hiç adım atmadığım, yabancı olduğum sokaklarda yürüdüğüm gibi, yürüyorum hayatında. Öyle korkak, öyle meraklı, öyle arzulu…

Hani yazar diyor ya ‘oysa sen en sağır yaramsın yüreğimde’ peki sen neden en kırılgan ve hassas yarasın ki içimde? Yeni düştüğün için mi yüreğime? İzlerin yeni diye mi?

Sen düştüğünden beri utangaç kalemime ‘içimde yalınayak bir çocuk, simit atıyor aşkını arayan martılara’. Ayakuçlarıma yazdım adını bütün sokaklarda sen, bütün duraklarda inatçı bir kelime adın. Bir ilkokul çocuğu tavrı ile bütün köşe başlarına kurşun kalem ile adını karalıyorum. Besleme çantamda saklıyorum huysuzluğunu. Kitabımın arasında kurutulmak için saklanan sözlerin. Sıralarıma kalp çizip adını içine yerleştiriyorum. Kendi adımı yazamıyorum adının yanına yakışmayacak düşüncesi ile. Bütün şehir artık sen kokuyor.

Yabancı olduğun, hissedemediğin, sokaklarında kendini kaybedemediğin, daha önce hiç aklına getirmediğin, ikliminde yara almadığın bu şehir. Evet, adını bile anmadığın bu şehir sen kokuyor.

Yüreğimdeki bütün kahramanları öldürdüm, bir gece kalemim adını ilk hecelediğinde. Ne uyuyan güzeli öpen prens kaldı, ne pamuk prensesi Kurtalan atlı.

Kalemime bulaşmasın diye kıskançlıkları intihar süsü verdim.




Yorgun gözlerin değdiğinden beri uyurgezer masalıma, sol yanıma bir kapı açtı gözlerin. Gece/dolunay düşünce pencereme yastık altlarına sakladığım düşlerimi yeniden çıkardım. Artık ürkek dolaşmayacak düşlerim gece 12’den ve herkes kendini avutmak için uykuya daldıktan sonra. Dedim ya gözlerin sol yanıma bir kapı açtığından beri ben her şeyi özgür bıraktım.

Tenime özgürlük düştü…

Eldivenimi çıkardım artık. İhanet ve acımasızlık kokan, aldanış ve umutsuzluk ile lekelenmiş eldivenimi. Özgürlük düştü ya tenime. Yalın elimle dokunuyorum dünya’ya. Güllere dokunuyorum en çok da
hani derler ya yâr en çok gül kokar.
Kim bilir belki sen kokarsın.

Dikenleri batıyor, sana kanamadan, kanıyorum.
Ben yar’dan yar’a almak için çıkıyorum yola.




y1pvafvc_mtpc_oauwvdyadllkchdg8xcdovmy5mejnmrgv1dh-rilazvybfdwcuo6l6sse8w1unce.jpg

Yüreğim, yolunu gözleyen deniz feneri. Artık çıkarıyorum yüreğimin fenerinden karanlık bekçilerimi. Kilitli olan kapıları açıyorum, pencereleri ve kilitli ne varsa açıyorum hepsini. Doluyor gönlüme rüzgâr. En çok da aklımın duvarlarını sana açıyorum. Düştü ya tenime özgürlük, düştün ya gözlerime, artık özgür bütün deniz feneri bekçileri.

y1pvafvc_mtpc9gdsotkfcpi5wjhyvpyq_gwu5dkoh88ahne5f7a8otimcic0ohseaqt-ihl0hglne.jpg

Aynada ördüm saçlarımın her bir teline ‘usulluğunu’,
Bir parça ‘çekingenliğini’ sürdüm yanaklarıma
Ben al, al oldum.
Sardım gözlerime bir miktar ‘dalgınlığını’.

Keşfedilmemiş yalnızlığını giyinip çıkıyorum yabancısı olduğun şehrime. Avuçlarımda sana yazılmak için niyetlenmiş sözcükler. Yeni gün Merhaba.

25 Mayıs 2008
İçimde ki hüzün yüzüme oturmasa da
Bu acı beni yerden yere savurmasa da
Gözümden başka bir yerden okunmasa da,
Kim demiş mutlu olduğumu?




  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS

Sözcüklerin Firarı Ve Tatil Düşüşleri


Bugünlerde herkeste aynı şey var. Sözcüklerin firarı. E peki bu sözcüklerimiz cümlelerimiz nerde? Acep bizden habersiz mangal partisine falan mı gittiler? A’lar sedirde beş taş oynarken, B’ler salıncak kurup birbirlerini mi sallıyorlar yoksa? Ya C’ler sörf yapmaya gitmiş olabilirler mi? D’leri sormuyorum zaten dedemgillere ziyarete gitmedikleri kesin. Bütün harfler çift oluşturup ‘Lambada’ oynarken zavallı Z’de benim gibi yalnız kaldı bende onu mu koluma taksam ne? Ama yok anam bu Z; geceleri zııııı demesinden uyuyamam aman kalsın.



Yaz geldi malum herkes tatil planları yapıyor kimisi üç ay yapacak özellikle eğitim çevresi, kimisi bir yâda iki hafta bizim gibi garip pinpirikliler. Tabi kimisi var ki tatil planları gözlerinin önünde kuş misali uçuyor ki bu takımın başını ben çekiyorum. Aklımdan neler geçmiyor ki bir hafta içinde dünyayı gezme hayali ile ıslanırken, bir yanım Antalya’da yakamozda dans etmek istiyor. Gözümde canlanıyor. Tatile ayrıldığım günün akşamı bir sahafa gidip elimi yüzümü ayağımı kitaplarla doldurmuş bir şekilde evden içeri giriyorum tabi annem beni kapı dışarı ediyormuş. Yeni kek tarifleri öğrenip mutfağı batırıyormuşum annem odama kilitliyormuş malum o mutfağın temizliği bir haftada biter. Yeni çiçek listeleri ekledim listeme onları almaya gidermişim sera bahçelerine, adamla oturup pazarlık yapmak için adamın kafasında saç bırakmazken evde olmayacağımı düşünüp eli boş dönermişim. İki balık alma planı yaparken o balıkları alıp denize atarmışım. Falanda filan, carta curt işte, Tabi ben bu cici, cici planları yaparken tatil yapamayıp gökyüzünden yeryüzüne taş gibi düşermişim. Başımda vampirler uçarmış. Püf. Ay yeterrrrrrr. Ya ben tatil yapma istiyorum çok yorgunum ya. Ama bende ki bu enerjiyi ve neşeyi görenler benim tatile ihtiyacım olmadığını düşünüyor. Çocuklar Duymasın dizisindeki taş fırın Haluk’tan ders mi almalı acep hasta rolü oynamak için?


Müjde arkadaşlar teyze oldum. Kumrularımın iki tane bebeği oldu ama hala kız mı erkek mi olduğunu bulamadık. Malum isim bulup kuş nüfus müdürlüğünden bizim aileye mensup olduğuna dair kimlik çıkaracağız. Akşam işten eve döndüm. Zaten başka ne yapıyorum Perşembe Cuma Perşembe Cuma der gibi işten eve evden işe.Kapıda kardeşim bağırıyor —abla müjdemi isterim dedi tatile mi çıkıyoruz? Dedim baygın, baydın —hayır dedi. Tamam, tatil bize gelecek —hayır, abla dedi. —Tamam, anladım beni paketleyip Yurtiçi Kargo ile Hawaii’ye gönderiyorsunuz. —Hayır. —Ay yeter kazana düştüm sıkıldım ne peki? —Teyze oldun. —Hınk? —Kumruların iki tane bebeği oldu. —Yalan! İnanmakla inanmamak arasında ki pozisyon, —Valla. Kendimi bir an hastane koridorlarında çocuk bekleyene babalara benzettim. Iy ben bayanım ama neyse. O çocuk sesini duyamadım ama saatlerce pencere kenarında anne kumrunun altında sakladığı yeğenimi görmek için elim yanağımda of pof sözleri ile bekledim. Sonuç negatif göremedim. Belki bugün görebilirim ne dersiniz? Sarıya çalıyormuş rengi annem öyle dedi. Flaş bellekte ki sorunumu halledeyim fotoğraflarını koyacağım bekleyin. Sabah, sabah kuzumun(kız kardeşim) mesajı ile dünyaya yeniden bağladım malum dünya ile uzay boşluğu arasında aslı duruyordum da. Sen bazen dudağıma bir gülücük, yüreğimde yanan ateş ve bazen de gözlerimden akan yaşsın! Ama en önemlisi sen her zaman benim küçücük yüreğimde kocaman sevdiğim ‘ABLAMSIN’. Çok özledim ben Yaf bu kızı!

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS

Hafta Sonu Klasiği


Bu hayatında da elinden tutulmaz artık! Kahraman Taze oğlu’ndan esinlenme.

Şimdi aşağıdaki yazıda Haziran’ı bekleyin bomba gibi geliyorum dedim ya. Bir tür deneme yani. Hani hep TV’lerde yazıyorlar yok şu tarihi bekleyin yok bu zamanı bekleyin diye bende merak saldım bu sözlere bende yazayım dedim. Sonunda ne var diye ama hiç bir şey olmadı ki Peh. Belki hani hediye falan verirler yok anacım siz denemeyin bir şey yok.

Sabah bir giyinmişim bir giyinmişim ki sormayın gitsin. Yok, yani sırf annem hatırına yoksa öyle şatafatlı giyinen bir tür değilim. Her zaman aynı anda dolmuşa bindiğimiz beyefendi!!!! Beni böyle görünce bir bakış bir kestirme ki sormayın yok yani kılık insanı adam ediyorsa yâda güzel yapıyorsa biz herkese fistanlar falan erkeklere de takım geçirip salalım meydana. Hani bilmiyorsak söyleyin de öğreneyim bende.
Şimdi bu beyefendi! Dolmuşa benden önce bindi tamam normal. Dolmuşta öndeki koltuktan başka yer olmadığından mecburen yanına oturmam gerekti ama ne kibarlıktır ki! ‘pencere kenarına siz geçin’ demez mi? A ne büyük keyif hangi kız sevmez ki pencere kenarını. Ama dedim ya annemin normal olmayan kızı olduğumdan ‘yok efendim siz geçin’ dedim ve ısrar ettim tabi beyefendi! Israrıma dayanmadı oturdu. Nezaketten yâda pencere kenarını sevmediğimden değil hani. Sabahları pencere kenarı acayip güneş ve yakıcı olduğundan güneşten kaçmaktı amacım. Yani gıcık olduğumdan değil ne haddimize efendim!

Çok güzel ve değişik bir hafta sonu geçirdim. Tam dinlenemesem de. benim için yeni başlangıçlar olacağına inandığım yeni dönemler olacağını söylüyor içimdeki ses. Her ne hikmetse olması gereken zamanda gıkı çıkmaz içimde ki aziz muhteremin ama olmaması gereken zamanlar car, car benim çenemi de geçiyor.

Penceremdeki üzümlerin olması yakındır kocaman oldular. Dama çıkıp hoplayıp zıplamama gerek kalmayacak. Yâda dalın üzerine at şekline geçip ıkına pıkına sıkıcı durumlara girmemede gerek olmayacak. Bir yeni haber daha penceremde bir kumru yuva yapmış iki tanede yumurtası Allah’ım ne güzel ailemiz yeni bireylere sahip olacak süper. Kumrumuzun güzel mi güzel sürmeli gözü var ki sormayın ya. Bende teyze oluyorum sonunda. Tamam, kabul kitaba kumru teyzesi olarak ilk ben geçeceğim alkışa gerek yok.

Son zamanlarda enstrüman müzikler gece sefası listemde. Hala Ege bölgesinin tınısını ve zeytinyağı kokusunu taşıyan Ege’yi, Akdeniz’in iyot kokusunu ve zeytinyağlı dolma kokusunu taşıyan Yaşar’ı hala dinlemeyi bırakmış değilim.
Birde son zamanlarda Fox’da oynayan Arka Sıradakiler dizisinin fon’da çalan sanırsam klarnete’de hasta oluyorum. Yok, yani hap yâda şurupla geçmez bu hastalık.

Uzun süredir uyuz mu uyuz olduğum bir adam vardı. Belki bilirsiniz Şükrü Kızılot. Adam sırf muhasebe ilgili diye uyuz oluyordum. Malum muhasebeye uyuz olan biriyim içinde olsam da, İçimdeki ses adama bir şans vermeye karar verdi. Yok, yani her zaman yaptığım pinpiriklerimi kullanaraktan acele karar verdiğime karar verdim. Son zamanlarda yazılarını takip ediyorum da yavaştan hayran bile olmaya başladım. En son yazısını okudum da Maliyeciler artık çeyizi nerden aldın, faturası cart curtu gibi sorular ile baya terleteceklermiş. Ha bu arada düğünde takılan takılara karışan yokmuş. Ekim ayından itibaren de adam öldürenlere iki ayrı ceza geliyormuş. Birincisi mahkemenin vereceği ceza ikincisi ise öldürdüğün kişinin eşine ve çocuklarına maaş bağlama cezası. Bu malul bıraksan da geçerliymiş. Wişş dedim. Biraz tuhaf geldi bu durum.

—kadın cevap beklemeden de soru sorar. (mış).
—erkek kesinlikle cevap beklediğinde soru sorar. (mış).
—kadın neyin var diye sorulduğunda hiç bir şey cevabına inanmaz. (mış).
—erkek neyin var diye sorduğunda hiçbir şey cevabına inanır. (mış).

Ben bu erkek kadın ilişkilerine akıl sır erdiremiyorum valla he.

Başucu kitabı alacağım üç tane. Konusu ne din ile ilgili olsun ne aşk ne de psikoliji bu sefer sınırlarımın dışına çıkma kararı verdim. Kendimi ne işse enerjik hissediyorum yaf Allah nazarlardan saklasın. Bir haftadır midemi mahvetme şerefine midemi hasada bırakıyorum kısa süreliğine. Zavallı midem son bir haftadır hem kafamın içinde ki curcunalı partiden hem de işlerin yoğunluğu nedeni ile çok süründü. Artık hasat zamanı dinlenme zamanı.

Kendimi dünya’nın merkezi gibi görüyorum bugünlerde ne iş ise. Son zamanlarda eski dost sıfatı ile kim varsa hepsi ile karşılaşıyorum. Hayırdır inşallah loto, toto falanda tutturmadım ki o oyun dedikleri şans oyunlarını oynamayı bile bilmem. Bir ona el atmamıştım oda kalıversin yaf.

Dünya’ya her zamankinden daha bir meraklı bakıyorum. Elimde ki merceğin boyutunu değiştirdim daha ayrıntılı gören aldım.

Yeni istekler, arzular, yeni hobiler ve uğraşlar bulmak lazım. Yeni müzik tatları keşfetmek, Latin Afrika müzikleri ilgimi acayip kendilerine çekiyorlar inceleme ekibimi oraya göndermem gerek.(sahip olduğun tek şey bir çekiç ise her şeyi çivi olarak görürmüşsün. Abraham MASLOW Efendi demiş.)

Amma değişik bir günlük oldu bu yaf. Hafta sonu klasiğin sonuna gelmiş bulunuyorum. Hoşça kal ve bende kalın hehe.

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS

2 Haziran

Bekleyin anacım 2 Haziran ve sonrası bomba gibi geliyorum. Bambaşka pinpirikli pakize geliyor.:)

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS

Çıkmaz Sokak Sonunda Aşk‏

Çıkmaz sokaklarda anlamımı kaybettim, sondan başa kovuldum. Bakışlarımı yollarına zincirlemeyi denedim. Geceye en savunmasız sözleri astım. Kaçmak geri dönüşlere adım atmaktı. Adına 29 harfi sığdıramadım. Yeni lisan buldum gözlerine. Kimse bilmeyecek sana bakışlarımı. Çünkü ben sana kimsenin bilmediği bir lisan ile bakacağım.

Kendimi kaybettiğim sokaklarda.

Hep en son sayfada unutuldum. Hayat çizgisinde çelimsiz ifadelerimle seni ararken bir dilek tutup gönderdim gökyüzüne.

Hiç bilmediğin sözleri tut. Ben payıma düşeni alacağım. Bütün sevdiğin kadınların arasında bir damla gibi unutulup gideceğim. Biliyorum/bilmek rüyadan gerçeğe ani uyanış.


Umut dağıt!

En azını bana ver. Ben içimde sen ile çoğaltırım.

Bir ney sesinde unutulmuş unutuluştu aşkın. Hatırlamak için yola düştüm. Heybemde sana dair balonları saklarken.

Ürkek gülüşün yeni fırından çıkmış ekmek kokusu. Bilirsin sokak da en çok taze ekmek kokusunu severim. Kimsesiz bakışların dut gölgesi, …

Ben seni sevmeye en son sayfadan başlıyorum. Arama başını lisanımı çözemezsin.

Mayıs 2008

Hüzünler eflatun kokar, eflatun aşkı nakşedilmiş rengidir. Yani senin rengin.

***
Fotoğraf: Leonid Afremov

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS

Rezillik Sınırım Bile Ölçülemiyor

Kendimi koca taş yığını gibi hissediyorum.

Yani şu kum topraklardan oluşan yığınlardan değil he. Koca koca taş olan yığınlardan.

Aynaya baktığımda palyoço gibi suratımı değilde koca taş gibi görüyorum. Annecimmm ben bile korktum he.

Sanki inşaat ustaları işçilerini toplamış beynimin içinde yeni beyin inşaası yapıyorlar he. Tak tak.

Penceremde o sevdiğim kuşların cıvıltısı beynimin içinde büyüyor büyüyor.

Beynim sanki kocaman boş bir kazanın içinde ve çomçalar tak tak içimde ötüyor.

Patlamak üzere olduğum çok mu belli yahu.

Sabah güzel bir gün olacağını umarak uyandım. Ama nerdeee Mustafa’nın dediği gibi uyuzlukları görmek için bakarsan tabi onları görürsün demişti. Ama ne yapim anacım onlarda kendilerini göstermek için Mehmet Ali’nin parmağı gibi gözüme gözüme sokuyorlar kendilerini ben görmeyeyimde kimler görsün yani.

Dolmuşa bindim.

Arkada ki bayan iki kişi uzatırmısın demesiyle lrkildim aldım parayı kaptana uzattım lafa bakar mısınız?

-İki bayan alır mısın?

Rezillik

Aradan beş dakika geçmeden telefonum çaldı

-Tatlım Temmuzda Adana’ya geliyorum.

-İyi bende İstanbul’a gideceğim.

-Gidemezsin beni kim gezdirecek

-Ben sana bir tane klavye bulurum. (tabi burda kavalye demek isterken)

Pencereden dışarı bakarken Belediyenin kamyonlarından biri geçiyor. 3 tane tekeri var yaf neden her aracın iki tanede bu kamyonun 3 tane. Tamam bazı kamyonlar işi abartıp 4 tane bile koyuyorlar. Acaba biri yorulunca diğerimi devreye giriyor? Eee ikiside yorulunca ne oluyor!

….

Tamam anlaşıldı ben  NORMAL günümde değilim. Çok belli değil mi?

Beyin İstatislik kurumu rezilliğimin üst sevyelerde olduğunu saptamış hatta ölçmüş ama alet ölçemeyip patlamış bile ve bana beyin tatili verme kararında ortak olarak bulunmuş bulunuyorlar. Bu nasıl cümle ya

Ben bu uyuzluğumu nasıl atacağım derken kız kardeşimin mesaj sesi ile irkildim(bende amma irkilmeye başladım he )

Not: seni seviyorum

Dipnot; seni çoooook seviyorum

Yerin Dibi Not: Seni canımdan çooooooooook seviyorum

Yerin Yedi Kat Dibi Not;YAŞASIN PETROL BULDUM.

….

Allah’ım Nokta.

***
Fotoğraf: Leonid Afremov

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS