Ahh Pollyanna

Yarım kalan şarkılarım, yarım kalan filmlerim, yarım kalan kitaplarım, yarım kalan ‘dostluklarım,’

‘Bir gün gelecek, bütün yarım kalmışlar bir araya gelip, hesaplar dürülüp kapanacak,’ ‘biliyorum…’

Annemin Antalya seferlerine (kardeşimin doğumu için) başladığında beri, evde ‘anne yarısılık’ oyunlarına başlamış bulunuyorum. On beş gündür hatunumuz evde olmayınca, bütün sorumluluklar kime? Tabii ki evin büyük hatununa düşer. Yani bana.

Üyelerimizi sayıyorum efendim; baba paşa, hala hanımefendi, 3 numaralı kardeş hatun, 4 numaralı Adana beyefendisi, ee elebaşları ben efendim. Şimdiye kadar hep okul, iş hayatında ve ev hayatı pek yaşamayan ben hatun bu durumda ne yapar?

Ki anne hatunun ne zaman geleceği bilinmemekle beraber, büyük ihtimalle kırk, kırk beş günlük süre zarfından önce gelme ihtimali olmazsa birde.

Ev düzenini sağlayacağım derken evi batırma eylemleri,

Çamaşırları yıkama, kurutma, ütüleme giyime hazır hale getirmeye çalışırken, beyazlara renklilere, renklileri beyazlara karıştırma eylemler, (yahu benim suçum değil, karışmış işte aralarına )

Yemek pişirme esnasında, yemeği yakma, tadına yeni tatlarla yenmeyecek hale getirmeler, saatine yetiştirememe eylemleri,

Abla kitabım nerde, abla ayakkabım nerde, abla kazağım nerde, (yaktım hepsini)0

Sıdıka yemek hazır değil mi? (tüp bitti)0 Sıdıka gömlekler nerde? (dilenciye verdim0)

Sıdıka tespihim nerde? (pilavın içine nohut niyetine koydum)0 Sıdıka banyonun anahtarı nerde? (evi satılığa çıkardım)0

Sıdıka elektrik süpürgesini kapat, başım şişti. (Kapanmıyor kapama düğmesi bozulmuş, fişte yapışmış pirize0)

Mutfağa girerken lütfen burun maskesi takalım, herhangi zehirlenmeye karşı. 0

Çamaşırların rengine takılmayalım fazla, arada olur böyle haller, büyüyor efendim kızımız. 0

Bana biri, ev kadınlarının işi ‘sabahtan akşama kadar yatmak’ derse, kafasını elektrik süpürgesinde temizlerim ona göre.

Mesai saatleri sabah 06.00-23.00.

Bekleriz efendim. 0

Ah Nazan Öncel ah! ‘Nazan Öncel – Pollyanna’ tavsiye ederiz, bu kadar kargaşa arasında,

‘Deliriyorum, çok çocuksun çok, git oyna çocuk…’

‘Mutluluk oyunları, sırları, duyumlarım, içimdeki çocuğu rahat bırak, yıkılsın duvarları’

‘Ağlama çocuk, Pollyanna ahh görüyorsun ya, Pollyanna ahh böyledir dünya,’

‘Bu kadar ceza senide bozar, beni de bozar, herkesi bozar. bu kadar acı yaza da yeter kışa’ ‘da yere topuna yeter.’

‘Unutma çocuk’

***
Fotoğraf: Bernie

Etiketler: ,

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS

Bugün Benim Doğum Günüm

Bugün benim annemin dünyasından, dış dünyasına çıktığım gün,

Adımı taşımaya başladığım, adımın anlamına uygun davranmam gerektiğini öğrendiğim gün.

2+1=3 yaşına girdiğim gün.

Ellerimden birçok ipi bıraktığım gün.

Bugünden içeri ‘Bismillah’ diyerek adım attığım,

Dün ve öncesine ‘Elhamdülillah’ dediğim gün.

Birkaç damla gözyaşı alıp, balların kıskandığı Kevser ırmağını veren’(Mevlana) Rahman’ım,

Bana bu yaşımda (ve diğerlerinde) seni ve senden olanı ver.

Bana senden olan hayrı ver.

Bana Beka’yı değil, Baki olanı ver.

‘Fani mal beka olur. Çünkü ‘Baki olanı Allah’ın yolunda kullanılan geçici ömür, ölümsüz bir hayata dönüşür.

Baki meyveler verir. O yolda kullanılan dakikalar, diğer dakikalar gibi geçmiş görünse de,

Tohumlar çekirdekler gibi sonsuz âlemin saadet çiçekleri olarak sünbüllenir (6.söz)’’

Allah’ım bu yaşımı hayırlı kıl.

Etiketler: ,

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS

Dedikodu

Bugün son günmüş’ gibi düşününce, yataktan kalkmak daha kolay oldu sanki. Ama sıcak ayağımın soğuk zeminle tanışmasından hemen sonra ‘ne sonu be yat, yat ıvvvv’ 0diye bir sözlü gaflet yüzümden geçti. Ama kaybeden yine yatak, kazanan soğuk gün oldu.

Burnumu çeke, çeke sokaklardan geçtim, soğuk rüzgâr yüzüme çarptıkça üşümem sonunda hem burnumun kızarmasına şahit oluyorum hem de yaşadığımı hissediyorum. Evet, evet yaşıyorum çünkü hissediyorum. 25 dakika beklenen otobüs ve içimden geçen bir sürü öfkeli cümle bilirsiniz bir insanlık halidir. Başımın üstünde duran selvi ağacının dalları ve ben titreme modundayız. Isınmak için küçük her harekette dallara çarpmam sonucunda ‘ne çarpıyon kız?’ cümlesini hep zavallı ağaç duydu. İşin tuhaf tarafı 25 dakika içinde onun kız olduğunu nasıl anladım orasını ben bile anlamadım.

Hastanenin klimalı girişine adım atıp, Torosların soğuk rüzgârını arkamda bırakmamla burnumun ısındığını hissetmem birlikte oldu. ‘Nirde benim peçetem?’


Önümde 15 kişi var. ‘Yuh!!!’ Bu sıra işi atalarımızdan mı kalma bilmiyorum ama ömrümü yedi bu genç yaşta. ‘ekmek sırası, çanta kontrol sırası, hasta sırası, otobüs sırası’ (ne kadar küçük şeyler için şikayet ediyorum farkındayım.) o değil de merak ediyorum annem beni dünyaya getirirken de sıra bekledi mi ki?! Kung!! Ben 7 aylık doğmuşum. Ne alaka bilmiyorum ama beklediğimi hiç mi hiç sanmıyorum.

Bu sıraların en çok da gırgır şamata keyf-i muhabbetlerini seviyorum. Ahanda boş koltuk derken kendimi yaşlı bir amcanın yanında buldum. Kitabı açtım, karşımda hafiften doğan gün, sıcak ortam ve kitabım daha ne istenir ki?

10. sayfaya gelmedim ki amca başladı belediye geçidi gibi hareketlerine; önce ayaklardan başladı sonra kollarını hareket ettirdi tik midir nedir anlamadım ki; o geçti, saçları ile oynamaya başladı ‘ee amca pes’ yani derken, birde bir iki tur attı tam önümde. Pofurdana, pofurdana kitabımı kapattım, normalde 50-60 sayfa bitiren ben amcanın hatırına 20-25 sayfa okudum. Amca sağ oldun derken, bir yaşlı amca daha geldi. Bunlar başladı ‘emeklilikten, yaşlılıktan, ekonomiden’ konuşmaya. Hey yavrum dedikodu diye ben buna derim.

‘fabrikaların kapanmalarından, bir fabrikadan 75 işçi çıkarılmış, 20 servis arabasını bağlamışlar, emekliye kömür yardımı yokmuş, elektriğe %60 zam gelmiş, su fiyatı bu olmuş’

Sonradan gelen adam ‘bize müstahak abi birçok şey. Her şeyi yedik talan ettik, birçok şeyi unuttuk. Şimdide söyleniyoruz. Önceden her şey ne güzeldi. Küçük bir evde herkes bir arada yaşardı. Şimdi kocaman evlerde iki kişi saklambaç oynuyor her şey son model… Vs.’

Diğer taraftan yaşlı bir kadın ‘saat 7 oldu mu mahalleden 10-15 kızlar kadınlar evlerinden çıkmaya başlardı fabrikaya gitmek için şimdi bakıyorum kimse çıkmıyor ya… Vs.’

Uzayıp gidiyordu konuşmaları bense kuzu, kuzu dinliyordum. Aslında herkesin söylemleri, sıkıntıları ne kadar birbirine benziyordu. Ne kadar tanıdıktık birbirimize, oysa şimdi ne kadar uzak ve yabancıyız artık.

Konu sonradan gelen adamla yanımdaki adam arasında gelişiyor tabi bu arada. Askerlikten, iş hayatından falan bahsederken yanımda oturan yaşlı adam ‘ne kadar rahat bir hayat geçirdiğinden’ bahsetti, ‘askerlik olsun, evlilik, iş hayatında hep şanslı torpilliymiş gibi iyi yerlerde olduğundan’ bahsetti derken,

Sonradan gelen gözlüklü amca ‘ulan bu dünyada hep rahat torpil falan derken hadi bakalım yaşadın öteki dünyada ne yapacan len orda nerden torpil bulacan’ diyerek milleti derin uykusundan uyandırdı.

Bindik bir alamete gideyok kıyamete hadi baam:)0

Tv’lerden soğuk hatunlardan dinlediğim haberleri, yaşlı, görmüş geçirmiş insanlardan dinlemek neden bu kadar güzel olduğunu hala çözebilmiş değilim. Ben her zaman her yerde yaşlı insanların muhabbetlerine kulak misafiri olanlardanım. Dileyen ayıplasın…0

Haa, bu arada o yanımda ki kıpırdayan adamın sohbet esnasında bir gıram hareket ettiğini görmedim,0

Demek ki sohbetmiş ilacı.0

Etiketler: ,

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS

Aslında

Aslında;

Çok da yanmıyor canım,

Yağmur da…

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS

Senin Adın Sinema Olsun

”Cırcır böcekleri ötüyor, sokak turuncu. Gök uçuk mavi ama siyaha çalıyor arada. Pencereden sarkıyorum… Ve ben kimsenin umurunda değilim.” dedi kız çocuğu. Onun tarafından umursanmak, sevilmek, kanayan yanlarını sardırmak istiyordu.”

”Gel. Bir kişil yer var burda.” dedi adam.

”Gelsemde o parktanda kovulurum…” dedi korkak kız çocuğu.

”O kadar yaramaz mısın?’

”Hayır o kadar suskunum…”

”Sinema olsun senin adın. Park değil. Bir aşk filmi oynasın.”

”Gözlerinle sevmeyi ve sahip olmayı başarabilecek misin? Film biterse ya?”

”Etkisinden kalırım. Sinekleri anlatsana bana”

”Sinekler… Sevilmediklerinden bu kadar can yakarlar, sevilmediklerinden bu kadar vızıldarlar. Tenini emmeleri içindeki sevgini alıp yetinmektir aslında. Kimse onları sevmez. Benide sevmiyorlar. Sinekler tenimde kırmızı leke oluşturuyorlar. Bende onları çay bardaklarına hapsediyorum. Neden sordun?”

”Birşeylere kattığın anlamları seviyorum.”
”İyi bir kızsın sen. Neden bir sevgilin yok. Adı Hayat olan? Bir odunu sadece odun görmeyip baston olunca, bir yaşlı teyzeyle dost olacağını bilmek gibi. Renklerin var senin, belki ucu kırık ama açılmayı bekleyen boya kalemlerin. Boya kitabı hayat, seni bekliyor..”

”Hayat? Rengi kirlenir…””Ya senin? Sevgilin yok mu?”

”Var tabi hep düşüme düşen.”

”Düşüne düşene sahip olmak her zaman zordur. Uykun geldi ise susbilirim…”

”Ve sen konuştukça ben susabilirim, iyi geceler. Sevgilime sözüm var buluşacağız. Gece bitmeden yetişeyim.”

”İyi geceler. Selam söyle düşüne. Benim yerimede öpsün çukurundan(gamzenden)” kırılıyor kız kavuşmaya gittiğin ben olmalıydım dedi içinden.

”Boyalarınla oyna. Yalnız bırakma onları. İşe yaramazlarsa küserler…”

”Boyalarım yok benim…” küstü geceye, adama. Kıskandı düşü.

”Aptal olduğumu bilmiyordum?”

”Nerden çıktı?”

”Gecemin rengi nerden geldi? Hayal mi görüyorum. Gerçek olmayan sen misin yoksa?”

”Ben… Bilmiyorum. Belkide koca bir yalancıyım. Düşün bekler.”

”Benimle yada seninle, gece ile yada turuncu ışıklarla ilgili. Film, resim yada kadın. Islak saç yada nefes. Güzel kapanış istiyorum. Düşüme okuyacağım…’

”Köpekler havlamaya başladı. Ayaklarımı ayaklarının arasına aldın. Biliyor musun bugün hiç bebek ağlaması bölmedi geceyi. Çukurunu öpüyor. Bu neydi diyor adam ”Boyalarım. Sensin aslında.” Gülüyor adam ıslak saçlarını kokluyor kız çocuğunun. ”Sende biliyorsun, düşüm sensin aslında. İyi geceler kadınım…”

Etiketler:

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS

Bir Dilek Tut

Hadi bir dilek tut…
Dedim,

”Çocukluğumu istiyorum, kırmızı küflenmiş bisikletimi. Mahallemde erkek arkadaşım olmadığı için ip atlayarak büyüdüğüm ve kadınları bu kadar iyi tanımama vesile olan kızları istiyorum. Oya örmeğe çalıştığım çivimi =) Erik çaldığım bahçeleri, orman üzümlerini, plastik jopla beni iyice benzeten bekçiyi ve en masum çağımda aşk ile tanıştığım küçük kadınlarımı. Bide bir kez olsun düş olup dalmanı istiyorum her hangi geceme. Ve o gecede hiç bir karabasanın beni rahatsız etmemesini…”

Dedi…

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS

Efeler Gibi Gitmek

Yine lise dönemi,
İnsan bazen çekip gitmek istiyor,

O zamanlar deli boranlar vardı başımızda,
Efeler gibi gitmek isterdik hep.
Burçin en yakın dostum bir ders sırasında yine yazmıştı bana birşeyler…
Ruhumun diğer yüzü o, gitmek istese kimse tutamazdı onu… Bende gitmeliyim diyorum bazen.

Sahi gözlerim okyanus muydu acaba?

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS

Anne

Geçenlerde, elime iğne batmıştı. Kanadı. Kan dediğimde iki noktanın bir araya gelişi he.
-Anne elim kanıyor, diye feryat etmiştim.
-Kız ölür müyüm?
-Kız mikrop kapıp elimi keserler mi? Kız elsin kalır mıyım?
-Anne ilgilenmiyorsun ama yarın ölürsem vicdan azabından görürsün gününü he,

Türündeki cümleleri malumunuz şahsımdan başkası kurmaz. Anneminde sabrı taşıp, ellerini havaya kaldırdı
-Allah’ım bu kız benim olamaz deyip kötü, kötü baktıktan sonra bana
-Sıdıka, ondan bir Sıdıka öldü sende ölürsün artık.

-Ama, ama yaşamak istiyorum diye mızmızlanmıştım.

Annem şimdi 4 gündür şehir dışında yanımda yok. Kime mızmızlanacam ben şimdi.
Akşam elimi kestim derin bir şekilde bayada kanadı, bana mısın demedim,
Hani ölürdüm,
Mikropta kapmadım bütün iş annemi görünce oluyor anladım.

Kız anne kız çok özledim seni,
-Bak odam pırıl pırıl kız.

Etiketler:

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS

Sadece Mutsuzum




<Neyin var?> dedi.
<Sadece Mutsuzum başka birşeyim yok> dedim…

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS


Aslında acıtan;
Yara değildir çoğu zaman Yaşanmışlığınm yarım yüzüdür.
Yarım ne varsa hep kanatır
Şimdi ki zamanı.
Ve neden hep tam unutmuşken;
Bir tren penceresinden merhaba der ki?

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS