Sen, Toprak

Eylül 9th, 2008


Islak istasyon duraklarında kaldı sohbetlerimiz,
Ve ıslak terk edilmiş bir bank öpüşün.
Nefes, nefese kurduğumuz hayallerimiz sessizlikte bozmuş orucunu.
Şimdi geriye ne kaldı? Söylesene?
Bende,
Martılara atılmak için simit kırıntıları
Birde,
Buğday gördüğümde aklıma değen teninin görüntüsü,
Sen, toprak kokardın ya…

 

 

 

 

 

 

Hayal Ettiğim Gibi

Eylül 9th, 2008


Uykumun içinden geçiyorsun, parmaklarım kırgın uyanıyor.
Gözlerim senin dalgınlığında kalmış, bilmiyorum belki de bilerek unuttum.

Film karelerinde oynayan kahramanları kovup, bizi sahneye koyduğum zamanlar ellerimin çizgisinde unutuldu.
Okuduğum/ yazıldığı gibi değil de hayalimdeki gibi okuduğum romanları raflara kaldırdım.
Küstüm.
Güvercinler korkup kaçtılar.

 

 

 

 

 

 

Senin Niyetine

Eylül 9th, 2008

Senin niyetine şiirler tutuyorum, gecenin bir yarısı,
aynaların küstüğüne anlamlar yüklediğim bir anda.
Duvara kimliksizliğin yansıyor,
duvarlara hapsediyor uzaklığın beni.

Kahve falları açtırıyorum sana.
Papatyalar alıyorum kendime sen almışçasına.
Seni düşünüyorum, sonra sen düşünmüşçesine kendimi de düşünüyorum.
Aynalara bakıyorum/ kendimi kandırışımı gün gibi gösteriyorlar
Kirpiklerime yağmuru takıyorum.

Senin niyetine şiirler tutuyorum,
gecenin bir yarısı, aynaların parçalandığı bir anda,

’’ gün biter gülüşü kalır bende,
Anılar gibi sürüklenir bulutlar
Ömrümüz ayrılıklar toplamıdır
Yarım kalan bir şiir belki de’’*

*Ahmet Telli

 

Ah Bir Bilsen

Eylül 9th, 2008

 

Sen ömrünü eksi bir hüzünle boyadıkça, gökyüzüm kana bulanıyor.
ğındığım kalem utanıyor benden,

dudağıma taktığım türküler kilit vuruyor dilime.
Sen ömrünü eksi bir hüzünle boyadıkça asma yapraklı sokağın turuncu rengi soluyor.

Unuttuğun şiirler aklıma geliyor,
Sevdiğin kandırış öykülerin ve en çok kullandığın kelimelerin,

Alnına düşüne o siyah çarşaf ah bir tutabilsem, ah bir hatırlayabilsem senin yerine o türküleri…
Geceye dolunay düşer, kalabalıklar içinde yalnız kalışına üşürüm ben

Belki Bir Gün

Eylül 9th, 2008

 
Belki bir gün… Diye kandırıyorsun kendini biliyorum.

Çay bardağına bıraktığın dudak izinden akıyor hüznün, pencerede sallanan dalgınlığın ve

perdelerde unuttuğun kimsesizliğin bir gece vakti düşüyor yastığıma.

Saçlarımı tutup getiresim geliyor. Sarıl huzurla uyu diye.

Ama bilirim sevmezsin beni hayat gibi.

Elma şekerlerim erir, içim burkulur. Sonra bütün elma şekeri satıcıları uyuşturucu satıcısı gibi görünür gözüme,

yeni düşleri öldüren.

Senin kendini ‘belkilerle’ kandırdığın gibi kandırırım kendimi. Biliyorum acılarından saklanıştı bende var oluşun.

Buna rağmen hüznüne sevinç olamayışım,

İçimde uğultu olur

Ve ben dünyaya daha sağır olur,

Ağlarım…

 

 

 

 

 

Ne Gelir ki

Eylül 9th, 2008


Yatıştırıcı rüzgârlar
şa vurur içimizdeki lodosu, poyrazı, günbatımlarını
Saklar bizi,
Gözlerimizdeki hüzne ‘dinginlik’ adını verir
seni iyi gördüm’ diyenler,
Bizde iyi hissederiz kendimizi
Elimizden başka ne gelir ki…


Murathan Mungan

Hadi Uyandır

Eylül 9th, 2008


Bir düşte karşılaşştık, bir düşte kaybolduk.
Hadi birimiz uyandırsın artık ötekini
Birbirinin karanlığına kapatılmış
Birbirinin içinde tipiyle tutulan
Her kozaya ayrı biçilen uzun kışlardan
Hadi birimiz uyandırsın artık ötekini



Murathan Mungan

Sustum

Eylül 9th, 2008

’’Acıyla baş etmeyi öğrendim,
Yoksa bu kadar konuşabilir miydim?’’*
Diyor yazar,
Avucumun içine dayadım dudaklarımı,
Sustum sana artık…

*Murathan Mungan

Beş Şıkta Hayat

Eylül 6th, 2008


 


 

  1. Bakkal amcadan alışveriş yaparken fonksiyonda ki kuralları kullanırsın
  2. İnsanlarla görüşürken fonksiyonun tecrübeli kuralları kullanırsanız çok işinize yarar.
  3. Bu gördüğün fonksiyon sana çok iyi yaşam imkanları verir Sıdıka.
  4. Burada kullanılan çözüm yolları hayatın her kesiminde kullanırsın Sıdıka
  5. Kes çeneni Sıdıka.
  6. Bir şık daha şans tanıyayım sana bunları söyleyen ne ilksin nede son.

 

Beş şıktan birini seçeceksin sınav bitecek Sıdıka. Hadi ama asma suratını!

Ne yani bu şıklardan birini seçersem bana hayat olarak mı dönecek? Mutlu bir iş, anlayışlı bir eş? Öyle mi? Daha bana gülmeyi beceremeyen şıklardan, bakmayı öğretmeyen, tat aldırmayan bu şıklar bana hayat verecek öyle mi? Peh! Şimdi bu şıklar;

 

-Kokmuyor, koklamayı öğretecek mi? Hayatın kokusunu mesela, şeftalinin başka kokusu olduğunu, toprak ıslanınca farklı güneşte farklı koktuğunu söyleyecek mi bana? Annemin kokusunu dünyanın hiç bir yerde bulamayacağımı mesela…

 

-Baktığımda,

gökkuşağını göstermiyor, bulutların arasında ki saklı şehri, suların görünmeyen renklerini, hayvanların duygularının titreşimlerini…

 

-Dokunduğumda,

hissetmiyorum bile, sert midir yoksa yumuşak mı? Bana köy yataklarını hatırlatmıyor. Ağaç gibi bana ölümsüzlüğü.

 

-Duyamıyorum,

bu şıklarda nerde bilye oynayan çocukların sesleri? Nerde yaprakların sohbetleri hani nerde cırcır böceklerinin zikirleri?

 

-Konuşmuyorlar,

neden ağladığımda ‘neyin var?’ demiyorlar. Sevdiğim sözleri benimle tekrar etmiyorlar? Hayatın şarkısını söyleyebilecek mi bana?

 

Hani nerde? Bu beş şık mı bana hayatı verecek? Bu şıklar mı aşkı verecek? Daha beş duyumla bile iletişime geçememiş şıklar mı? Peh! İlerde,

İyi bir iş imkanı sağlayacak,MIŞ. Yarın iyi bir aile ortamı kurmamı sağlayacakMIŞ. Bana rahat bir hayat sağlayacakMIŞ. Daha bana dokunamamış şıklar mı? İnanmış gibi görüneyim de boşa gitmesin bari!

 

Neden beş duyudan sınava almıyorlar ki?

-Sıdıka duvara dokun ne hissediyorsun?

-hocam kan pıhtılarını bu yüzden sıcaklar bazen. Şafak vaktinde kalpleri atıyormuş.

 

-Sıdıka yapraklarda ne görüyorsun?

-hocam Osmanlı kadınlarını. Alımlı ve asiller.

 

-geçtim mi? Otur az daha çalış.

Şu beş şık diyorum,

Sabah 05.30’da camiden çıkan insanların yeni gördüğü arkadaşına ‘hayırlı sabahlar’ dediğinde hem söyleyenin, hem de duyanın aldığı tadı aldırıyor mu?

 

Bisiklet

Eylül 2nd, 2008


   

Çok mu büyüdük acaba?

Önce olsa bisikletinin lastiği patlasa ağlardım senin için.

Şimdi ise hüznüne parçalanıyor ömrüm.

Hangi sayfada unutuldu o bisiklet?

Hangi gülüşümüzde parçalandı?

Ben,

O bisikletinde bana papatyalar getirmeni düşlemiştim hep.

Şimdi,

Bisiklet senin geçmişinde,

Papatyalar benim saklı düşlerimde kaldı…

 

 

 

 

 

Page 4 of 20« First...«23456»...Last »
blank