İçimin Yolcusu,
Hangi surete büründün de hayatımdasın? Bütün şehir sırılsıklamken toprağına, bir sen akamadın gönül in’ime. Bir sen varamadın limanlarıma. Bir sen… Bir sen kağıdımda ki ben olamadın.
Tenimin üstünde ben, saçımda ki kıvrım,
Bütün rüzgarlar tutkunken gemilere, bir sen acımda ki can olamadın.
Kabul et, ayrılığım bile olamıyorsun.
Kabul et, tırnağımda ki kırıklar bile olamıyorsun.
Ben her notada sana rüzgarlar gönderirken, sen sahte avuntuların nakaratındasın.Duvarların boş, aklın karışık. Yolunu bulma benim olma! Kalbine inme… Çünkü kalbinin yolunu kaybetmiş, serserisin. Teninde yansıyan saçmalık, aynada ki yolsuzluğun.
Kabul et, boşluğum bile olamıyorsun,
Kabul et, kalbime sığınamıyor dışarıda kalıyorsun.
Kalbim; uçurtma peşinde, kalbim; karınca yolunda. İstiyordum ki tut yüreğimi yüreğini yapıştır. Yolumu yoluna birleştir. Gidenlerin değil kalanların eyle. İçinin içiyim olduğumu anla.
Yiğidin sütten ağzı yanınca yoğurdu üfleyerek yermiş ya,
Aşktan ağzım yandı sevgiyi sahiplenmede oyalanıyorum.
Af ola!
(Farkında değilsin, üç beş yalan avutmaz koynunu. Koynundaki avuntular doyurmaz seni. Avuntular kalbine inmez, yolu çıkmaz sokak. Evcilik mi oynuyorsun beş yaşında bir çocuk gibi? Hadi kuralım evi, oynayalım. Annem çağırdı, karnım acıktı, oyun bitti, gidelim. )