Seni düşünüyorum. İçime doluyor parktan çocuklar. Çocuk sesleri, balon hayaller.
Sonra karışıyorsun herşeye. Dokunduğum her varlığa, soyutlandığım her hayale.

Kopamadığım ama sahip olamadığım bağ, zamanla doluyorsun ruhuma.
Biliyor musun içime sen dolunca her bir çocuğa bayram geliyor, şenlik oluyor.
Kovasını hangi kumsalda bıraktığını unutan çocuklar gelip beni buluyorlar fark ediyolar içimin dolu olduğunu.
Burunlarına dondurma bulaştırıp gülüyorlar bana, seni düşünürken kızaran yüzüme.
İp atlayıp, mızıkçılık yapıyorlar.
İçini kapatma, içini kapatma çocuğa diyorlar.
Bilmiyorlar canımın acısından korkuyorum…

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS

Yıldızlı Atlas

 

 

  

 

Yıldızlı Atlas - Burhan Eren kitabından…

Hadi anlat bana, küçük bir koza içinde nasıl beklenir bahar? İlk uçuşunda neler geçti içinden, onları anlat.
Durma, bana uçmayı anlat! Uçarken yer nasıl kayar gider ayaklarının altından? Nasıl tutar kanatlarından rüzgar?
Hangi çiçeğin ortasında uyursun, uykun geldiği zaman?
Anlat, kanatlarında ki sarı benekleri geceleyin ay mı bıraktı?
Yağmur yağınca ağırlaşır mı kanatların?
Yokuşta uçarken yorulur musun?

Fotoğraf:

D.Savory

 

 

 

Tags:

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS

Şişedeki Mektuplar

 

Şişedeki Mektuplar - Hubert Schirneck kitabından…

 

(…)

Ayrıca annem seni beklediğini ve çok özlediğini de söyledi. Sanırım onun özlemi benimkinden biraz daha değişik. Bunu tam olarak anlayamıyorum. Özlem duymanın türleri mi vardır? Madem türlere ayrılıyor. Neden hepsi için aynı kelime kullanılıyor? Annemde de bu belkide daha pratik düşündüğü için böyledir. Belkide annem hani nasıl derler ‘bir erkeğin ait olduğu yer evi, ayakları masanın altıdır’ diye düşünüyordur.

(…)

 

Fotoğraf:

Anthony Asael

 

 

Tags:

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS

Anlatmak İsterdim

Sana içimin yokluğunu anlatmak isterdim.
Kimsesiz bebeklerimi, duyulmayan masallarımı, kaymayan yıldızlarımı…
Zamana yenik düşmüş çocukluğumu anlatmak isterdim.
Çocukluğumda hep seni beklediğimi, uçurtmalarıma, şekerli çileklerime ortak olmanı isterdim.
Topladığım şeker kabuklarından ıslık yaptığımda bana gülmeni. Gelinciklerin içinden çıkan böceklerle korkutmanı.
Çocukluğumda kalbim olamanı istediğimi söylemiş miydim?
Yastığımın altında ki düşlerimi duyurmak, dişim çıktığında avunduğum diş prensim olsaydın.
Ben sana dilekler tutaydım. Beni dinler miydin?
İçtiğim meyve sulara ortak, oyuncaklarıma yoldaş…
Ah yaşanmamış çocukluğum…
Seninle ortak olan geçmişim.
Giden çocuk tenim, kaybolan baba sevgisi, bilinmeyen anne şefkati…
Fotoğraf: Alıntı.

 

 

Tags:

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS

Anlatmak İsterdim

Sana içimin boşluklarını anlatmak isterdim.
Koştukça yerine varamayan, varamadıkça yorulan kız çocuğundan.
Seni sevdikçe, senden nefret eden yanımdan.
Özledikçe, uzaklaşan, uzaklaştıkça adına yanan kadından.
Ben sana benden bahsetmek isterdim.
Beni anlattıkça beni bulmak isterdim.
Zamana yetişemeyen kız çocuğunu, ayakkabısı kararsızlıklarla dolmuş genç kadından…
Fotoğrfa: Öner Batur
 

 

 

Tags:

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS

İçimden, Bendenmiş Gibi

Bir derviş gibi önüne oturmuş, ellerim dizlerimde.
Kendimi ararken, rabıta da, Hocası gibi öyle Allah rızasında,
Öyle teslim sev beni.

Bir erkeğin ‘kadınım’ derken ki sağlamlığı ile,
Bağımlılığı ile, öyle sertliği ile yada sev.

Belki de bağımlı değil bağlı.
Vurdumduymaz değil sorumlu.
İçimde bağını taşıyormuşum da
İçimden, bendenmiş gibi sev…

Fotoğraf: Fatih Kılıç

 

Tags: ,

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS

Bir Dünya Anlatmak

Sana bir dünya anlatacağım. İçinde deniz olan.
Semazenlerin gönlünü Yarene  kaptırdığı bir dünya.
O dünya ki  tuvalet kağıtlarından mektuplar yazılırmış.
Postacısı ağaç yaprakları.
Öyle böyle bir dünya değil.

O dünya ki defter kapları toprak, yapışkanları yağmurlar olmuş.
Olmuş olmuşta denizleri tuzlarını unutup tatlı olmuş.
Balıklarda böylelikle yüremeyi öğrenmiş.

 Ne bakıyorsun masal mı sanıyorsun.
Hayır, hayır bu gerçekmiş bilmeden benim dünyam mış.

Sana bir dünya anlatacağım.
-taa Filistinden girip Rusyadan çıktığım.
İstanbul da aşık olup Nevşehir de terk edildiğim.
Manavdan elmaları koklayarak aldığım.
Pazardan yemişleri sattığım.
Bir dünya işte,
Benim dünyam.

Çantama sığmaz…
Bir yanda sokak çocukları, bir yanda deniz kaplumbağaları.
Kuşlarda ekmek kırıntısı bulduğu bir çanta.
Bir kalbimin sığamadığı bir çanta.

Bu benim dünyam.
Mavi renktenmiş..

Fotoğraf: Petri Volanen

 

 

 

 

 

Tags:

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS

İçimin Yolcusu

İçimin Yolcusu,

Hangi surete büründün de hayatımdasın? Bütün şehir sırılsıklamken toprağına, bir sen akamadın gönül in’ime. Bir sen varamadın limanlarıma. Bir sen… Bir sen kağıdımda ki ben olamadın.

Tenimin üstünde ben, saçımda ki kıvrım,
Bütün rüzgarlar tutkunken gemilere, bir sen acımda ki can olamadın.
Kabul et, ayrılığım bile olamıyorsun.
Kabul et, tırnağımda ki kırıklar bile olamıyorsun.
Ben her notada sana rüzgarlar gönderirken, sen sahte avuntuların nakaratındasın.Duvarların boş, aklın karışık. Yolunu bulma benim olma! Kalbine inme… Çünkü kalbinin yolunu kaybetmiş, serserisin. Teninde yansıyan saçmalık, aynada ki yolsuzluğun.
Kabul et, boşluğum bile olamıyorsun,
Kabul et, kalbime sığınamıyor dışarıda kalıyorsun.

Kalbim; uçurtma peşinde, kalbim; karınca yolunda. İstiyordum ki tut yüreğimi yüreğini yapıştır. Yolumu yoluna birleştir. Gidenlerin değil kalanların eyle. İçinin içiyim olduğumu anla.

Yiğidin sütten ağzı yanınca yoğurdu üfleyerek yermiş ya,
Aşktan ağzım yandı sevgiyi sahiplenmede oyalanıyorum.
Af ola!

(Farkında değilsin, üç beş yalan avutmaz koynunu. Koynundaki avuntular doyurmaz seni. Avuntular kalbine inmez, yolu çıkmaz sokak. Evcilik mi oynuyorsun beş yaşında bir çocuk gibi? Hadi kuralım evi, oynayalım. Annem çağırdı, karnım acıktı, oyun bitti, gidelim. )


  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS

Kim Duma Dum Kime!

Kim Duma Dum Kime! – Gökhan Özcan Kitabından…

Eğer çocuklar, buldukları kağıt parçalarını katlayıp kağıt kayıklar yapmasalardı, büyüklerin hayal güçleri asla oturup bir gemi tasarlamaya yetmezdi.

Tags:

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS

Çok Mavi Hikayeler

Çok Mavi Hikayeler – H. Salih Zengin Kitabından…


Namaz kılmak uzun bir yolculuğa çıkmaktır. Bu yol öyle güzel, öyle yeşil ve öylesine ışıltılıdır ki… abdestin alınması ile başlar bu ışıltılı yolculuk. Arabanıza benzin doldurmak gibi bir şeydir abdest. Namaza niyet ederek tekbir aldığımızda, güzel bir yere, güzel bir araçla gitmeye başlamışınız demektir. Yani ellerimizin ve kalbimizin götürdüğü bir yere.

Tags:

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS