Aşıktım

Sen bana baktığında toydum. Daha ilkokul sıralarında aşkı öğreniyordum.

Aşk tahta kalem ile sıralara ad yazmaktı.

Aşk saçını çekmekti…

 

Bilmiyordum dünyanın bu kadar karanlık olduğunu.

Bilmiyordum yolunu kaybedene sağır dilsiz olunduğunu bu dünyada.

Ama bildiğim bir şey vardı oda aşktı.

Şeker gibi bir şeydi, tatlı.

Bizim az aşağıda ki nehir gibi kocaman…

 

Başka şeylerde biliyordum

Mesela kirazın portakaldan daha güzel olduğunu,

Bisikletin misketten daha heyecanlı sürüldüğünü.

 

Ben var ya ben, dünya kadar adamdım.

Sana âşık olacak kadar doluydum…

 

 

Tags:

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS

Hangimiz Türkü Gibiyiz

Hangi fotoğraf hikâyesine aidim?

Ben benden gideli aylar geçmiş.  

Bir sigara gibi yavaş, yavaş erimişim.

 

Bir insan kendini nasıl tamamlar ki karşısındakinde?

Nasıl eklersin kendini karşında ki dalgın gözlerine.

Kalbim ah o çocuk kalbim

Nasıl yaramazlık yapar o koca avuç içinde…

 

Ben.

Yani sen.

Hangimiz türkü gibiyiz?

İçimiz hangi duyguyu daha çok taşır?

 

Fotoğraf: Ciprian Chirita

Tags: ,

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS

Sıkıldım

Fena haldi sıkılmış bir varlığım şu günlerde. İçi kahve dolu kahve bardağı da olabilirim.

Ben fena halde sıkıldım gitmek istiyorum. Kalem tutmuyor elim, sayfa görmüyor gözüm. Can istiyor ki çek git. Gel yine gel de ruhunu dinlendirip gelmiş ol diyor İstanbul.

 

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS

Anlat Hadi Bana

 

 

En son o siyah vapurda idin, dumanları gri olan. Siyah beyaz fotoğraflardan çıkmış, sahneni çoktan almış gibiydin. Ben miydim o portreleri anlatan sen miydin yoksa grilerin içinde renkli kızları bulan? Anlat hadi bana en çok hangi harf seni anlatır?

 

Artık sende düştün bu sayfaya. Kalem seni yazmak için sırasını bekliyor. Birde en çok sevdiği harfini.Şimdi bir masal anlatalım.Rengini gökyüzünden alan…


  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS

Ayrılığı bol huzuru eksik

Hangi kırıktan içeri sızıyorsun
Ben kendimi tanımazken
Beni tanıdığını sanıyorsun
Aşkken  
İhanetim ben.
Pencerelerim kırık
Kapılarım paslı
Duvarlarım nasırlı
Özgürlük değilim ben
Atların rüzgârlarımla sevişemez
Huzurlu değilim ben
Sabun kokulu çarşafları olan
Çekip giden tekneler
Alıp başını çeken efelerdenim ben
Metro da terk edilmişim
Boş kâğıt parçasından fazlası değilim
Girme ellerimden içeri
Başımdaki belayı taşıyamazsın
Güneşin battığı yere giderim
Bulamazsın
Dokunmak istersen
Defter arasında kuruttuğun güllere
Dönerim
Başına iş açarım
Kıyılarına vurur aşk
Ayrılığı bol huzuru eksik…
Hangi mısramı öpsen
Yoksulluğum bulaşır
Yokluğumu sahiplenirsin
Ayrı düşmelerle dolu kelimelerim
Uzakları çağırır noktalarım
Gittiğim her yere taşıyamam seni
Boşuna,
Saç tellerimin arasına girme.

Fotoğraf: Alıntı.

 

Tags: ,

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS

Bugün

Sana geceyi yazdım
Yırtıp içine saklan diye
 Kendi kendine iyileştir diye.
Gece iyi gelir yaralara, çokça acıtsa da

Türküleri yırttım bugün
Bütün yoksullar tenime bulaştı
Sana gündüzleri yazdım
Yırt içine sakla diye
Dolsun içine ki saklasın yaralarını
Yaraları açığa çıkarsa da, çokça saklar aslında gündüz
Sana zamanı yırttım bugün
Dilime bulaştı bütün suskunluklar
Sana yolları yırttım bugün
Ayaklarıma bulaştı bütün gitmeler

Gitmeler…
Ben onlara hasret onlar bana
 Merak etme gitmeler gebeliğim hep sana

 

Fotoğraf: Patrick Brogan

Tags:

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS

….

 

 

 ….

 

 

Denize baktım insanın bir aslı varmış birde sahtesi.

Bazıları varmış aslını saklayıp sahte ile yola çıkmış,

Bazılarıda sahteyi saklayıp aslı ile.

Bana sorarsan boşlukta asılı kalmışım,

Aslım kaybolmuş sahtem çoktan yırtılmış…

 

….

 

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS

Papatyalara Karışmış Ezan Sesleri

Bize ne kaldı ki ?

 

Bir yağmurlar bir de sardunyalar. Gemiler alıp başını gitmiş,bize kalmış tekneler.Kimse sormadı ‘sizde gelir misiniz?’ diye.Oysa bilmiyorlar mıydı bizim de gidecek yerlerimiz vardı.Keşfedecek kıtalarımız ,korkacak kaptanlarımız.

 

Gök griye karışmış,deniz maviymiş. Heybeme sıralanmış cümleler.Saklı öykü kitaplarım var her insan gibi.Birde okumayı arzu ettiğim öyküler. ..Kim olduğumu duvarlar öğretmedi bana.Adımı da nüfus kağıdı.

 

….

 

Onlar yanlış biliyor.Papatyalara karışmış ezan sesleri.Niye yağmurlar karışırda papatyalara ezanlar karışmaz mı?

 

 

 

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS

Yaren Diyarına..

Uçacak mısın şimdi dost? Mevlana diyarına..Yaren diyarına.

Nasıl bir aşktır  o dost.Yarımken tüm yapmış,yanarken serin kılmış…

Ey Dost!

Neden eksik aşk?

Neden biz hala yarımız?

Bu kalp her şeyi alırda neden o aşk ile dolmaz ki?

O yaren nasıl bir sevgili ki yare.?

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS

Sevgili Dost

Sevgili Dost,

sana hani mevsimleri anlatmalı ki? yada sakladığım mevsimleri mi? kiraz ağaçlarını mı? meyveli şekerleri mi?

‘ben kuşlardan da küçüktüm’

kimsenin kuş olduğumu bilmediğini mi? yollarda serseri gibi dağıldığımı mı? neyi anlatmalı dost? bir kuşu kaç gün beslersen yanına durduğunu mu? sen bu kuşu kaç gün besledin de uçup gitti yanından?

‘bir gece vaktiydi aşk tuttu ellerimden benim…’

aşka sığındığımı mı sana? kimsesiz kaldığımda, dost ısıtmadığında aşk sardığını mı? dost, dost sarmazsa aşk korunağına alır, araya yol girer bilmez misin?

‘geçtim düşler sokağından’

ben oldum düş dost. sığındım düşlerime. düştüm de düşüm kaldırdı. düştüm uykulara da uyandırdı düşlerim. sıkıldım, sığamadım odalara, düşlerim söndürdü. öfkelendim, öfkeden alevlendimde düşlerim serin oldu bana. mahzunlaştım, suskunlaştım da düşlerim şefkat oldu. pencerede gelenim oldu, saçlarımı tarayanım.
ey dost, ey can dost nerelerdeydin? düştüm kaldırdın mı? bana şimdi vazgeçişlerimden bahsediyorsun?

‘bir gece vaktiydi ceplerimde hacıyatmazlar’

oyun olup, oyuncakken dolanıp durdum. ceplerimde ki bilyeleri önüne serdim ‘hadi oynayalım’ diye, topladım da bütün elmaları paylaşmak için. sakladım kirazları seninle küpe yapmak için. oyuncak trenleri bekledim bir gün seninle o hayal ettiğimiz köylere gitmek için. o bütün oyuncaklarımla seninle oynarken, uzaklara gittim çok uzaklara bulutlara, ördekli şehre belki de, kimbilir papatyalı diyarı buldum. şimdi söyle ben gittim de sen niye gelmedin? bir kez kağıttan uçak gönderip haber salmadın?
şimdi anlat bana vazgeçişleri?

‘aklım çıkıverdi yerinden’

bir bakıp kalakaldığım yokluğunu mu anlatayım? kalbinin kalbime uzak düştüğünü mü? yoğunluk ağacında takılıp kalmış aklını ve yanından ayrılmayan kalbini mi? o kalp unutmuş dost kalbini de ‘çabuk vazgeçiyor o kalp dostalarından’ deyip kırmış dost kalbini… ey dost ne zaman tuttun da bıraktım kalbini?

‘bir gece vaktiydi sevdiğim başka sevenim başka’

bir rüyada karıştı herşey. yerini yollara bıraktı. uzaktan bakar oldu. o dost uzaktan bakmış, bu dost içine kapanmış. sevdiği karışmış, seveni parçalanmış. yine de… bu dost bırakmazmış çabuk, karşıda uzak düşen dost tanımazmış dostunu. tanımamışta. uzak düşmek, vazgeçmek de bu dost mu bilmezmiş? dostun aynasına, dost aynasını yaklaştırsa da görsün dostun gönülde ki yerini…

‘yağmur yağsa, uykum kaçsa, bir kuş konsa badi parmağıma ağlardım bir başıma’

bak bana çoğul muyum tekil miyim? aynalara ne kadar tanıdığım? ellerim ne kadar sıcak? kalbim ne kadar uzun? parmakalrım ne kadar şekerli?
ey dost, ne kadar tanıyorsun beni söylesene? ne kadar avuçlarımı hissettin? şimdi bana vazgeçişlerden bahsediyorsun?

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS