You are here: Home > Birde Kendime > Kıl Dedim Birde Ver

Nisan’dan Eylül’e

‘’Ben seni tek bir ben ile sevmemiştim ki, şimdi benden tek bir gidişine sessiz kalmamı bekliyorsun. Kadın gibi sevmiştim mesela seni, zarafetine düşkün. Çocuk gibi, isteklerine âşık. Sonra bir de yabancı gibi sevmiştim, anlaşılmayan. Biraz da dalıp dalıp kaybolduğum kuyularda şizofren gibi de.

 

Haksızsın. İçimdeki yangına bir ses ararken de sevildin. Koynumdaki çocuğu meydanlarında koştururken de kayıtsız. Umutluyken de, umutsuzken de. Yorgun ve yaralıyken de. En çok da olumlu ve olumsuz eklerle birlikte. En gereksiz konuları bile ciddiye alırken de sevildin mesela. Tablada yığın yığın soru işaretleri arasındayken de. Ortak takvimde aynı ayı göstermezken de. Aşkların neden bittiğini çocuksu bir telaşla anlamazken de.

 

Kadındım ama kanı deli, delikanlı gibide sevmiştim. Anladığını hayata renk ve tat olarak karıştıran yemek düşkünü bir kadın gibi de. Evine ekmek parası yetiştirmeye çalışan elleri nasır olmuş kadın gibi de. Çocuklarına şemsiye olmuş şefkat abidesi kadın gibi de.

   

 Eski tek bir ben ile değil, yeni, yenilenen ben’lerle hep sevilmiştin. Şimdi bana, içimdeki ben’lere tek bir gidişini anlatmamı bekliyorsun. Ben seni tek bir ben ile sevmemişken, hangi ben’e gidişini anlatayım?

 

                                                                                  20.Nisan.09’’

 

O zamanlar aylardan Bahar’dı,

Can acımın ağaç yapraklarında yeşermeye başladığı andı.

Şimdi aylardan Sonbahar. Acımın yapraklardan dökülmeye başladığı mevsim.

Filmlerden filmlere dalıp, karakterler denizinden yüzüp çıktım. Karar veremedim hangisinde karar kılmalıydım, kılamadım. Hepsinin içinden yüzüp tek bir ben olamadım. İlle de bir ben mi olmalıydım? Arlanmadım.

 

**

 

Gittiğim her yere huzursuzluğumu taşıyorum. Sevmiyorum bunu. İpi kopmuş, sahibine düşkün bir köpek gibi huzursuzluğum. Gitsene işine! Ama yok!

 

**

 

Gece otobüse binenlerin pek yolcu edeni olmuyor nedense. Gece yolculuğunu kendinden kaçanlar mı, kendine kaçanlar mı tercih eder? Bilmiyorum. Saat 23.00. çok şey barındırıyor aslında bu yolculuk. ‘telefonları kapatıyor muyuz?’ dedi çocuklu bir bayan, belli ki kocasının aklı onda. ‘her şey serbest’ dedi kıvırcık gözleri fır dönen adam.

 

Koltuk 20. koltuk 21 boş.

20/yaşımın başlangıcı. Yan koltuk/ hayatımın boşluğu.

 

Gelecekte ki gelecek olan;

Nerelerdeydin? Vardın biliyordum ama nerede? Gözlerim seni aradı yeni güne hazırlanan otobüste. Ön koltukta mıydın, tercihinden kaçındığım. Arka mı hiç nasip olmayan. Yoksa benim gibi orta koltukta mıydın?

  

İçimin ve bedenimin ağırlığı ile önce gözlerini çizdim küçük bir gülümseme ile. Deniz gibi huzur mu verirdi gözbebeklerin? Yoksa zeytin gibi dinginlik mi? Belki de kahve gibi yorgunluk bilemedim.

Sonra dudaklarını çizdim, yarı baygın gözlerle. Papatya gibi mi gülerdin, duru? Yoksa karanfil gibi, hüzünlü? Belki de Begonvil gibi muzip ve gamzeliydin? Onu da bulamadım.

Kaşlarını, burnunu, çeneni ve kulaklarını daha sonra çizerim. Saçlarını da… Ve ellerini de…

Olmaz mı?

 

***

Fotoğraf(lar): Fırat GÜRGEN

 

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS

4 Responses to “Nisan’dan Eylül’e”

  1. Lalin Says:

    Ama bu çok güzel bir yazı yaa..Hele ki ben seni bir tek ben ile sevmemişken hangi ben’e gidişini anlatayım, ifadesi tam da benim duygularıma tecümanken:p Çok güzel bir paylaşım olmuş.
    Teşekkürler..

  2. asabiinsan Says:

    “Belki inanırdım aşkı hiç bilmesem bu aşk değil savaştı sanki galibi sen sebebi de sennn!”

    Acırken,çok acırken kanarken ve ağlarken…ben beni kaybederken ve yine ağlarken,seni kaybederken ve sen giderken,ben inanırdım tüm bu olan bitene aşk diye belkide!belki aşkı bilmeseydim, belki sevmenin gitmeler olduğunu daha yeni yeni öğreniyor olmasaydım,bu birbirimizden çalan halin aşk olduğuna inanırdım…Yittikçe yitmekti gittikçe gitmekti belki de aşk dedikleri ama ben gittikçe dönüyordum yittikçe çoğalıyordum sana. ya ben bilmiyordum aşkı ya da sen…BEN BELKİ İNANIRDIM AŞKI HİÇ BİLMESEM,BU AŞK DEĞİL SAVAŞTI SANKİ,GALİBİ SEN SEBEBİ YİNE SEN!…

    Mevsimler geçer,düşler kurur…Bir kalır insan hep bir…

  3. oyumben Says:

    Resimler çok başarılı.

  4. Derya Says:

    Canım pinpirikliiiim, sitene yeni tema eklemişsin, önce yanlış geldim sandım :P

    Nasıl olduğunu sormak istedim, aslında bunu e-mail yoluyla da yapabilirdim değil mi? :) Ben iyi değilim ama iyi olacağım.. Ruhen iyi olmamam nedeniyle bedenen de kötü oldum. Sanırım ruh ve beden birlikte hareket edenler şeylermiş.. Neyse çok gevezelik yaptım. Umarım iyisindir.. Bak Eylül geldi, hem de ferahlatan yagmur ve rüzgarlarıyla birlikte.. Yazın o kandırıkçı havası geride kaldı. Eskiden çok severdim yazı, ama artık nefret ediyorum. Yazın yalancılığı beni bunalttı. Hala gevezeliğe devam ediyorum değil mi, ahh ahh akıllanmayacağım ben..

    Neyse Sevgi ile ve Dostça kal canım benim…

Leave a Reply