Neden bu gece yine ışıksız…
(…)
Annemin gül kokulu sevdaları,
Babamın yarım yaşanmış gençliği…
Neden bu gece yine ışıksız…Perdelere asılmış cümlelerimGecenin gizeminde kaybolmak, kendimi unutmak çözüm olacak mı her şeye? Aynalarla eskisi kadar ilgilenmiyorsun birde insanlarla… Uyumak?Masallara armağan etmiştim. Uykuyu lügatimden çıkardım.Zamanı doldurmak için kıvranıyorum yatakta
(…)…
Geceden kalmış bir hüzün, gündüze ait sorumluklar.Hava pırıl, pırıl, etrafta haylaz çocukların sesi… İçimde uçurumlar, içimde isyanlar… Artık kendimi anlamaz oldum. Yâda anlamak istemiyor. Herkes bana acır gibi bakıyor…
Şu an yolun ortasına geçsem kollarımı açıp haykırsam içimdeki karanlık kelimeleri yok edebilir mi bulutsuz gökyüzü? Ruhumu yıkasam annemin sabun kokularında senin izlerini siler mi?
Her şeyi içimde saklar olmuştum
Kör kuyulara hapsolmuştum.
Zaman boşa çekilmiş küreklerle ilerliyor Çıkmam gerekiyor evden ruhum daralıyor, bu aynalarda bana ait görüntüler yok.Atıp kendimi sokaklara kurtulmalıyım kendimden. Kış ortasında güneş etraf yaz… Bu ne biçim mevsim, bu nasıl kış. Bana inat eder gibi güneş gülüyor banaBenim içim ise kar boran… İçim üşüyor, ruhum üşüyor… Taş harflerle yazılmış gibi yalnızlığım… Katı bir o kadar donuk… Yarım kalmışlığım unutmak istedikçe kendini hatırlatıyor. Defter arasına hapsolmuş güller gibi benliğim…Zaman; ne zaman öğretin yarım bırakmayı eşkıya yüreğime?
- Annem beni çıkıyorum…
Artık sesim bana ait değil gibi. Tıpkı ruhumun bende olmadığı gibi… Otobüse bindim dikiz aynasından şoför bana bakıyor sanki yok olmak istediğimi anlamış gibi… Otobüslerde tek kişilik ücret alıyorlar. Bakıyorum adamın gözlerine suskun. Adam soruyor; bir şey mi oldu kızım?
Amca yarımım neden tek ücret alıyorsun? Diyorum.
Bakıyor adam gözlerime; çattık deliye. Dercesine.Rüyalarımdan kaçmak istercesine kaçmak istiyorum… Dışarıda hayatlar içimde enkazlar. Aşk ömürlüdür diye okumuştum bir kitapta… Yorgunum…50 yıl önce kurulmuş cümleler gibi… Anlamını yitirmiş sözcükler gibi…Bedenim taşımıyor artık nefesimi, nefesimde bedenimi. Hiçbir son yakışmıyor bana, hiçbir ölüm bitirmiyor beni. Bir yok oluş öyküsü yazmak istedim; her sayfada kendini yok eden, kelimelerim anlamlarını yitirdi… Yapma kelimelerle kelimelerimi kirletmedim.Yalancı umutlarla, ruhumu kandırmadım.Ya hayat bana geç kalıyor, yâda ben hayata…Doğduğum gün;
Annemin gözyaşlarına bırakmış gibiyim umutlarımı…
( nedir derdin? Nedir bu huzursuzluk? Ayşegül hoca dün anlatıyordu ‘insanoğlu doyumsuzdur’ diye. Evet, haklıydı doyumsuzduk doyumsuzdum.Biraz daha bak ne olur gözlerinin sesini çok sevdim… ) Görüyorsun dimi seni düşünmek nelere sebep oluyor. Şoför aniden durdu sanırsam kaza olmuş. Bir sürü bekleyişler… - Kapıyı açar mısınız? Rüzgâr yüzümü okşadı…Adım, adım sana bastım içimdeki öfkemi, kırgınlığımı, acıyı yok etmek ister gibi bastım… Dil kurs kayıtları başlamış. Her tarafta seni hatırlatan işaretler. İngilizceyi bir günde öğrenirsin demiştin. Bulmuştun yolunu kafa buluyordun benimle. Üç ay oldu derse başlayalı hala öğrenemedim. Beklide sana olan kızgınlığımdan… Yollar uzuyor, ömürler kısalıyor…Bir sürü insan geziyor etrafta, yüzlerce, binlerce… Benim ruhum ise kimsesiz. Sen benden gittin ya ruhumun şehri insansız, gökyüzüm güneşsiz kaldı. Hangi cesarete sığınıyorsam
Yarım kalmışlığımı bütünlemeni bekliyorum…
Bakma öle sessiz durduğuma, bakma dalga geçer gibi baktığıma. Canımdan can gidiyor…Umutlarım kan kaybediyor. Bedenim sığmıyor bu şehre. Her sayfada yeni bir ölüm, her yeni bir günde yeni açılan mezarlar. Ama hiçbir son hiçbir ölüm bana yakışmıyor… Satırlarımın tek hâkimi ölüm, mezar, umutsuzluk olmuş artık… - Hoş geldiniz ne alırdınız? Şimdi garsona desem ‘ içi mutluluk ve huzur ile yoğrulmuş bir hayat istiyorum, birde o’ndan arındırılmış…’ ne yapardı acaba?O şaşkın kara gözleri gözlerimde canlandı güldüm kendi kendime.Şaşkın bakan garson kim bilir içinden neler geçiriyor; - Kafayı yemiş bu kız.- Hastaneyi arasam aklını yitirmiş bir kız var desem.- Vah zavallı geç yaşta gitmiş. İçim coştu. Neyse toparlandım. - Kahve istiyorum, birde bir bardak su. Yavaş, yavaş sayfalar arasına hapsediyorum kendimi. Ne yeni bir cümleye başlayabiliyorum nede yarım kalmış cümleleri tamamlayabiliyorum. Hesap ödeyeceğim… Bir ton para versem karşımdaki adama acaba bana mutlu bir hayat verir mi? Sanırsam seni unutmaya niyetim var. Acaba yapabilir miyim bunu, başarabilir miyim? Beynimden atsam damarlarımdan çıkar mısın? Hani derdin ya ‘ sana ulaşamıyorum. Yık şu duvarlarını bunu yıksam başka bir duvar örüyorsun’ bak bu sefer duvarsızım ve acı ile örüldü ruhum…Sen gittin ya savunmasız kaldım…
Sana geliyordum yarım kaldım. Sana gelirken bir adım sana bir adım yalnızlığa adım attığımı fark ettim. Ve anladım ki yalnızlığa daha çok adım atmışım.
‘yolumu kaybettim, tamamla beni…Ruhumu satarken yakala beni…Kendimi ve ruhumu nefesinde kaybettimYolu bulmama izin verme…’ Kendi el yazınla yazmıştın bu dörtlüğü bana benden sana cevap olsun; ‘üstüme dünya düştüCanım acıyorDünyadaki bütün savaşlar ruhumda yaşanıyorAcil yardıma ihtiyacım var…’ Cehennemden bir parça ateş çaldım, ruhum yanıyor. Akşamın kızıllığı çöküyor. İnsanlar işten çıkıyor herkeste bir telaş. Yüreğim küçük bir çocuk gibi olur olmadık şeyler ağlayan… Boş, boş geziyorum kaldırımlarda. Akşamları özlemişim. Bir dilenci kadın el uzatıyor ‘Allah rızası için…’ - Teyzem sana bir ton para versem bana mutlu bir hayat sunar mısın? Kadın korkuyor benden sessizce uzaklaşıyor.
Eksik bakıyorum vitrinlere…
Kış sonu indirimleri varmış yüzde elliye varan. Giriyorum mağazaya; ‘hoş geldiniz nasıl yardımcı olabilirim?’ Soruyor isteğimi.
‘İndirim varmış’ diyorum
‘Evet, gömleklerde trikolarda…’ devam ederken susturuyorum kadını
‘Yüreğimin acısını da indirebilir misiniz?’
Bakıyor kadın şaşkın, şaşkın.Çok mu şey istiyorum ki yarım kalmışlığımla.
Ey masumluğum;Annemin sabun kokulu yastıklarına benzerdi diğer yüzün,Ne zamandır aynalardan kaçar oldun?Babaannemin gül bahçelerine sığındığım uysallığım
Neden söylesene, neden sattın hırçınlığa kendini?
Bilinmez bir takvim yaprağında, kendini yakmışsın. Bu sonbahar hüzünlerini sevmedim ben… O kadar kaçışlar sonunda ben yine seninle akşamı ve geceyi karşılıyorum…
Sabun kokuları… Annemin yastıkları
Annem; bağışla uykumu bana ne olur…
13.03.2007
Annesinin sabun kokusunda kalmış bir deli…





