Adresin doğru yazılmış gönlüme ama yanlış zaman da ulaştırıldım sana…
Kapıdan ışık sızıyordu, bende daldım. Zamansız mı geldim düşünmedim, belki de misafirin vardı kalbinde, bir su içeyim dedim pınarından…
Biliyorum hüzün kokuyorsun, ama ben hüznünü de koynumda uyuturum. Güneş doğarken gitmek kumbaranı doldurmuşsun, boynunda aşkın izleri derin kesiklerle,
Yaşından büyük suskunluklar sıralı dizlerinde,
Ben de;
Ömründen büyük, gözlerimde taşıdığım sevinçlerimi görünce başını önüne eğdin.
Ben, gözlerden bir şeyler istemeyi uzun süre önce bırakmışım,
Sen de, dinlenmeyi…
Bir de rüyaları…
Saçlarını diyorum; rüzgâr mı dağıtmıştı yoksa hesap verişler mi?
Fırtınaya mı tutuldun da, böyle bu aşka ıslanmışlığın?
Gözlerimde ki haylaz çocuğu gördüğünde, gözlerinde ki bıkkın yaşlı ihtiyarı gördüm;
Yorgun, mutsuz, suskun…
Kim bilir, sakinliğimde ne buldun, içimde kurduğum şehirleri çok mu sevdin, bir gece ansızın uyuyakaldın sokaklarımda. Alışmış kaldırımlarım, anlamadım sokak lambalarımı gönlümün karanlığını dağıtıyor yoksa sen mi?
Bu şehir sana dar geldiği anda gel sana gönlümde çalan şarkıları dinleteyim.










Ekim 24th, 2008 at 09:29
Adresin doğru yazılmış gönlüme ama yanlış zaman da ulaştırıldım sana…:(
İkiye böldün benliğimi… mutluluk, hüzün diye…
Ekim 25th, 2008 at 18:41
“Adres gönlüm,
Zamansız gel,düşünme.
Ömrün gözlerimde,
Ben sen de dinlenmeyi gördüm”
Eyvallah sıdıkam..