Şehir, şehir köy, köy gezerken;
‘dua et gönlümdeki insanlara’ dedim güldü.
Konya ovasında kaybettim sabrımı. Çatladım sıcaktan. ‘yoook gitmeyeceğim ben, geri dönelim’ derken Konya göründü. Kendime geldiğimde şeker çarşısında 5 yaşına düştüm. Ah be elimden gelse şekerci dedeleri öpecektim. Rengârenk vitrinlerde ‘ah beni burada bırakın’ diye feryat figan ettim. Gördüm, gördüm ben hala çocuktum.
Mevlana’nın el yazması Defteri Kebirinde buldum hüznümü, Derviş hücrelerinde aradım hayalimi. Andım seni de andım Alaaddin Keykubat tepesinde masamda çay demlenirken…
Karaman’a girerken selamladım şehri. Dalında ki kiraza asılırken, ağacından elmasına takıldım. Karaman’da Yunus Emre mısraları sardı beni. Fırında etli pideyi överken dedem Karaman’ın ılıktı içim yandı. Hala saflığını koruyabildiğine…
Sevincime duş aldırdım, gülücüklerimin eline gül suyu döktüm, yanaklarıma elma kokusu sürdüm. Coştum, içimdeki çocuk o küçük şehirde köy kızı olmak için zıpladı…
__
Fotoğraflar; Ceyda Tasdelen











Ağustos 22nd, 2009 at 16:15
ya nacak bu kadar güzel cümlelerle süslenir o güzel mekanlar.bir kere daha hayran kalıyorum sana pinpirikli…
Toroslar,Konya,Karaman…hepsini gezdim gördüm ama senin yazınla daha bir güzel oraları hatırlamak…
sevgilerle
Ağustos 22nd, 2009 at 18:49
Ne şanslısın.
Ağustos 23rd, 2009 at 23:48
burası ne güzel bir siteymiş böyle..başarılar…sevgiler..
Ağustos 26th, 2009 at 10:45
Ayşenurum, o senin güzelliğin canım benim:)
—
Oyumben, kimbilir belkide sen benden daha şanslısındır:)
—
Kayıpşehir teşekür ederim:)