<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="WordPress/2.5.1" -->
<rss version="0.92">
<channel>
	<title>Annesinin Pinpirikli Kızı</title>
	<link>http://www.sidikaeren.com</link>
	<description>Kendimi Tanımanın Bir Başka Yolu</description>
	<lastBuildDate>Sat, 20 Feb 2010 11:57:11 +0000</lastBuildDate>
	<docs>http://backend.userland.com/rss092</docs>
	<language>en</language>
	
	<item>
		<title>Ben</title>
		<description>…
 
Kalabalığın içinde yalnızken, sana ısmarladığım şarkıyı dinlerken. Sen bittin bitmesine bende de, bir ben bitiremedim kendimi. Bir ben getiremedim gittiği yerden kendimi… Bir ben kendi gönlümü yapamadım, alamadım. 
Bu yeryüzünde aşk var ya, bitmez bu hüzünler, mutsuzluklar. 
Çocuklar misketlerini unutur mu? 
… </description>
		<link>http://www.sidikaeren.com/ben</link>
			</item>
	<item>
		<title>Ömür geçiyor da</title>
		<description>

Biter mi? 
Kavuşulunur mu?
Bilmiyorum, özlüyorum işte gözümün pırıltısı.
Adı yok ki bunun, bekliyorum işte.
İmkânı olan değil biliyorum, belki de olacak…
Ömür geçiyor da, bu yürek de ki geçmiyor işte.
Leke çıkmaz, yarar hassas.
Kavuşmaları, dönmeleri lügatinden çıkardın mı?
 
***
Fotoğraf: Eszter Vály
 
 
 
 
  </description>
		<link>http://www.sidikaeren.com/omur-geciyor-da</link>
			</item>
	<item>
		<title>Bahçıvan</title>
		<description>Sevgili dibi deliğim,

Moral oldu bu mektubun. Her mektupta ağaç olurken dostlarımın şimdi ilk defa biri bana bahçıvan demiş… Mutlu oldum. Ağaçlar bilirsin hep dökülmek için büyür yetişir. Bahçıvanlar ise, hayatı güzelleştirir şekillendirir. Demek ki büyümüşüm… Ben, ben olmuşum…


 
Sevgili dost,
 
(…)
 
Bu kadar çok konuşan bir insan nasıl yazamazmış? Diye sordum kendi kendime… ...</description>
		<link>http://www.sidikaeren.com/bahcivan</link>
			</item>
	<item>
		<title>Söz Bitti</title>
		<description>A be dost mektubun elimde, düşündürdü. Söylesene aşk ne zaman hayatımızda tam oldu ki? Cevap yazmama gerek yok galiba mektubuna çünkü sen her şeyi yazmışsın…


 
Sevgili dost,
 
(…)
Akşam defterime baktığımda, o günkü derste geriye bu notlar kalmıştı. ‘galiba sevgi su gibi hava gibi bir şey’ dedim kendi kendime. Baksana yokluğu öldürüyor, azlığı ...</description>
		<link>http://www.sidikaeren.com/soz-bitti</link>
			</item>
	<item>
		<title>Neler Geçip Gidiyor</title>
		<description>
‘Neler geçip gidiyor.’ dedirttiriyor şu zaman insana. Zaman mı sadece? Rüzgârla dağılmış saçlar, yolunu kaybetmiş kaşlar, unutmayı bile unutmuş dudaklar…
‘Neler geçip gidiyor’ dedirttiriyor şu akıp giden zaman. 
Aynalar şahit, ten öğretmen.  Her gün geçtiğin mekânlar yabancı. Çocukluk uzak.
‘Vay be’ dedirtip geçtiriyor işte zaman.
 
Fotoğraf: Vaggelis Fragiadakis
  </description>
		<link>http://www.sidikaeren.com/neler-gecip-gidiyor</link>
			</item>
	<item>
		<title>Garip Olanlar</title>
		<description>
Senin garip hayallerin oldu mu?  Hani olmaz dediklerinden.
Senin garip arzu ettiklerin oldu mu? Hani ‘ya bir git’ dediklerinden.
Senin garip ulaşmak istediğin şehirlerin oldu mu? Hani ‘nerde?’ dediklerinden.
 
Şimdi benim var. İnanmıyorlar. Olacağını ummuyorlar.
Ne garip ben inanıyorum…
 
Fotoğraf: Vaggelis Fragiadakis
  </description>
		<link>http://www.sidikaeren.com/garip-olanlar</link>
			</item>
	<item>
		<title>Ne Garip Bir Şeysin</title>
		<description>
Ne garip bir şeysin sen ey Kalp. Canımı sıkıyorsun sürekli. Bir ordasın bir burada.
Durulmak nedir bilmez misin? Pencereni açana doğmak zorunda mısın? Yağmur yağıyor otur pencereden izle dışarıdaki hayatı. Yok, efendim dalacak bizim bu Kalp yağmura.
Bir gülene on gönül verecek. Susana konuşacak, ağlayana gülecek. Ne garip bir şeysin ey Kalp? ...</description>
		<link>http://www.sidikaeren.com/ne-garip-bir-seysin</link>
			</item>
	<item>
		<title>Mandalina Kokusu</title>
		<description>
Onun maillerini okumak neden bu kadar güzel olur ki?
 
‘’Ne zaman mandalina kokusu duysam aklıma ilkokul zamanları gelir. Aylardan Ekim-Kasım, başlamıştır ilk mandalinalar evleri şereflendirmeye. Anneler sıkı sıkı tembihleyip koyarlar beslenme çantalarına. Bunlar mutlaka bitecek. Hele bir de seviyorsan mandalinayı zaten can atarsın yemek için. Avucunda sıkı sıkı tutar sınıf kapısının ...</description>
		<link>http://www.sidikaeren.com/mandalina-kokusu</link>
			</item>
	<item>
		<title>Bilmem</title>
		<description>
 
Cebimde arıyorum gülüşlerimi, düşürmüşüm.
İstanbul özlenmez mi dedi. Özlenir, valla özlenir.
 
Rüzgârlar utanıyormuş şimdi, karda dağıtmış kendini yollara.
Düşüme girdi bir karabasan uyutmuyor, tavana tırmanıp oyun istiyor benden.
Ben ise… Ben ise…
Aman, aman yar…
Ne yazındın? Bilmem.
  </description>
		<link>http://www.sidikaeren.com/bilmem</link>
			</item>
	<item>
		<title>Sevgili Dost</title>
		<description>Sevgili Dost,
 
Gece uzundu, dökülmek, serpilmek, güzelleşmek iyi geldi. 
Yorgundum dinlendim. Dalgalıydım biraz duruldum. Soruluydum biraz cevaplandım.
Bazen insan sustuğu kadar konuşmak istiyor, uyuduğu kadar uyanmak,

Sevdiği kadar sevilmek. Çoğu zaman bulamadığını biliyorum ama yinede umudunu bırakmıyor insan. Ne garip şu insanoğlu!


 
İrademi kaybetmişim, kimliğimi, kişiliğimi, benliğimi. Ve en çok da o saf tebessümlerimi. ...</description>
		<link>http://www.sidikaeren.com/sevgili-dost</link>
			</item>
</channel>
</rss>
