<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Annesinin Pinpirikli Kızı</title>
	<atom:link href="http://www.sidikaeren.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sidikaeren.com</link>
	<description>Kendimi Tanımanın Bir Başka Yolu</description>
	<lastBuildDate>Thu, 17 May 2012 05:39:31 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
		<item>
		<title>Olsuuuun</title>
		<link>http://www.sidikaeren.com/olsuuuun</link>
		<comments>http://www.sidikaeren.com/olsuuuun#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 May 2012 05:38:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sıdıka Eren</dc:creator>
				<category><![CDATA[Düşüme Düştün]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sidikaeren.com/?p=780</guid>
		<description><![CDATA[Kalbimin en çok bu anını seviyorum. Lacivert geceye akarken, sarı yıldızları tek, tek içime örmeyi. Uzun süredir yoktu karşımda kimse, elimi uzattığımda parmak uçlarıma dokunacak bir dokunuş. Bugün çilek temizlerken, kokusu içime, lekeleri parmaklarıma değerken Seçil’in yaptığı gibi omuzlarımı kaldırıp ‘olsuuun’ dedim. Kafamı kaldırdığımda erik ağacı bana güldü. O sırada dalından erik yediğini hayal ettim. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kalbimin en çok bu anını seviyorum. Lacivert geceye akarken,<br />
sarı yıldızları tek, tek içime örmeyi. Uzun süredir yoktu karşımda kimse, elimi<br />
uzattığımda parmak uçlarıma dokunacak bir dokunuş. Bugün çilek temizlerken,<br />
kokusu içime, lekeleri parmaklarıma değerken Seçil’in yaptığı gibi omuzlarımı<br />
kaldırıp ‘olsuuun’ dedim. Kafamı kaldırdığımda erik ağacı bana güldü. O sırada<br />
dalından erik yediğini hayal ettim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Tuğçe’nin ve Kübra’nın çığlık atmama sebep olan hediyeleri,</p>
<p>Hasan Mert’in ‘öğretmenim çocuk gibisin’ demeleri,</p>
<p>Yeşil şalım,</p>
<p>Anahtarlığım,</p>
<p>Aklımda iken</p>
<p>Bir an omuzlarımı kaldırıp indirdim ve Seçil’in dediği gibi ‘olsuuuun’ dedim</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Manyas’ı bitirişim,</p>
<p>Yazı başlatışım,</p>
<p>Hüseyin’in ‘öğretmenim gidersen bizde babamın otobüsüne atlar geliriz, dimi<br />
arkadaşlar?’ deyişi,</p>
<p>Zeliha’nın kapının arkasından beyaz gül uzatışı,</p>
<p>Umutlarımın dibine bir damla akıtışım,</p>
<p>Seni hep o camiinin bahçesinde bana bakarken hayal edişim,</p>
<p>Aklımda iken</p>
<p>Bir an omuzlarımı kaldırıp indirdim ve Seçil’in dediği gibi ‘olsuuuuun’ dedim<br />
muzip bir gülümseyişle.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Hala karpuzlu ve Asya üzümlü sakızın başucumda.</p>
<p>Anahtarlığımdan bir taş düşmüş olma hüznüm yüzümde.</p>
<p>Ve sevdiğim ellerin kirpik uçlarımda.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Olsuuuuuun be Adam.</p>
<p>Sende yeni başlangıçlarım gibi sancı yap mide boşluğumda,</p>
<p>Gelecek umudum gibi uzak semalara dalışlarıma sebep ol,</p>
<p>Olsuuuuuun,</p>
<p>Var sende ol, olsuuuuuun.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sidikaeren.com/olsuuuun/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evlenmek</title>
		<link>http://www.sidikaeren.com/evlenmek</link>
		<comments>http://www.sidikaeren.com/evlenmek#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 May 2012 05:58:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sıdıka Eren</dc:creator>
				<category><![CDATA[E Be Günlük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sidikaeren.com/?p=778</guid>
		<description><![CDATA[Bir gün beyaz çamaşırları kar beyazı gibi yıkama inancımı kaybetmedim. Nasıl erkeklerden hoşlanırsın dedi biri. Zeliha atladı oradan ‘ben söyleyeyim; güzel elleri olan erkeklerden hoşlanır.’ Güldüm, eksik söylemişti çünkü. ‘güzel elleri ve güzel saatleri olan erkekleri severdim.’ Bu sıralar çok duymaya başladım evlilik ve erkek muhabbeti. Yoksa Yaratan kapalı zincirlerimi kırmaya mı niyet etti! Ev [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir gün beyaz çamaşırları kar beyazı gibi yıkama inancımı<br />
kaybetmedim.</p>
<p>Nasıl erkeklerden hoşlanırsın dedi biri. Zeliha atladı oradan</p>
<p>‘ben söyleyeyim; güzel elleri olan erkeklerden hoşlanır.’<br />
Güldüm, eksik söylemişti çünkü. ‘güzel elleri ve güzel saatleri olan erkekleri<br />
severdim.’</p>
<p>Bu sıralar çok duymaya başladım evlilik ve erkek muhabbeti.<br />
Yoksa Yaratan kapalı zincirlerimi kırmaya mı niyet etti! Ev arkadaşımdan onaylı<br />
idim, benden bir evlilik çıkmazdı. Alanda ilk günden pencereden fırlatırdı.<br />
Yanıldığı nokta vardı. Ben bir eşya yâda nesne değildim atılayım, -öğrenen bir<br />
hazine idim.-</p>
<p>Yemek yapmazmışım, yemek yemezmişim. Her seferinde çift<br />
atladığı bir nokta vardı ve bunca zaman idrak edemediği; sevdiğim insanların<br />
yanında mutfağa girer ve yemek yerdim.</p>
<p>Sevgi eşittir güvendi. Güvensiz hissettiğim insanların<br />
yanında yemeğime zehir katılmış gibi hissediyordum. Fark eden de pek olmadı. Ya<br />
ölürsem!</p>
<p>Bunları bu sıralar beni çok araştıran birine söyleyince<br />
gözlerini açıp yabancı bir yaratığa bakar gibi bakınca, ona dönüp</p>
<p>Nanik! Yapasım geldi.</p>
<p>Bir arkadaşımla muhabbet sırasında</p>
<p>‘her şehirde bir plakası olan bir adam istiyorum’ dedim</p>
<p>‘Yuh’ dedi. Bende ona</p>
<p>‘Senden istemiyorum zaten yavrum O’ndan istiyorum. Arkamda tapu gibi devesinin<br />
ipi kaybolunca Kuranda arayan bir ashap vardı. Devesinin ipini Allahtan isteyen<br />
ashap her şeye kavuşuyor da ben niye evleneceğim adamın plakaların istekte<br />
bulunmayım, O’na çok mu zor. Bir ol diyor oluyor. Hey Babam!</p>
<p>Bu insanları anlamıyorum. Yaratılmış insanlardan her bir şeyi<br />
isterler ama onu Yaratan yüce varlıktan hiçbir şey. Bu insanlar her şeyi<br />
karıştırıyorlar!</p>
<p>He birde pasta siparişi verirler haftalar öncesinden, sabırla<br />
beklerler,</p>
<p>El açar dua ederler daha indirmeden ‘neden olmadı’ derler.</p>
<p>İnsanoğlu, sizi seviyorum. Kendimi de!</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sidikaeren.com/evlenmek/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Geri Çekiliyorum</title>
		<link>http://www.sidikaeren.com/geri-cekiliyorum</link>
		<comments>http://www.sidikaeren.com/geri-cekiliyorum#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 May 2012 05:58:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sıdıka Eren</dc:creator>
				<category><![CDATA[Düşüme Düştün]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sidikaeren.com/?p=774</guid>
		<description><![CDATA[Geri çekiliyorum. Bir geminin deniz feneri sanıp -kanıp- geri dönmesi gibi. Zamansızdı bu kanış, biliyorum. ‘Ama insan hiçbir şeyi sebepsiz yaşamaz ki’ teorilerine kanıp, hafifletmeye çalışıyorum kanmamı. ‘bana mutlu birini göster alnından öpeyim’ diyor Nazan Öncel. Mutluluk uçucu bir şey şu sıralar. Dondurma gibi. Yedim bitti. Devamı gelir mi? Göze alırsan belki. Belki de o [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geri çekiliyorum. Bir geminin deniz feneri sanıp -kanıp- geri<br />
dönmesi gibi. Zamansızdı bu kanış, biliyorum. ‘Ama insan hiçbir şeyi sebepsiz<br />
yaşamaz ki’ teorilerine kanıp, hafifletmeye çalışıyorum kanmamı.</p>
<p>‘bana mutlu birini göster alnından öpeyim’ diyor Nazan Öncel.</p>
<p>Mutluluk uçucu bir şey şu sıralar. Dondurma gibi. Yedim<br />
bitti. Devamı gelir mi? Göze alırsan belki. Belki de o dondurma arabası gelmez<br />
buralara. Bilinmez oluyor bazen hava durumları. Buralarda yok ki o dondurma<br />
satan dükkânlar… Gidip tekrar, tekrar alayım…</p>
<p>Bildiğim geri çekiliyorum. Bir şeftalinin bahar sanıp kanması<br />
gibi bir buruklukla.</p>
<p>Paketten papatyalar çıkacak sevinci ile açmıştım paketi.</p>
<p>Bitti, dondurma eridi.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sidikaeren.com/geri-cekiliyorum/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Kız</title>
		<link>http://www.sidikaeren.com/bir-kiz</link>
		<comments>http://www.sidikaeren.com/bir-kiz#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Apr 2012 11:25:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sıdıka Eren</dc:creator>
				<category><![CDATA[Düşüme Düştün]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sidikaeren.com/?p=771</guid>
		<description><![CDATA[Belki bir gün dersin; ‘bir kız tanıdım, gözleri dalınca kendini yollara vuran’ ‘ona hiç dokunmadım, o ise bazı geceler hayalet olup çok kere dokundu bana’ ‘hiçbir zaman beni terk etmedi, ama ben onu çok kere terk ettim’ ‘papatyaları seven, renkli bardakları olan’ Belki bir gün dersin; ‘üzüldüğünde kitaplarını hediye eden’ ‘nereye giderse gitsin yanında taşıdığı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Belki bir gün dersin;</p>
<p>‘bir kız tanıdım, gözleri dalınca kendini yollara vuran’</p>
<p>‘ona hiç dokunmadım, o ise bazı geceler hayalet olup çok kere dokundu bana’</p>
<p>‘hiçbir zaman beni terk etmedi, ama ben onu çok kere terk ettim’</p>
<p>‘papatyaları seven, renkli bardakları olan’</p>
<p>Belki bir gün dersin;</p>
<p>‘üzüldüğünde kitaplarını hediye eden’</p>
<p>‘nereye giderse gitsin yanında taşıdığı bir çocuk resmi ve puzzle kutuları olan’</p>
<p>‘mp3’de Teoman şarkıları, bütün sözlerini bana armağan eden’</p>
<p>‘aslında her yazısında bir cümlede olsa bana cümle ayıran bir kız’</p>
<p>Belki bir gün dersin;</p>
<p>‘elleri küçük, bulamadıkları hep yastık altında’</p>
<p>‘renkli nevresimleri olan, mutlaka yüzüne dokunma inancımı kaybetmediğim’</p>
<p>‘gökyüzünü seven çünkü ilk hecesi bana çıktığı için’</p>
<p>‘kalbinde ki gevezeliği, utangaçlığı, sözleri, mutsuzluğu, umutluluğunu gördüğüm’</p>
<p>Belki bir gün dersin;</p>
<p>‘ben bir kız tanıdım uçurtma gibi, bir süre sonra yok olan, hiçbir zaman sahip olmayacağım. O kız gerçek değildi, ben ürettim, mısralara kondurdum, kendi avuçlarımda büyüttüğüm bir kız’</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sidikaeren.com/bir-kiz/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Korkuluk</title>
		<link>http://www.sidikaeren.com/korkuluk</link>
		<comments>http://www.sidikaeren.com/korkuluk#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Apr 2012 05:53:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sıdıka Eren</dc:creator>
				<category><![CDATA[Düşüme Düştün]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sidikaeren.com/?p=766</guid>
		<description><![CDATA[Uzaktan gelen bir rüzgâr esintisi gibi, her şeyde bir şeyler bulduğum zamanlar değil ama her şeyde saçmaladığım bir zaman dilimindeyim. Çok da önemli değil saçmalayışım. Kalabalıklar içinde bir ben varmışım diyorum Sonra kafamı kaldırdığım da güvercinleri, kargaları, serçeleri görünce utanıyorum. Onlarda varmış diyorum. Sonra önüme dikilen vişne ağacı susturuyor ‘ne oluyor?’ der gibi. Utangaç anları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uzaktan gelen bir rüzgâr esintisi gibi, her şeyde bir şeyler<br />
bulduğum zamanlar değil ama her şeyde saçmaladığım bir zaman dilimindeyim. Çok<br />
da önemli değil saçmalayışım.</p>
<p>Kalabalıklar içinde bir ben varmışım diyorum</p>
<p>Sonra kafamı kaldırdığım da güvercinleri, kargaları,<br />
serçeleri görünce utanıyorum. Onlarda varmış diyorum. Sonra önüme dikilen vişne<br />
ağacı susturuyor ‘ne oluyor?’ der gibi. Utangaç anları fısıldayan marullar,<br />
yeni kokuya bürünmüş naneler, hele taze soğanları sorma… Yalnız değilmişim<br />
aslında, aklımın balkonunda sen denizlere bakarken, ben bahçede seni değil<br />
belki ama sessizliğini sevmekteyim.</p>
<p>El kadar, düşme riski fazla kanepemde uyurken, yüz yılın en<br />
güzel uykusunu çektiğimi fark ediyorum beynime. Telefonuma bakmayışımla aslında<br />
çok da önemli olmadığını fark ediyorum birde. İçimin topraklarında kargaları<br />
kovalayan bir korkuluk olman bana çok da sıkıntı vermiyor. Sonra dönüp<br />
güvercinlere muzipçe gülüp fark ettiniz mi kargalar ne komik yürüyorlar<br />
diyorum.</p>
<p>Her başka şehre gidişimde biraz daha büyüdüğümü kimseye<br />
söylemedim. Belki biraz kadın olmuyordum ama biraz daha büyük çocuk oluyordum.<br />
Belki üstüme dökmemeyi öğreniyordum ama hala çamurla oynaşmaya bayılan bir<br />
çocuk yoluna devam ediyordum. Belki adamların yanında edepli konuşmayı<br />
öğreniyordum ama balkonda baloncuk yapmaya devam ediyordum. Senin çocukluğumda<br />
kalma eskimiş bir oyuncak olduğunu düşünmeme sebep oluyor bazı şeyler. Köşede<br />
sadece duran, arada çocukluğumun kokusunu hissettiren. Bazen üzüldüğüm zamanlara<br />
sarıldığım, sonra köşe başında unuttuğum.</p>
<p>Sislerim yavaş, yavaş dağılırken, sabahı daha güzel<br />
hissediyorum. Islak toprağı, üşümüş karıncaları. Ne olur toprak gibi hem sarıcı<br />
hem sahipleyici olmayacaksın çiçek dikme yeryüzüme. Üzülür isem şehre sel basar<br />
kendimi o enkazlara gömer, ıslak bir çamur parçası olurum. Bunu kimse bilmez<br />
bir uğultu gelir onlara. Sana anlam gelsin.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sidikaeren.com/korkuluk/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Islak Islak</title>
		<link>http://www.sidikaeren.com/islak-islak</link>
		<comments>http://www.sidikaeren.com/islak-islak#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Apr 2012 05:05:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sıdıka Eren</dc:creator>
				<category><![CDATA[E Be Günlük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sidikaeren.com/?p=758</guid>
		<description><![CDATA[Uzun, uzun baktım karşı kıyıya. Irmak yeşil, ekinler yeşil, ağaçlar yeşil. Ben ise silik; var ile yok arasında. &#160; Sanki yeryüzü ıslanmıştı. Oysa daha yağmurda yağmamıştı. Tıpkı seni düşününce ruhumun ıslandığı gibi.  Toprak ıslak, ağaçlar ıslak gibiydi. &#160; &#160; &#160; &#160; Ben; ne zaman seni düşünsem yağmur yağmış gibi ruhum ıslanırdı. &#160; Bu dünyanın buralarında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uzun, uzun baktım karşı kıyıya. Irmak yeşil, ekinler yeşil,<br />
ağaçlar yeşil. Ben ise silik; var ile yok arasında.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sanki yeryüzü ıslanmıştı. Oysa daha yağmurda yağmamıştı.<br />
Tıpkı seni düşününce ruhumun ıslandığı gibi.  Toprak ıslak, ağaçlar ıslak gibiydi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img id="gmi-ResViewSizer_img" src="http://fc03.deviantart.net/fs70/f/2012/096/5/3/impressionism_painting_by_shamoii09-d4v901m.jpg" alt="" name="gmi-ResViewSizer_img" width="432" height="594" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ben; ne zaman seni düşünsem yağmur yağmış gibi ruhum<br />
ıslanırdı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bu dünyanın buralarında bir yerinde idim. Kendimi alıp da<br />
gidemiyordum. İçimdeki adam ile sığamıyorduk bu küçük ilçeye. Ne var<br />
olabiliyordum, ne yok olabiliyordum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Tıpkı senin gibi. Sen benim gerçeğimde var mısın yok musun?</p>
<p>Ben bu ilçenin silik vatandaşı, haklarını kaybetmiş hayaleti<br />
idim. Renklerim vardı ama bunu tuvalimde kullanamıyordum. Oysa ‘yapma’ diye<br />
boğazıma yapışanda yoktu. Ama elim kolum bir şekilde bağlanmıştı. Belki de bir<br />
türlü bu ilçeye nüfusum uymamıştı. Belki de yaşam standartlarına zıt bir<br />
yabancı idim. Bilmiyorum, bildiğim yollarında yürüdüğümde ruhumun çok da<br />
benimle olmadığı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Her sabah içimdeki adama anlatıyordum bu ilçenin meydanını,<br />
güvercinlerini. Aslında ona değil kendime. inandırmaya, sevdirmeye<br />
çalışıyordum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Demişti ki ’huzurun mantığı yoktur’  ona göre bazen hiç bir şeyin mantığı<br />
olmuyordu. Sanırsam diğer yanıma çok benzediği için içimde taşıyordum. Bir süre<br />
önce de demişti ‘sevmenin mantığı yoktur’</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Zaten Mustafa amca yakmıyor hayli zamandır kaloriferleri.<br />
Ruhum üşürken, tenimin üşümesi de eklenince iştahım açıldı. Bazen zamanın nasıl<br />
geçtiği konusunda hiç fikrim olmuyor. İçimden mi geçiyor yoksa dışımdan mı onu<br />
da bilmiyorum. Bildiğim cumartesi kendimi yatakta buluyor Pazar akşamı<br />
bıkkınlıkta. Hafta içi mi? Nerde o?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Biri beni çekip heyecan ile uyandırmaz ise böyle öleceğim<br />
galiba. Oysa ölümle gitmek için daha sepetimi doldurmamışken.</p>
<p>Yaşamın mantığı var mı?</p>
<p>Bazen anlamıyorum hiçbir şeyi. Çok da zeki olduğum<br />
söylenemez. Üstün bir özelliğim de yoktur zaten. Bildiğim hayatın renklerini<br />
yakalama konusu. Onu da yapmaya, yapmaya eskiciler çalar olmuş. İçimde kalanlar<br />
adamın kurduğu cümleler. O kadar çok cümlesi var ki içimde, yakın zamanda<br />
baskıya vereceğim kendimi. Hani bu kadar boş hayatımın arasında onun gerçek<br />
sıfatını unuttum. Ve öyle bir ilmik attım ki boynuna sürekli çekiyorum,<br />
çekiyorum, çekiyorum. Boğulacağından değil korkum ipin sonu elime geldiğimde<br />
yok olmuş olmasından. Eğer yok olur ise haklıda.</p>
<p>Özür dilerim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Şu sıralar büyük bir ressam tarafından boyanmış olan şu<br />
yeryüzü.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Hiç mi ibret almaz içimin tatminsiz boşlukları, O’nun boyası<br />
ile boyansa da hayat olsa…</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sidikaeren.com/islak-islak/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ucuz muyum Ne</title>
		<link>http://www.sidikaeren.com/ucuz-muyum-ne</link>
		<comments>http://www.sidikaeren.com/ucuz-muyum-ne#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Apr 2012 05:09:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sıdıka Eren</dc:creator>
				<category><![CDATA[E Be Günlük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sidikaeren.com/?p=754</guid>
		<description><![CDATA[Hayat; nerde, ne şekilde biteceğini bilmediğimiz koşu alanı iken. Biz onu inadına şekillendirip uzatmaya çalışan gariplerden başka neyiz ki? Zaten suçumuz var Âdem’den bu yana. Sabıkalıyız. Ölümsüzlük isteriz bu yüzden bu kadar şeye kanmışlığımız ya. Daha çok uyumanın yolunu bulma derdindeyim. Daha çok rahat etme meyilindeyim. Daha sorunsuz insanlara karışma yarışındayım. Daha hasarsız aşklar bulma [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>Hayat; nerde, ne<br />
şekilde biteceğini bilmediğimiz koşu alanı iken. Biz onu inadına şekillendirip<br />
uzatmaya çalışan gariplerden başka neyiz ki? Zaten suçumuz var Âdem’den bu<br />
yana. Sabıkalıyız. Ölümsüzlük isteriz bu yüzden bu kadar şeye kanmışlığımız ya.</em></p>
<p><em></em></p>
<p><em>Daha çok uyumanın<br />
yolunu bulma derdindeyim.</em></p>
<p>Daha çok rahat etme meyilindeyim.</p>
<p>Daha sorunsuz insanlara karışma yarışındayım.</p>
<p>Daha hasarsız aşklar bulma savaşındayım.</p>
<p><em></em></p>
<p><em>İyi de,</em></p>
<p>Bir de baktım daha ucuz bir insan olmaya başladığımın farkına bile varmadan<br />
ilerler olmuşum.</p>
<p>Nereye gidiyordum ki?!</p>
<p>Sorunsuz, karmaşasız, rahat, savaşsız…</p>
<p>Bunlarsız yaşamak eşittir tatsızlıkla eş değere gelmiyor muydu?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sız’ları eklerken aslında ucuzluğu ekler<br />
olduğumu çok sonra fark ettim.</p>
<p><em>Odun ekmeği niye<br />
lezzetli idi? Ateşte piştiği için. Neden köz çayını başta tercih ederdim ki?<br />
Ateş onu daha güzel yaptığı için. Şimdi ben oturmuşum hangi vasfım ile ateşle<br />
hemhal olmadan var olmayı hayal ediyordum. Vay bana vay. </em></p>
<p><em></em></p>
<p><em>Ben ki ağıtları seven<br />
biri, niye? İçinde yaşanmış acı olduğu için. Şimdi ucuz olmaya başlamışken,<br />
içimde yaşanmışlıktan kaçarken, acı ile sevişmeden</em></p>
<p>Beni kimler sevsin?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sidikaeren.com/ucuz-muyum-ne/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dilimin Peltekliği</title>
		<link>http://www.sidikaeren.com/dilimin-peltekligi</link>
		<comments>http://www.sidikaeren.com/dilimin-peltekligi#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Apr 2012 05:02:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sıdıka Eren</dc:creator>
				<category><![CDATA[E Be Günlük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sidikaeren.com/?p=752</guid>
		<description><![CDATA[&#160; &#160; &#160; Dokunduğun anda, Yırttığın anda zırhımı Hissettirmem sana utandıklarımı, güldüğüm güneşlerimi, Çingene Zamanlarımı. Zarımı yırttığın anda kör yaparım seni, parmak uçlarımla tadına vardığım saklı dünyalara Ayak yalın karıncalarla yürüdüğüm mevsimlere, toprakta gezdiğim yedi iklimlere. Zarımı parçaladığın anda demiştim. Damalarım kadar yakında olsan, ahret kadar uzak olursun. Tenimin sıcaklığı gibide olsan. Güneşi görmeyen gölgeler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img src="http://a7.sphotos.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-ash3/529455_3634332615646_1194100864_3662297_1551764755_n.jpg" alt="" width="235" height="320" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em>Dokunduğun<br />
anda,</p>
<p>Yırttığın anda zırhımı</p>
<p>Hissettirmem sana utandıklarımı, güldüğüm güneşlerimi, Çingene Zamanlarımı.</em></p>
<p><em>Zarımı<br />
yırttığın anda kör yaparım seni, parmak uçlarımla tadına vardığım saklı<br />
dünyalara</p>
<p>Ayak yalın karıncalarla yürüdüğüm mevsimlere, toprakta gezdiğim yedi iklimlere.</em></p>
<p><em>Zarımı<br />
parçaladığın anda demiştim. Damalarım kadar yakında olsan, ahret kadar uzak<br />
olursun. Tenimin sıcaklığı gibide olsan. Güneşi görmeyen gölgeler gibi soğur,<br />
Yastığıma bıraktığım saç tellerime, uyurken yanağıma koyduğum ellerime. Bu<br />
kadar yabancı olursun.</em></p>
<p><em>Tenimin<br />
rengine olan edebe,</p>
<p>Dilimin tadı olan tesettüre,</p>
<p>Baktığımda gördüğüm gökkuşağına,</p>
<p>Duyduğum seslere,</p>
<p>Hissettiğim duygulara…</em></p>
<p><em>Kör, sağır,<br />
dilsiz olursun.</p>
<p>Demiştim.</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sidikaeren.com/dilimin-peltekligi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şibumi</title>
		<link>http://www.sidikaeren.com/sibumi</link>
		<comments>http://www.sidikaeren.com/sibumi#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Apr 2012 05:00:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sıdıka Eren</dc:creator>
				<category><![CDATA[Satır Arası]]></category>
		<category><![CDATA[Şibumi]]></category>
		<category><![CDATA[Trevannıan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sidikaeren.com/?p=750</guid>
		<description><![CDATA[&#160; Şibumi-Trevannıan ‘Senin hayatında ben, çok küçük role sahip biriyim. Sen de benimkinde öylesin. Birbirimizi yirmi yılı aşkın süredir tanıyoruz ama iş ilişkilerini çıkarırsan… Ki her zaman çıkarmak gereklidir… Aramızda ki yakın ve içten sohbetlerin toplamı belki on iki saat ancak tutar. Birbirimizin zihnini ve kalbini yokladığımız saatler demek istiyorum. Yani seni tanıyışım yarım günden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p><img id="il_fi" src="http://www.limonkitap.com/u/limonkitap/img/c/s/i/sibumi-1294884665.jpg" alt="" width="300" height="452" /></p>
<p><em>Şibumi-Trevannıan</em></p>
<p><em>‘Senin<br />
hayatında ben, çok küçük role sahip biriyim. Sen de benimkinde öylesin.<br />
Birbirimizi yirmi yılı aşkın süredir tanıyoruz ama iş ilişkilerini çıkarırsan… Ki<br />
her zaman çıkarmak gereklidir… Aramızda ki yakın ve içten sohbetlerin toplamı<br />
belki on iki saat ancak tutar. Birbirimizin zihnini ve kalbini yokladığımız<br />
saatler demek istiyorum. Yani seni tanıyışım yarım günden ibaret, Nicholai. Bu<br />
da hiç fena sayılmaz. Nice yakın dostlar ve evli çiftler bu kadar da<br />
tanımamışlardır birbirini. Bir ömür boyu sürmüş tatsızlıklar, kavgalar ve<br />
tartışmalara rağmen. Durum bu… Seni yarım günden beri tanıyorum ve çok sevdim.<br />
Bu işi başarmış olmamdan ayrıca büyük gurur duyuyorum çünkü sen kolay<br />
sevilebilecek bir insan değilsin. Beğenilmek elbette. Saygı? Eğer korku da<br />
saygının parçası sayılıyor ise, ona da evet. Ama sevgi? O başka bir mesele<br />
işte. Sevginin içinde bir affetme niteliği vardır çünkü. Seni affetmek ise epey<br />
zor. Bir yanın azizler kadar estetik, öbür yanın Vandallar kadar vahşi. Bu<br />
karışımla kendini pek affa elverişli kılmıyorsun. Bu kişiliğin affın çok<br />
üzerinde, öteki kişiliğin ise çok altında. Üstelik affı istemiyorsun da.<br />
Herhalde seni affetmeye kalkan biri çıksa, sen onu asla affetmezsin. Bunu<br />
yapmaya cesaret ettiği için. Belki bu sözün pek anlamı yok ama kulağa güzel<br />
geliyor işte. Şarkı dediğinin anlamı olduğu kadar müziği de olmalı. İşte böyle.<br />
Seni on iki saat süresince tanıdıktan sonra, bir özetlemek gerekirse, yani seni<br />
tanımlamak gerekirse, bir Ortaçağ anti-kahramanı derdim.’ Sf 377</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sidikaeren.com/sibumi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Burada Olmayabiliriz</title>
		<link>http://www.sidikaeren.com/burada-olmayabiliriz</link>
		<comments>http://www.sidikaeren.com/burada-olmayabiliriz#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 30 Mar 2012 05:13:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sıdıka Eren</dc:creator>
				<category><![CDATA[E Be Günlük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sidikaeren.com/?p=746</guid>
		<description><![CDATA[Buralarda bir yerde korkuyorum. Çünkü sen denizsin. Deniz alabildiğine büyük. Deniz alabildiğine sonsuz. Deniz alabildiğine senin olmayan Ve ben denizden korkmuşumdur alabildiğine. Korkuyorum, Korkuyorum çünkü sen özgürlüksün. Sen uzun solumalarım. Sen gece ansızım uyanışlarıma dokunuş. Sen telefonun ucunda ki sessiz solumalarım Korkuyorum çünkü sen özgürlüksün. Sen ayak yalın yürümek toprakta Sen büyükken küçülmek. Al git [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>Buralarda<br />
bir yerde korkuyorum.<br />
Çünkü sen denizsin.<br />
Deniz alabildi</em><em>ğ</em><em>ine büyük.<br />
Deniz alabildi</em><em>ğ</em><em>ine sonsuz.<br />
Deniz alabildi</em><em>ğ</em><em>ine senin olmayan<br />
Ve ben denizden korkmu</em><em>ş</em><em>umdur alabildi</em><em>ğ</em><em>ine.</em></p>
<p><em>Korkuyorum,<br />
Korkuyorum çünkü sen özgürlüksün.<br />
Sen uzun solumalarım.<br />
Sen gece ansızım uyanı</em><em>ş</em><em>larıma dokunu</em><em>ş</em><em>.<br />
Sen telefonun ucunda ki sessiz solumalarım<br />
</em><em></em></p>
<p><em>Korkuyorum<br />
çünkü sen özgürlüksün.<br />
Sen ayak yalın yürümek toprakta<br />
Sen büyükken küçülmek.<br />
Al git mavilerini deyip, öfke ile elinden alıp kö</em><em>ş</em><em>e<br />
ba</em><em>ş</em><em>ında a</em><em>ğ</em><em>lamak.<br />
Sen suların aydınlanması.<br />
Sen suların kararması.<br />
Sen ucuz gecelerim, kirli odam.<br />
Sen sabah güvercinli kahvaltılarım,<br />
Sen oralarda bir yerlerde engel olmadı</em><em>ğ</em><em>ım<br />
büyüyen bir </em><em>ş</em><em>ey.<br />
Sen alıp ba</em><em>ş</em><em>ını giden teknelerim,<br />
Sen ba</em><em>ş</em><em>ımın üstünde bulutlarım,<br />
Sen dilimin ucunda sana sakladı</em><em>ğ</em><em>ım </em><em>ş</em><em>arkılarım,<br />
Sen kula</em><em>ğ</em><em>ıma küpe yaptı</em><em>ğ</em><em>ım<br />
pi</em><em>ş</em><em>manlıklarım,<br />
Sen izleyemedi</em><em>ğ</em><em>im film fragmanlarım,<br />
Sen okuyamadı</em><em>ğ</em><em>ım dizelerin satır araları,<br />
Sen renkli nevresimlerim,<br />
Sen kupa bardaklarım,<br />
Sen korkulu sevmelerim,<br />
Sen kıskandıklarım,<br />
Sen ürküp dokunamayı</em><em>ş</em><em>larım,<br />
Sen öncelerim olmayan an’larım,<br />
Sen aklımın havalı hali,<br />
Sen kalbimin ip atladıkları,<br />
Sen bahar gelince papatya gıdıklayı</em><em>ş</em><em>larım,</em></p>
<p><em>Önce sen Sonra Sen,<br />
Yine mavi denizim,<br />
Yine korkulu sevmelerim, oralarda bir yerlerde habersiz büyüyenlerim…<br />
</em><em>Bana yine </em><em>ş</em><em>arkı söylesen…</em></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sidikaeren.com/burada-olmayabiliriz/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

