You are here: Home > Birde Kendime > Kıl Dedim Birde Ver

Eylül Geçerken

Var işte. Buralarda bir yerlerde. Benim hayatımda. Bilmem ama onu. Tanımam. Nerede yaşar, nasıl bir odada solur. Renklerini de bilmem mesela. Bir dost sohbetinde kahveyi nasıl içer, bir alışveriş merkezinde ilk hangi kokuyu alır? Bilmem ben onu gökyüzüne bakan göz rengini, şeftali tutan ellerinin narinliğini, sofra hazırlama becerikliliğini. Ne adını takip eden soy adını bilirim, ne de onu dünyaya getiren annenin ten rengini. Ne sever, ne okur, ne dinler…

En çok neyi hayal eder, okuduğu kitap kahramanlarını nasıl hayal eder, yolda nasıl yürür, en çok hangi öğünde mızmızlık eder. Bilmiyorum işte. Merak ediyor muyum? Hayır. Ama var, buralar da ve benim yanımda. Saydıklarımı bilmemek bizi ayırmaz değil mi? Bilmemek var olan bağı koparmaz değil mi? Hayır.

 

Var işte. Buralarda bir yerlerde. Benim hayatımda. Var olmaya devam eden ve devam etmesini istediğim bir su perisi. Varla yok arasında… Ve Eylül geçerken ne demiş yastığımın çukuruna bak…

 

 

‘’Son yazıyı okudum Eylül ile ilgili olanı. Sanmıyorum ki Eylül deyince anısı olmayan birileri olsun. Bana da basıyor Eylül ayı. Aynı şu anda gökyüzünde bulunan bulutlar ruhuma da geliyor. Şimdi gönlümden parmaklarıma dökülenler dökülenleri okuyacaksın bu yüzden uyum falan olmayabilir.
 
28/07/1993 Çarşamba akşamüstüydü babamın ölüm haberini aldığımda. Balkondaydım ve henüz oyunumu tamamlamamıştım. 10 yaşımın tam ortasındaydım ve ben babamın koca popolu kızıydım. İşte o Temmuz’u takip eden Eylül ayında bulutlar yine geldi ama bu sefer daha karanlıktı. Rüzgâr daha soğuk esti o yıl. Ben daha zor zamanlar geçirdim. Senin de yazdığın gibi aslında o zamandan beri her an depresyona girebilirim. Bir an fark etmediğin kıvrılmış halıya takılıp tökezlemek gibi düşebilirim o duygulara aslında. Ama sürekli erteleme durumundayım o duyguları. Sonraki Eylüller okul telaşını hatırlattı hep. Ve bu Eylül ben birini diliyorum aslında. Adı konmayan bir duyguyla ilgi bekliyorum, gözlerine baktığımda nedensiz içinden geçenleri anlayabilmeyi istiyorum. Ummadığım anda bir tebessüm oluşturan mesaj görmek istiyorum telefonumda. Bana “Sensiz Saadet Neymiş” şarkısını söylesin telefonu ilk açtığında. Elimi öyle bir tutsun ki kalabalıklara girdiğimizde herkes fark etsin bizi. Ve ne kadar yakıştığımızı söylesinler birbirimize.
 
Ve bu yazı gökyüzüne bıraktığım bir dilek olsun tıpkı küçük bir kızın elinden kaçırdığı uçan balonu gibi. Ve belli bir yüksekliğe ulaştığından patlayıp geri düşsün parçaları bana gerçekleşecek bir dilek olarak.
 
Ve teşekkür ederim okuduğun için bu yazıyı.
 
30 olmadan bir şey olmalı
Ya bir sevgili olmalı kokusu burunda tütülen,
Ya bir kızı gibi sevdiği kayınvalideye gelin,
Ya da anne olmalı pembe yanaklı bir kız çocuğuna,
Olmadıysa hiçbiri 30′un sonunda
Yine de hayallerine karşı dimdik durmalı bu hayat yolunda…’’

 

Fotoğraf: Erinkresp
 

 

Tags:

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS

2 Responses to “Eylül Geçerken”

  1. Derya Says:

    Selam pinpirikliiiim..

    Eylül geçti evet ve artık kış yaklaşıyor, sonbaharın o hüzünlü havasını geride bırakarak buz gibi kışa geçiyoruz. Hangisi daha iyi diye sorsalar ben buz gibi kıştan sonbaharın hüznünü tercih ederim yine.. Kışları hiçs evmiyorum, havayla berbaer insanlar da soğuyor gibime geliyor.. Off ne diyorum ben ya, yine çenem düştü…

    Ben buraya senin bayramını kutlamay gelmiştim aslında :) Nice mutlu bayramlara pinpiriklim, bol bol çikolata ye, fırsat varken… Ben öyle yapacağım…

    Öpüldün.

  2. bir güzel çift Says:

    Öncelikle bayramın kutlu olsun pinpiriklim
    her yazında beni heyecanlandıranialıp bambaşka diyarlara ulaştıran o cümlelerin bu yazıda yine sarıp sarmaladı beni.bir kaç cümle dizildi boğazıma da takıldım kaldım onlara…
    30 olmadan çok şey olabilmişsin
    ve 30 olmadan ve olduktan sonra
    daha bir çok şey olacaksın pinpiriklim
    bir çok güzel şey olacaksın
    ve bir çok güzel şey olacak hayatında…
    sevgilerimle

Leave a Reply