Darwinizm Ödevi
Cuma yine vurdum kendimi sokaklara.
Aklımda bir sürü cümle
‘Zübeyde’nin doğum günü pastası, hediye,
Kimsesiz çocuklar için atkı bere malzemeleri,
Sınav telaşı,
Annemin aklımdan çıkamayışı,
En son İstanbul’a gelirken sırtıma saplanan bıçağın acısı,
Otogardaki annemin babamın yanındaki öfkeli fotoğrafı,
Çözemediğim problemler,
Yaşamın anlamı,
Habire koşup bir türlü aradığını bulamayan içimdeki çocuk,
Darwinizm ödevi…’
Metro’da yanımda; eşofman takımlı, sırtında sırt çantası, tamamen normal olmayan tipin elinde ki tespihe tip, tip bakıp
Her haline kulp bulurken Hüda’nın cimciklemesi,
‘Uslu duracaksın’ dimi?
‘Bilmem, galiba’
Derken ki muzipliğim.
O Zeytinburnu’nda inerken, ben Aksaray’a koşturuyorken,
Yağmurda hızlı, hızlı Fatih’e geçerken;
Yasemin’e Kasımpatı alma niyetim varken.
Akşam ‘Once’ filmini izlerken,
Yine acıyacak sanırken ‘geçmiş’ dedim. Hatta içimde buz gibi bir soğukluk hissettim.
Ne tuhaf. Hani İclal Aydın diyordu ya ‘Geçiyor, hem de fark etmeden, geçtiğini bile fark etmeden’
Geçmiş, sonrada gitmiş işte…
2010′da geliyor. Ocak da… Yani yeniden doğuşum.
Ben Ocak da doğmuşum, kestanelerin ve nergislerin etrafta yayılırken ki zamanında, bu yüzden kokularını çok seviyorum olsa gerek birde yağmuru.
Geçen Doğumumda ettiğim dua kabul olmuştu,
Bu defa avucuma hangi Yusufçuğu koysam?
__
Fotoğraf: Mechtaniya







ne diyim ki
hayatta mutlulukta hüzünde senin gibi anlamını bilene güzel
nice mutlu senelere canım.Dileklerin kabul olur inşallah…
sevgiler