Dünya Meşakkatli Bir Yoldu
‘Dünya batıp giden bir aydınlıktı. Geçiveren bir gölge, yıkılıveren bir direkti. Dünya meşakkatli bir yoldu. Görünüşü ise hoştu. Bu yüzden insanı helak ediyordu.’ Mustafa Ulusoy – Nietzsche ve Babaannem kitabından…
‘Dünya batıp giden bir aydınlıktı. Geçiveren bir gölge, yıkılıveren bir direkti. Dünya meşakkatli bir yoldu. Görünüşü ise hoştu. Bu yüzden insanı helak ediyordu.’ Mustafa Ulusoy – Nietzsche ve Babaannem kitabından…
Cuma yine vurdum kendimi sokaklara. Aklımda bir sürü cümle ‘Zübeyde’nin doğum günü pastası, hediye, Kimsesiz çocuklar için atkı bere malzemeleri, Sınav telaşı, Annemin aklımdan çıkamayışı, En son İstanbul’a gelirken sırtıma saplanan bıçağın acısı, Otogardaki annemin babamın yanındaki öfkeli fotoğrafı, Çözemediğim problemler, Yaşamın anlamı, Habire koşup bir türlü aradığını bulamayan içimdeki çocuk, Darwinizm ödevi…’ Metro’da yanımda; [...]
Mahyalar Ramazan’ı anlatır, Aylardan Eylül, üşümemin sebebi Sonbaharın gelmesinden mi? Kapıları tıklatan misafir Güz mü? Mevsimlerden Nar mevsimi… Bak etrafına Nar’lar sanki bir kandil. ‘bütün yalanlardan daha çok sevdim seni’ diyor Nev. Ben ise seni suskunluğum kadar sevemedim. Aslında sandığım kadar da sevmemişim seni. Ben seni sevmemişim ki. Gerçekten. Ramazan sebebiyle mi camilerin ışıkları bu [...]
Artık düşlerim Hindistan cevizi kokuyor. ‘İçimdeki iyimser kızı öldürdüm’ derken kalbimin güneyinde bir denizkızı büyümüş. Kuyruğu parlak yeşil… Bir delilik yapmaktan korkuyorum. ‘Ölüm gibi’ bir delilik ‘değil’, ‘yaşamak gibi bir delilik’ bu… *** Fotoğraf: marielle
Mayıs biterken, Tam da Mayıs yağmurları atıştırırken, Birini tanıdım, Uzun soluyan, sessizce gülen, Bir anda senin içinde ki canavarı delice şaha kaldırıp ‘sen dünyalı mısın be?’ dedirtecek derecede sakinlikte. Utanmasam, Başparmağımı gamzeli, utangaç, çocuksu gülüşünde gezdirecektim, /annemden korktum, yabancılara yaklaşma dedi:)/ Becerebilsem, evinde ona yemekler yapacaktım. /Özellikle Fırında Tavuklu Patates bol domatesli, bol biberli ama [...]
Hayatıma giren-girmeyen herkesi çok özlüyorum bugünlerde. ‘gazeteye ilan verdim, tüm sevdiklerim aranıyor’ diye. Ege’de bir gece mesela düzenleyelim, zeytinliklerde, Yâda Akdeniz sofrası olsun, asma çardaklarında, Olmadı Doğu sıla geceleri, dağlara karşı. Olsun da nasıl olursa olsun. Çoğalalım da azalmayalım, Var olalım da yok olmayalım, Nasıl olursa olsun… Bugünlerde çoğul geziniyorum ama somut tekilim. Hadi gelin, [...]
Kendini olduğu gibi kabullenmiş bir günün sonunda, ‘kendimi sevdiğimi’ kendime kanıtlamak için aldığım dört kırmızı gül… Odamın içinde kendini nasılda belli ediyor. Ben buradayım, Allah’ın yarattığı en güzel renklerim ile. Altıncı gün oldu hala capcanlı. Allı dallı gelinler gibi… Pencereyi açtığımda, boynumu okşayıp geçen haylaz rüzgâr odamın içinde ‘hadi benimle dans et’ dercesine salındı, benden [...]
‘Yemek yapmak sanattır.’ Sayın sevimli okuyucu, yukarda üç cümleyi tekrar, tekrar beyninin içinde raks ettir. Ağır bir cümledir nihayetinde. Evet sonra dilinin üstünde gezdir, yada demle sonra servis. Yemek yapmak aşktır, Yemek yapmak yemekle aşçı arasında cilveleşme, Öğretmenle öğrenci arasında oyundur Evet yemek yapmak sanattır… Ötesi yok o kadar… Ne zor işmiş bu yemek yapmak [...]
‘Yarım kalan şarkılarım, yarım kalan filmlerim, yarım kalan kitaplarım, yarım kalan ‘dostluklarım,’ ‘Bir gün gelecek, bütün yarım kalmışlar bir araya gelip, hesaplar dürülüp kapanacak,’ ‘biliyorum…’ Annemin Antalya seferlerine (kardeşimin doğumu için) başladığında beri, evde ‘anne yarısılık’ oyunlarına başlamış bulunuyorum. On beş gündür hatunumuz evde olmayınca, bütün sorumluluklar kime? Tabii ki evin büyük hatununa düşer. Yani [...]