Bana Yalan Söylediler
Pinpirikli Günlük Aralık 14th, 2008

Önce suçluları arıyorum
Sonra kendimi suçluyorum.
Sonra susuyorum…
Sustuğum yerden aşkın konuşmasını beklerken,
Sessizlik konuşuyor…
Bende hiç susmuyorum.
Yalan söylediler bana, bende herkese.
Onlar bana ben onlara inandım.
Şöyle Böyle
Pinpirikli Günlük Aralık 3rd, 2008
Hayatla boğuşuyorum şu sıralar.
‘nasılsın?’ diyenlere,
‘işte şöyle böyle’ diyorum el kıvırarak. Ama yine de;
‘çok şükür’ diyorum.
Şükretmeyi bilmeyen insan yaşamayı bilir mi söylesene?
Ne kadar kaçarsan kaç, istersen en bilinmedik yerlere saklan sorunlar seni bırakır mı he?
‘kafayı değiştir paşam kafayı:)’ diyeceksin kendine:)
Zamanın koşturmacası arasında güzel, kaçak, yasak anlar yaşıyorum. Bilirsiniz yasaklar insanı cezbeder hep. Hediyeler alıyorum, güzel sözler, güzel anlar…
Bir gün sonra hayat bana yumurtadan ne çıkaracak acaba diye yatıyorum…
Yumurtanın büyüklüğü önemli değildir. Hep ‘içinde ne var’ heyecanı insanı mutlu eder. İçinde güzel sürprizler, mutluluklardır vardır bilirsiniz.
Ama nedense benim sürpriz yumurtamın sonunda karın sancısı tutuyor beni:)
Hayatla boğuşurken karın sancısı iyi midir diye düşünüp elma yerken;
1. Hayatın hızlı geçmesine engel olur böyle karın sancıları, böylelikle yetişmen gereken yere hep gecikirsin,
2. Sancı ‘yaşadığının’ ispatıdır!
Bir gün şu yumurtadan birde ben çıksam ne var!
Böhhhh!!
O yaz
Pinpirikli Günlük Kasım 28th, 2008
Kış Girerken
Pinpirikli Günlük Kasım 17th, 2008
Bıktım geceden, ne kadar sevsem de.
Gündüzü istiyorum artık, güneşli ve mavi, ama buz gibi olsun, diri tutsun düşlerimi.
Sıkıldım şiirlerden ne kadar sevsem de.
Artık eleştiri okumak lazım, sonra birde gezi hikâyeleri,
Yeni filmler almak gerek, sonra yeni çıkan kitaplardan, ama en sırlılarından
Sonra alnımıza yazılanları sıra, sıra yaşamak gerek.
Önce niyetlerimi değiştirmeliyim, sonra fesleğen kokulu yollardan geçmeli.
Birkaç dost görmeli, çikolata yemeli,
Bir iki gülkurusu renginde zarflar hazırlamalı ve posta hane yolunu tutmalı. Yeni kalemler keşfetmeli…
Rüyaları yormalı güzel, güzel
Atkı örmeli, şal işlemeli. En önemlisi yüreği sıcak tutmalı…
Sabahları bol, bol mandalina yemeli, geceleri sıcacık kahve içmeli
Sonra Ezginin Günlüğü’nü dinlemeli,
Kış gelse de ‘Aşk hiç biter mi?’
Sürprizlerin nerden geleceği bilinmez,
Tıpkı ‘aşk’ın nerden geleceği belli olmadığı gibi,
Sık, sık posta kutusuna bakmalı,
Sık, sık gülmeli.
Ama direnmeli, ama inadına yaşamalı…
Anne Ben Öldüm
Pinpirikli Günlük Kasım 10th, 2008
Bazen inanmak istemezsin,
Bazen de inandığın yâda inandığını sandığın şeyler boş görünür gözüne. Çoğu zaman bir şarkıda dalıp gidersin, bazen de biri kolundan tutup uyandırsın istersin. Kareler kayıt edersin hafızana, sonra fark edersin koca bir çöp yığınıdır beynin. Bir sürü gereksiz, anlamsız, nedensiz görüntüler. Yorulursun, susmak isterken konuşmanı isterler senden, konuşmak, anlatmak, rahatlamak isterken susman gerekir çoğu zaman da. Bazen -tam konuşma anında susarsın, ne kadar gereksiz konuştuğunu fark edersin. ‘Nesin sen? Kendini ne sanıyorsun?’ diye sorular sorarsın kendine, bazen de aslında anladığından farklı anlamlarda karşında duran suretlere. Sonra dönüp kendine şunu söylersin ‘bazen sorular da saçmadır…’
Sözün aslını kaybedersin, aslın olan seni kaybedersin. Nerde olduğunu, neden var olduğunu…
Size de öyle oluyor mu? Bazen konuşmanız gerekirken, susma isteği kanınızı emiyor mu? Sanki iki adım daha konuşsanız uçurumdan aşağıya ölüme atlayacakmışsınız gibi geliyor mu size de?
Bilmiyorum, bazen bana konuşmak ölüm, susmak yaşam gibi geliyor…
Bazen de yorganı, battaniyeyi kafama çekip, ‘anne ben öldüm’ demek geliyor.
Ah Bir Ateş Ver
Pinpirikli Günlük Kasım 10th, 2008
Bazı anılar çok can yakar bilirsiniz. Bazıları da insana güç verir. Bir anıdan geçmeyi hiç beceremedim, ellerime hep kırgınlıklar, hep öfkeler bulaştı. Bazılarının anları o kadar sıcak ki dokununca ellerim yanıyor. Anılar çekmece mi boşaltmaya da kıyamıyorum nedense. Gecenin bir yarısı kilitli çekmeceyi açıp, izliyorum onları. Kimi kırgın kimi ökeli kimi vurdumduymaz, İçimde ki çocuk adım, adım küçülürken, anılarım adım, adım büyüyor. Bilmediklerimin arasına bir bilinmeyen daha; küçük bir dokunuş neden hayatımız boyunca vazgeçilmez kılar o anı?
Ege Türkülerini çok severim ben, ama nedense dinlediklerimin arasında pek yoktur. İlla penceremi açtığımda, usul, usul odama bir rüzgârla giriverecek ve sıkıca saracak beni… Ansızın dalacak bana, alıp kaçıracak hiç ummadığım yerlere.
Neden; bazı şeyler hayatımızda yeri, ağırlığı tüy kadarken, bıraktığı etki uzun sürer ve ağrısı yüreği rahatsız eder ki?
‘Ah bir ateş ver, cigaramı yakayım’
‘Sen sallan gel, ben boyuna bakayım’
Sonuç mu?
Pinpirikli Günlük Kasım 10th, 2008
Ben,
Galiba,
Dü-şü-yo-rum…
Çabaladıkça hiç daha çok dibe battın mı? Evet dediğini duyar gibiyim peki bunun sebebi nedir bu konuda bilgin var mı? Buna da hayır der gibisin.
Nerde yanlış yapmıştık ki biz? Yâda hatalı birileri varda biz mi göremiyorduk? Soluduğum yolları tekrar, tekrar soluyordum, solurken kendi kendime hesaplar soruyorum. Bazı cümlelerin sonuna soru işaretleri koyuyor bazılarına üç nokta. Ama neden yine de sonuca ulaşamıyordum ki? Matematiği sevmeyişim sonuca ulaştırmaz mı yoksa?Sıkışıp kalmış bir zar gibiyim. 6 duvar tarafından bir karenin içine. Avucun da sallayıp atanın eline mahkûm…
Ne gitmek için yollar kabul ediyor, nede kalmak için yatağım… Dedim ya sıkışmışım bir köşe başından. Nerde bu polis?
Uyansam
Pinpirikli Günlük Kasım 9th, 2008
Duydun mu? ‘kış geldi’ diyorlar, sen inanma onlara. Korkma sığın sen saçaklarına güneşin. Perdelerde kalan bakışlarım yorgun diyorsun ya, doğrudur ama boş ver. Hadi gel, özlediklerimizi analım…
Özlediğim… Neyi? O kadar çok şey var ki. Konuşurken boğazıma tıkanan kelimeler özlemden midir?
Yaptıklarım, hayatı öğrenmek için mi yoksa hayatı unutmak için mi bilmiyorum. Hiç cesur değilim diyordum ya aslında senden daha çok cesurum biliyor musun? Daha korkularınla bile yüz yüze gelmeye korkuyorsun, hadi baksana aynaya gözlerimin içine, içine. Ne oldu? Korktun mu? Hayır, hayır! Suçlamıyorum seni.
Kocaman oldum diyorum ya, kocaman yalan. Hala içimdeki haylaz kızı büyütemedim. Hala ekmek kokan elleri yerinde durmuyor. Kırmızı ayakkabısı ile uyuyan o kırmızılı kızın ayakları karıncaları takip ediyor. Yuvalarına girdiklerinde ise ‘şiiii uyuyorlar ses yapmayın’ diye hemşire taklidi yapıyorum. Sonra gözlerime bakmaya cesaret eden adamlara dokunup ‘senin kalbin uf olmuş’ diyorum.
Tipime, el kadar oluşuma bakmadan millete ‘uf’ olmuşsun diyorum. Annem cimciklese kolumu tutup, uyansam.
Öyle Birşey
Pinpirikli Günlük Kasım 4th, 2008
Omuz omuza söylediğimiz türküler,
Ateşli, ateşli tartışılan çocukça konular,
Hızlı, hızlı koşulan kaldırımlar,
Kışın kokusunu içimize çektiğimiz limon ağaçları,
Büyük hayal ediyorduk ya hani,
Kocaman, kocaman düşlerimiz vardı,
Kolumuza sepeti taktık mı çekip gidecektik,
Hani o okuduğumuz kitaplarda ki gibi…
Para biriktirecektik yola çıkacaktık,
Bavulsuz, ansız ve korkusuz.
Onu yapacaktık, bunu yapacaktık,
Şöyle, şöyle olacaktı işte…
Mutsuz muyum?
Hayır!
Da, yine de ne bilim,
Öyle işte…
Mutsuz değilim de içimdeki kırılmışlığa çare bulamıyorum be…
Kendimi Kandırmışlığım
Pinpirikli Günlük Ekim 24th, 2008
‘’Kendimi kandırdığımı anladığımda, ağlıyordum.’’
Ve anlamaya başladığım o kadar şey… Susup, gömülmekten, sesli şarkılar söylemekten de çözüm bulamadığım zamanlarda çoğaldı. Sevdiğim ne kadar şarkı varmış öyle. Susup sonra küsüp, kötü sesime aldırmadan bağıra, bağıra söylediğim şarkılar şimdi öksüz. Sevdiğimi anlamam için onları, kendimi kandırdığımı fark etmem mi gerekiyordu?
Hayal ettiklerim, içimde dolanan uğultulu rüzgâr hep yolun sonunda. Ben ise daha yolun başında bile değildim. Belki de bir yolum bile yoktu…
‘’Yaşanacak varsa yaşanır. Sen istesen de istemesen de.’’
Ama ben, yaşamamayı dilemiştim, yaşadım.
Şimdi yeni bir dilek tutmak gerek, bu dileğin süresi doldu ve artık vitrin camlarında satışa sunulmuyor.






