Fena haldi sıkılmış bir varlığım şu günlerde. İçi kahve dolu kahve bardağı da olabilirim.
Ben fena halde sıkıldım gitmek istiyorum. Kalem tutmuyor elim, sayfa görmüyor gözüm. Can istiyor ki çek git. Gel yine gel de ruhunu dinlendirip gelmiş ol diyor İstanbul.
En son o siyah vapurda idin, dumanları gri olan. Siyah beyaz fotoğraflardan çıkmış, sahneni çoktan almış gibiydin. Ben miydim o portreleri anlatan sen miydin yoksa grilerin içinde renkli kızları bulan? Anlat hadi bana en çok hangi harf seni anlatır?
Artık sende düştün bu sayfaya. Kalem seni yazmak için sırasını bekliyor. Birde en çok sevdiği harfini.Şimdi bir [...]
Hangi kırıktan içeri sızıyorsun
Ben kendimi tanımazken
Beni tanıdığını sanıyorsun
Aşkken
İhanetim ben.
Pencerelerim kırık
Kapılarım paslı
Duvarlarım nasırlı
Özgürlük değilim ben
Atların rüzgârlarımla sevişemez
Huzurlu değilim ben
Sabun kokulu çarşafları olan
Çekip giden tekneler
Alıp başını çeken efelerdenim ben
Metro da terk edilmişim
Boş kâğıt parçasından fazlası değilim
Girme ellerimden içeri
Başımdaki belayı taşıyamazsın
Güneşin battığı yere giderim
Bulamazsın
Dokunmak istersen
Defter arasında kuruttuğun güllere
Dönerim
Başına iş açarım
Kıyılarına vurur aşk
Ayrılığı bol huzuru eksik…
Hangi mısramı öpsen
Yoksulluğum [...]
Sana geceyi yazdım
Yırtıp içine saklan diye
Kendi kendine iyileştir diye.
Gece iyi gelir yaralara, çokça acıtsa da
Türküleri yırttım bugün
Bütün yoksullar tenime bulaştı
Sana gündüzleri yazdım
Yırt içine sakla diye
Dolsun içine ki saklasın yaralarını
Yaraları açığa çıkarsa da, çokça saklar aslında gündüz
Sana zamanı yırttım bugün
Dilime bulaştı bütün suskunluklar
Sana yolları yırttım bugün
Ayaklarıma bulaştı bütün gitmeler
Gitmeler…
Ben onlara hasret onlar bana
Merak etme gitmeler gebeliğim [...]
….
Denize baktım insanın bir aslı varmış birde sahtesi.
Bazıları varmış aslını saklayıp sahte ile yola çıkmış,
Bazılarıda sahteyi saklayıp aslı ile.
Bana sorarsan boşlukta asılı kalmışım,
Aslım kaybolmuş sahtem çoktan yırtılmış…
….
Bize ne kaldı ki ?
Bir yağmurlar bir de sardunyalar. Gemiler alıp başını gitmiş,bize kalmış tekneler.Kimse sormadı ‘sizde gelir misiniz?’ diye.Oysa bilmiyorlar mıydı bizim de gidecek yerlerimiz vardı.Keşfedecek kıtalarımız ,korkacak kaptanlarımız.
Gök griye karışmış,deniz maviymiş. Heybeme sıralanmış cümleler.Saklı öykü kitaplarım var her insan gibi.Birde okumayı arzu ettiğim öyküler. ..Kim olduğumu duvarlar öğretmedi bana.Adımı da nüfus kağıdı.
….
Onlar yanlış [...]
Uçacak mısın şimdi dost? Mevlana diyarına..Yaren diyarına.
Nasıl bir aşktır o dost.Yarımken tüm yapmış,yanarken serin kılmış…
Ey Dost!
Neden eksik aşk?
Neden biz hala yarımız?
Bu kalp her şeyi alırda neden o aşk ile dolmaz ki?
O yaren nasıl bir sevgili ki yare.?
Sevgili Dost,
sana hani mevsimleri anlatmalı ki? yada sakladığım mevsimleri mi? kiraz ağaçlarını mı? meyveli şekerleri mi?
‘ben kuşlardan da küçüktüm’
kimsenin kuş olduğumu bilmediğini mi? yollarda serseri gibi dağıldığımı mı? neyi anlatmalı dost? bir kuşu kaç gün beslersen yanına durduğunu mu? sen bu kuşu kaç gün besledin de uçup gitti yanından?
‘bir gece vaktiydi aşk tuttu ellerimden benim…’
aşka [...]
Seni düşünüyorum. İçime doluyor parktan çocuklar. Çocuk sesleri, balon hayaller.
Sonra karışıyorsun herşeye. Dokunduğum her varlığa, soyutlandığım her hayale.
Kopamadığım ama sahip olamadığım bağ, zamanla doluyorsun ruhuma.
Biliyor musun içime sen dolunca her bir çocuğa bayram geliyor, şenlik oluyor.
Kovasını hangi kumsalda bıraktığını unutan çocuklar gelip beni buluyorlar fark ediyolar içimin dolu olduğunu.
Burunlarına dondurma bulaştırıp gülüyorlar bana, seni düşünürken [...]
Yıldızlı Atlas - Burhan Eren kitabından…
…
Hadi anlat bana, küçük bir koza içinde nasıl beklenir bahar? İlk uçuşunda neler geçti içinden, onları anlat.
Durma, bana uçmayı anlat! Uçarken yer nasıl kayar gider ayaklarının altından? Nasıl tutar kanatlarından rüzgar?
Hangi çiçeğin ortasında uyursun, uykun geldiği zaman?
Anlat, kanatlarında ki sarı benekleri geceleyin ay mı bıraktı?
Yağmur yağınca ağırlaşır mı kanatların?
Yokuşta uçarken [...]








