Author Archive

Senin Niyetine

Sevgilim Olmayan Sevgili Aralık 31st, 2008

 

Yorgun yüzün düşüyor gözlerime,

Dilimde yarım söyleyemediğim bir şarkı

‘Marketa Irglova-If You Want Me’

 

Korkak değilim, inan bana senden sonra, biraz ürkek.

Çocukluğumun, renkli bilyelerinin kokusunu taşıyan sokaklarım küskün,

Bugünlerde dünyaya gelen bebekler suskun,

Dilimin ucunda özlem,

İçimde tuttukça daha da büyüyor.

 

Mutfağa daha az girer oldum

Mutfak penceresinde,

Sıcak çayla ve buharlanan camla

Sensizliğe üşüyoruz.

Sokaklar solgun,

Menekşelerim açmıyor zaten,

Ayak yalın geziyorum ev içinde

Bütün karın ağrılarına rağmen,

Dün duydum

‘ayaklarım ayaklarını özlemiş.’

 

Bilgisayar, DVD ve salatalarımdan uzak duruyorum, tek uzak kalamadığım ‘If I Want Me’ şarkısı, birde yeni takılan dilime ‘Crying Shame’

 

Akşam, pencereden dışarıyı seyrederken insanların işten eve dağıldıklarını görmek canımı sıkıyor. Akşam beş olmasını ne çok beklerdim, üşüyen nefesini, üşüyen kalbini. Ben ısıtmalıyım telaşı birde… Oralar soğuktur, üşüyor musun geceleri? Söylesene hala arıyor musun yüzünde dolaşan ellerimi?

 

Nergis diktim biliyor musun? Yeşil yaprakları büyümeye başladı ama daha çiçek vermedi. Hemen olsun istiyorum, yine telaşlarım, pinpirikliklerim tutuyor her zaman ki gibi, heyecanlı, telaşlı, fıkır, fıkır ve sana sevdalı…

 

Bol, bol kek ve kurabiye yapıyorum. Ama her seferinde karbonatı (kimsesizlik) fazla atarmışım. İçinde top, top kalıyor, kimse beğenmiyor. Yemeklere çok tuz (uzaklık) koymaya başlamışım. Herkes şikâyetçi. Sen… Bütün suç sensizlikte kimse anlamıyor.

 

Senin niyetine ‘Pelin Onay-Çiçeklerde Ağlar’

 

‘söyleyin! Bedeninde acı biriktirmesin yarim
bir kez de o üzsün beni,
değmez mi..?’

 

31.12.2008

 

 

 

 

 

 

Hadi İnandır Beni

Sevgilim Olmayan Sevgili Aralık 28th, 2008

 

 

‘bitmedi ki aşk, geçmedi ki lekesi’

 

İçimdeki uzun kestane saçlı kız,

Postacı çantasındaki bütün yılbaşı hediyelerini dağıtmış,

Çikolatalarını kendine saklamış.

Kulağında kulaklığı,

Ayağında ördekli terliği,

Şarkı söylemeye başlamış yıldızları sayarak.

Saklambaç oynamaya karar vermiş,

Sen, saklambaç oynamayı bilir misin?

Hadi, sen ebe ben saklanan…

 

Hadi inandır beni, kalbimi,

Çıkayım saklandığım yerden

Hadi, unutayım bütün köşe başlarında ki saklambaç yerlerini

Ve saklanmayı planladığım şehirleri.

 

Öyle inandır ki

Hiçbir sığınak kabul etmesin beni,

Sen dışında…

 

27.12.2008

‘If you want me…’

 

Ben Artık

Susacak Var Bu Şiirde Aralık 19th, 2008


 

Biliyorum sana giden yollar kapalı
Üstelik sen de hiç bir zaman sevmedin beni. Ne kadar yakından ve arada uçurum; İnsanlar, evler, aramızda duvarlar gibi. Uyandım uyandım, hep seni düşündüm. Yalnız seni, yalnız senin gözlerini. Sen Bayan Nihayet, sen ölümüm kalımım. Ben artık adam olmam bu derde düşeli. Şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya. Yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki. Anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi. Ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği. Kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda; Hangi şarkıyı duysam, bizim için söylenmiş sanki.
Tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor. Nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini. Çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu; Bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri. Rastlaşmamak için elimden geleni yaparım. Bu böyle pek de kolay değil gerçi… Alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya; Bunun verdiği mutluluk da az değil ki. Çıkar giderim bu kentten daha olmazsa, Sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki. İnan belli etmem, seni hiç rahatsız etmem, Son isteğimi de söyleyebilirim şimdi: Bir geceyarısı yazıyorum bu mektubu
Yalvarırım onu okuma çarşamba günleri

Cemal Süreya

 

 

Ve Sustum

Susacak Var Bu Şiirde Aralık 16th, 2008


 

Açılmamış bir şarap şişesiydim

Ki öyle kaldım

Acımı köpürtmedim

İçime sağdım

Gözyaşlarımı göstermedim

Ki sildim

Özgürlüğüm beni tutsak düşürdü

Başaramadım

İçimde kara kara bulutlar sallandı

Ki sallandılar

Dışarı yağamadım

Ve yenildim

ve sustum

 

Edip Cansever

 

e-cektim a-caktım

Sevgilim Olmayan Sevgili Aralık 14th, 2008

 

 

Sana kocaman, kocaman şeyler anlatacaktım, ama seni gördüğüm anda dut yemiş bülbül olacaktım. Hep sana dilekler tutacaktım, senin yerine de…

‘ne tuttun?’ diye sorup gözlerin gözlerime deydiğinde ‘unuttum’ diyecektim.

 

Hiç ansızın durduk yere gülecektim ‘ne oldu, hayırdır?’ diyenlere ‘bitanem aklımdan geçti’ diyecektim…

 

Hayat,

Kadınlığımdan soyunuyorum.

Kapı eşiğine bırakıyorum; beni ve onu…

 

Hayat;

Sondan yazılmaya tekrardan başla!

Ama bu sefer sıcak kalbimi çıkart oyundan.

Öyleymiş ya insan iki kalp taşırmış bir soğuk bir de sıcak kalp…

Şimdi,

Soğuk kalbim oyunda ve pess…

 

 

Bana Yalan Söylediler

Pinpirikli Günlük Aralık 14th, 2008

Önce suçluları arıyorum

Sonra kendimi suçluyorum.

Sonra susuyorum…

Sustuğum yerden aşkın konuşmasını beklerken,

Sessizlik konuşuyor…

Bende hiç susmuyorum.

 

Yalan söylediler bana, bende herkese.

Onlar bana ben onlara inandım.

 

 

Şöyle Böyle

Pinpirikli Günlük Aralık 3rd, 2008

Hayatla boğuşuyorum şu sıralar.

‘nasılsın?’ diyenlere,

‘işte şöyle böyle’ diyorum el kıvırarak. Ama yine de;

‘çok şükür’ diyorum.

 

Şükretmeyi bilmeyen insan yaşamayı bilir mi söylesene?

Ne kadar kaçarsan kaç, istersen en bilinmedik yerlere saklan sorunlar seni bırakır mı he?

‘kafayı değiştir paşam kafayı:)’ diyeceksin kendine:)

 

Zamanın koşturmacası arasında güzel, kaçak, yasak anlar yaşıyorum. Bilirsiniz yasaklar insanı cezbeder hep. Hediyeler alıyorum, güzel sözler, güzel anlar…

Bir gün sonra hayat bana yumurtadan ne çıkaracak acaba diye yatıyorum…

 

Yumurtanın büyüklüğü önemli değildir. Hep ‘içinde ne var’ heyecanı insanı mutlu eder. İçinde güzel sürprizler, mutluluklardır vardır bilirsiniz.

Ama nedense benim sürpriz yumurtamın sonunda karın sancısı tutuyor beni:)

 

Hayatla boğuşurken karın sancısı iyi midir diye düşünüp elma yerken;

1.      Hayatın hızlı geçmesine engel olur böyle karın sancıları, böylelikle yetişmen gereken yere hep gecikirsin,

2.      Sancı ‘yaşadığının’ ispatıdır!

 

Bir gün şu yumurtadan birde ben çıksam ne var!

Böhhhh!!

 

 

O yaz

Pinpirikli Günlük Kasım 28th, 2008


Şimdi kocaman bir kış girdi şehre,

Söylesene o yaz geri gelir mi?

Kış Girerken

Pinpirikli Günlük Kasım 17th, 2008

 

Bıktım geceden, ne kadar sevsem de.

Gündüzü istiyorum artık, güneşli ve mavi, ama buz gibi olsun, diri tutsun düşlerimi.

Sıkıldım şiirlerden ne kadar sevsem de.

Artık eleştiri okumak lazım, sonra birde gezi hikâyeleri,

Yeni filmler almak gerek, sonra yeni çıkan kitaplardan, ama en sırlılarından

Sonra alnımıza yazılanları sıra, sıra yaşamak gerek.

 

Önce niyetlerimi değiştirmeliyim, sonra fesleğen kokulu yollardan geçmeli.

Birkaç dost görmeli, çikolata yemeli,

Bir iki gülkurusu renginde zarflar hazırlamalı ve posta hane yolunu tutmalı. Yeni kalemler keşfetmeli…

 

Rüyaları yormalı güzel, güzel

Atkı örmeli, şal işlemeli. En önemlisi yüreği sıcak tutmalı

Sabahları bol, bol mandalina yemeli, geceleri sıcacık kahve içmeli

Sonra Ezginin Günlüğü’nü dinlemeli,

Kış gelse de ‘Aşk hiç biter mi?’

 

Sürprizlerin nerden geleceği bilinmez,

Tıpkı ‘aşk’ın nerden geleceği belli olmadığı gibi,

Sık, sık posta kutusuna bakmalı,

Sık, sık gülmeli.

Ama direnmeli, ama inadına yaşamalı…

 

 

 

Yusuf Düşmüş

Sevgilim Olmayan Sevgili Kasım 17th, 2008


 

Şimdi biz neyiz biliyor musun?

İki kuyu, karanlık ve renksiz,

İçimize Yusuf düşmüş…

Gül kokusu sarmış ruhumuzu,

Kalbimizi aydınlatmış

Ve göz göze gelmişiz…

 

Gittikçe bana benzerken fark ettim, gülüşün dokunsam kırılacaktı sanki

Dokundum, benim oldu…

Dedim ya bana benziyorsun diye gördüğüm aslında bendim,

Gittiğin anda sen oldum…

 

blank