Öylesine karamaktı niyetim ama yüreğim nedense klavyeden akmak istedi. Akıtmak istedi içinde ki akşamın gidişini ve yüreğimin öfkesini hüzne bırakmasını.
Bir bayanın sesi tırmaladı kulağımı. Öf buda nerden çıktı derken kulağım hemen sofrasına misafir oldu. Yani halka açık umumi bir yerde sofra açmış derken içimdeki sesin, sesi burkulup yerini pişmanlığa bırakması saniyeyi geçmedi.
—abla ne olur parka götür de göreyim.
Tam çakmasam da durumu çaresizlik sesinde titriyordu. İçimde hüzün başladı bayrak sallamaya.
—abla ne olur oğlumu parka götür de uzaktan göreyim. Uzaktan bakacağım sadece. Öpmeyeceğim sarılmayacağım, koklayamayacağım.
Sinirlerim tepemde çıkmış hoplamaya başladı. Şeytan dedi al telefonu elinden karşı tarafa ağzına geleni söyle.
Ben başladım her zaman yaptığımı 1.2.3…9 saydım sakin olmak adına.
Zaten başka bir hayata seyirci kalmaktan başka ne işe yarar ki bu işe yaramaz bedenimiz? Başka ne işe yarar ki bu vurdumduymaz ellerimiz?
Hangi ana çocuğundan uzakta kalabilirdi ki? Hangi mantık bunu içinde savunabilirdi ki. Uzak durmasını, sadece içinde sığmayan sevgisi sağlıyordu.
Ya o çocuk. Anasının kokusundan uzak kalması ömrüne mal olmayacak mıydı? Dünyanın bütün kokularını da koklasa içinde kalmayacak mıydı anasının kokusu? İstersen bütün kokuları getir ana kokusunun yerini tutabilir mi?
O çocuğun içindeki burukluğu öteki dünyada hangi varlık hesap verme cesaretinde bulunabilirdi ki?
Çevremde herkes benim evliliğe ne kadar sert baktığımı bilir. Belki de yaşadığım aile ortamından dolayıdır. Hayır evlenmeyeceğim derdim, ben çocuk yapmayacağım derdim. Bu dünyaya bu pis dünyaya getirmeyeceğim derdim.
Elleri pisliğe dokunmayacak, o minicik ruhu kirlenmeyecek derdim. O saflığını hiçbir zaman yitirmeyecek bebeğim bu dünyaya bu kendini kaybetmiş dağıtmış dünyaya gelmeyecek derdim.
Sonra içimden sızlanırdım.
Pişmanlık duyardım.
Bunu duyduğunu ve kırıldığını hatta usul, usul ağladığını hissederdim.
Kimse bilmezdi bu söylediklerimin içimi acıttığını.
Kim istemez ki o saflığı kucağında taşımayı
Kokusunu duymayı.
Bilirim anne kokusundan sonra en vazgeçilmez bebeğinin kokusu.
Bir yanım sert duvar gibiyken bir yanım olmayan bebeğimi istiyordu.
Savunmasız dünyada savunması olmak,
Kanatsız yüreğine kanat olmak istiyordu bir yanım.
Ama yinede siz bilmeyen acıyan yanımı, Uyurken bile özlendiğini.
***
Fotoğraf: Leonid Afremov









