Kas
10
Bazen inanmak istemezsin,
Bazen de inandığın yâda inandığını sandığın şeyler boş görünür gözüne. Çoğu zaman bir şarkıda dalıp gidersin, bazen de biri kolundan tutup uyandırsın istersin. Kareler kayıt edersin hafızana, sonra fark edersin koca bir çöp yığınıdır beynin. Bir sürü gereksiz, anlamsız, nedensiz görüntüler. Yorulursun, susmak isterken konuşmanı isterler senden, konuşmak, anlatmak, rahatlamak isterken susman gerekir çoğu zaman da. Bazen -tam konuşma anında susarsın, ne kadar gereksiz konuştuğunu fark edersin. ‘Nesin sen? Kendini ne sanıyorsun?’ diye sorular sorarsın kendine, bazen de aslında anladığından farklı anlamlarda karşında duran suretlere. Sonra dönüp kendine şunu söylersin ‘bazen sorular da saçmadır…’
Sözün aslını kaybedersin, aslın olan seni kaybedersin. Nerde olduğunu, neden var olduğunu…
Size de öyle oluyor mu? Bazen konuşmanız gerekirken, susma isteği kanınızı emiyor mu? Sanki iki adım daha konuşsanız uçurumdan aşağıya ölüme atlayacakmışsınız gibi geliyor mu size de?
Bilmiyorum, bazen bana konuşmak ölüm, susmak yaşam gibi geliyor…
Bazen de yorganı, battaniyeyi kafama çekip, ‘anne ben öldüm’ demek geliyor.








