Bir kuş, boşlukta kalmış, kendi dairesinde kendi esirliğinde. Sol’a gitse geçmişin ağırlığı çirkinliği. Sağ’a gitse gelecek, sanki hiç gelmeyecek olan sanki açılmayacak olan sayfa.
Önüne gitse şimdi;
Bulanık sularda, fırtınalarda.
Bir kuş, boşlukta asılı kalmış, kendi dairesinde dönüp duran, kendi esirliğinde kurtulamayacak gibi duran… Bir kuş. Ben. Kanadında o üç denklem.
‘Hayatını daha canlı kılan çırpınış ve muhabbetlerdir;
Hayatı kanatlandıran [...]
You are here: Home >Archive for Haziran, 2010
Oca
16
Read User's Comments(0)
Oca
16
Doluyum. Yük gemileri gibi…
Boşaltsam boş olmuyor, yarılasam yarılmıyor. Bildiğin doluyum işte. Hani önümdeki engeli kaldırsan akacağım kanı deli şelaleler gibi.
Çözsen ipimi, uçup gideceğim izsiz uçurtmalar gibi.
‘doluya koysam almıyor, boşa koysam dolmuyor’ hesabı ama sen var bil dolu kısmını.
Hani diyor ya ‘Yere göğe sığmam; ancak Ben mü’min bir kulumun gönlüne sığarım’ diye. İşte O dışında her [...]
Oca
16
İki çocuk…
Hala kumdan kale yapma derdinde. Sen ve ben, iki çocuk. Oysa deniz dalgalı rüzgâr sert. Gözlerinde ki pırıltıyı hissedememek, ne acı!
Yıkık bir kalede tek edilmiş, savaş mı vardı, sel mi basmıştı? Bilmiyorum. Darmadağın kalede, sadece birkaç kum kovası iki minik kürek.
Ya o iki çocuk?
30 Ekim 2009
Fotoğraf: norah-m








