Gül

Şimdi şarkılar söyle bana,
En sevdiklerinden.
Ben anlatayım sen gül, ama gül.
Gül, dikene rağmen.
Gül, toprağına rağmen.

Bir ıslık dağılırken dar bir geçitten,
Hani nasıl engel tanımazsa
Öyle dağıldı o gülüş.
İşte öyle,
Sınır tanımadan beynimin dar geçitlerinden geçti gönül yoluna…

Fotoğraf: steel

» 1 Comment

Kış, Kasım, Kasımpatı

İçimden geçiyor ‘Eylül’
Tamam işte, ben burdayım. İnan, mutluyum da.
İstanbul işte, aşık olduğum koku.

Ama o şarkıda kendimi dağlıyorum,
Neden?
Bilmeceleri sevmezdim ya, yine sevmiyorum yine laf değiştiriyorum.
Oyunbozanlık yapıyorum, çakmıyor musun?
O şarkı dağladıkça laf değiştirip, yok oluyorum.
Anlamadın mı oyunbozanlığımı yine?

”koyverdin gittin beni, allah’ından bulasın.
kimse almasın seni, yine bana kalasın.
sevdiğim senin aşkın ciğerlerimi dağlar.
hiç mi düşünmedin sen, sevdiğin böyle ağlar.

gelevera deresi iki dağın arası,
yüzünden silinmesin bıçağımın yarası.”

Kasım geldi,
Kasımpatılarda çıktı ya kıskandı, geldi Kestaneler.

Fotoğraf: Banu

 

 

» No Comments

Öyle Birşeymiş

Ne sancılı birşeymiş bu,
Ne Kramplı bir suretmiş…
Şehrin ışıkları bile kandırmıyormuş,
Rüzgara kapılıp giden avare gemiler bile mest etmiyormuş.
Özlüyormuş işte insan,
Sözleniyormuş paylaşılan anların bir dilimine…

Kalp özleyip tıklıyormuş,
Söz özleyip tekliyormuş,
Öz özleyip pusluyormuş…

Ne şehrimi özledim, ne gece penceremi
Ne babamı, ne toprağın rengini,
Karnımdaki kramp sancısının özlemi annemmiş…
Sancının uğultulu sesiymiş.

Kokusuymuş, sözüymüş, özüymüş…
Özlemekmiş işte bu karın ağrımın/sancımın nedeni…

(Birde kalbimin kırık ucunu)

Fotoğraf: Alicja Rodzik

» 1 Comment