Sadece Mutsuzum
<Neyin var?> dedi.
<Sadece Mutsuzum başka birşeyim yok> dedim…
<Neyin var?> dedi.
<Sadece Mutsuzum başka birşeyim yok> dedim…
Aslında acıtan;
Yara değildir çoğu zaman Yaşanmışlığınm yarım yüzüdür.
Yarım ne varsa hep kanatır
Şimdi ki zamanı.
Ve neden hep tam unutmuşken;
Bir tren penceresinden merhaba der ki?
Susuyorum,
Susup sana yenildiğimi sanıyorsun değil mi?
Gök kızıl kıyamet kuşlar yorgunken.
Susuyorum,
Yüreğim ikiye ayrılırken, ellerimde gül yaraları,
Sana kanadığımı sanıyorsun değil mi?
Akşam yılgın çöküyor bizim buralara,
Kimse bilmez;
Kimsesiz ayaklar, karıncalarla dost olurken, bir uçurum olur bu şehir
Ben düşerim sana Susarak…
Gözlerime sessizliğinle kara çarşafları sararken,
Ben beklemek hanesine bir yeni sonsuzluk ekleyip yağmurlarda yıkıyorum edepsiz sensizliğimi…
…
Yoruldum be Adam! Artık sana ait [...]
Bugün doğanın müzikali ile uyumlu bir yalnızlığım var.
Bir kıvılcımla ateşlenmeye hazır bir delilik…
Ve;
Hiç ölmeyecekmişim gibi davranıyorum tarçın kokulu akşamlarda,
Erteliyorum anlarımı,
Sonra diyorum yaşanmasını istediğim hayallere,
Yarına atıyorum umutlarımı…
Bir valiz dolu umut ve hayallerle hiç ölmeyecekmişim gibi bekliyorum…
Fotoğraf; Juan Rulfo’ya aittir. Der ki; Bir ele kan değince artık o el eskisi kadar masum değildir…
Dokuz yaşında birden bire olgunlaşmak [...]
İçimde bir şey var bugün.
Ruhumun kıyısında kırmızı etekli, yeşil tokalı kızlar ip atlıyor.
Küçük erkekler top koşturuyor.
Köşede biri Pinokyo’yu okuyor. Kırmızı ayakkabılı bir kız ayakkabısının tekini arıyor.
İçimde bir şey var bugün.
Bütün pencereler bugün güneşe açıyor yüreklerini. Bütün çorak topraklar yeşile çalıyor. Çocuklar serilsin diye bedenine.
Bütün güzel rüyalar iyilikle anlaşma yapmışlar. Çocukların rüyalarına girip bütün güzel rüyaları [...]
Evren’e Hitaben…(www.evrengunlugu.net/ yazarı kendisi)
‘Onu kırmış olmalı yaşamında birisi.
Dinledikçe susması, düşündükçe susması…
Tek başına iki kişi olmuş kendisiyle gölgesi,
Heykelini yontuyor yalnızlığın ustası… Özdemir Asaf’
Zaman uzun uzadıya akar, ne kadar engel olsan da durduramazsın onu.
Derin bakar hayata. Derin olduğu gibi usulluğu. Konuşsan sanki kaçacak gibidir susuzluğu. Hayat sever onu, o da hayatı. Derin kesikler atar hayat dilsizliğine,
Küsmez, [...]
Kahvaltı yaptım. Suskun, suskun… Bildiğin kahvaltı işte. Durgunum dalıp dalıp gitsemde tam batmıyorum.
Son zamanlarda zeytin yemiyorum. Daha doğrusu yiyemiyorum. Ege geliyor aklıma Yunan kokusu kalıyor boğazımda. Aklıma ‘nedensiz’ uzak düştüğüm deniz sevdalısı adam geliyor. Boğazımda kalıyor bütün yaşanmışlıklar, yeni bir yaşanmışlık içsem de gitmiyor yüreğimin ağrısı.
Demeyin bana zeytin. Demeyin bana Yunan kokusu. Aklıma geliyor ‘birgün [...]
Bir varmış bir yokmuş masallarımızda tükeniyor hızla.
Neden!?
Neden gitmek için geliriz?
Neden bitirmek için severiz?
Neden vazgeçmek için bağlanırız?
Aşk; Kundaktaki bebeğini bırakıp gideli çok oldu.
İnsan;
Serin Haziran sabahlarında mutfaktan gelen -nane- kokusunu özler mi?
Pide ekmeğinin küçük dilimlerinin arasına bir tane çilek koyup onun çilek kokusunu özler mi?
Kuyruğa girip taze ekmek kokusu eşliğinde pide kuyruğunu özler mi?
Özlermiş…
Nerde kalmıştık. Kaldığımız yerden devam edelim. Bugünlerde fazla romantiğim. E böyle ormantik olunca toparlanmak zor oluyor. Aşk meşk fazla ayağıma dolandı bugünlerde. Ama bak kızım dedim. Hemen hazır ol duruşuna geçti. Malum beni hiç kıramaz pinpirikli kızımız. Yeniden toparlandım bu kadar dağınıklık yeter ama dimi?
Bak aşk meşk kafamın tasını attırma fena olur. (Menenjit kaçtı [...]
Bekledim,
Bir ekmek kokusuna kanıp saatlerce sıcak ekmeği bekler gibi bekledim.
Sustum,
Arsız bir yanılgıdan sonra yanlışa sessiz ağıt gibi sustum.
Beklenen gel(e)medi, susan konuş(a)madı.
Canım acıyor, avucumdaki can kırıkları batıyor bugün bedenime.
Bebeksi bir tende unutulmuş öpücük gibiydi usulluğum.
En savunmasız yenilgimi resmediyorum aynalara. Düşlerim asılı kaldı kimsesiz kaldırım direklerinde. Kimse sormadı ‘son isteğini’. Bilindik cevaplar olduğu için mi?
Huzurum [...]