Sadece Mutsuzum
<Neyin var?> dedi. <Sadece Mutsuzum başka birşeyim yok> dedim…
<Neyin var?> dedi. <Sadece Mutsuzum başka birşeyim yok> dedim…
Aslında acıtan; Yara değildir çoğu zaman Yaşanmışlığınm yarım yüzüdür. Yarım ne varsa hep kanatır Şimdi ki zamanı. Ve neden hep tam unutmuşken; Bir tren penceresinden merhaba der ki?
İçimde bir şey var bugün. Ruhumun kıyısında kırmızı etekli, yeşil tokalı kızlar ip atlıyor. Küçük erkekler top koşturuyor. Köşede biri Pinokyo’yu okuyor. Kırmızı ayakkabılı bir kız ayakkabısının tekini arıyor. İçimde bir şey var bugün. Bütün pencereler bugün güneşe açıyor yüreklerini. Bütün çorak topraklar yeşile çalıyor. Çocuklar serilsin diye bedenine. Bütün güzel rüyalar iyilikle anlaşma yapmışlar. [...]
Bir varmış bir yokmuş masallarımızda tükeniyor hızla. Neden!? Neden gitmek için geliriz? Neden bitirmek için severiz? Neden vazgeçmek için bağlanırız? Aşk; Kundaktaki bebeğini bırakıp gideli çok oldu. İnsan; Serin Haziran sabahlarında mutfaktan gelen -nane- kokusunu özler mi? Pide ekmeğinin küçük dilimlerinin arasına bir tane çilek koyup onun çilek kokusunu özler mi? Kuyruğa girip taze ekmek [...]
Nerde kalmıştık. Kaldığımız yerden devam edelim. Bugünlerde fazla romantiğim. E böyle ormantik olunca toparlanmak zor oluyor. Aşk meşk fazla ayağıma dolandı bugünlerde. Ama bak kızım dedim. Hemen hazır ol duruşuna geçti. Malum beni hiç kıramaz pinpirikli kızımız. Yeniden toparlandım bu kadar dağınıklık yeter ama dimi? Bak aşk meşk kafamın tasını attırma fena olur. (Menenjit kaçtı [...]
Bekledim, Bir ekmek kokusuna kanıp saatlerce sıcak ekmeği bekler gibi bekledim. Sustum, Arsız bir yanılgıdan sonra yanlışa sessiz ağıt gibi sustum. Beklenen gel(e)medi, susan konuş(a)madı. Canım acıyor, avucumdaki can kırıkları batıyor bugün bedenime. Bebeksi bir tende unutulmuş öpücük gibiydi usulluğum. En savunmasız yenilgimi resmediyorum aynalara. Düşlerim asılı kaldı kimsesiz kaldırım direklerinde. Kimse sormadı ‘son isteğini’. [...]
Sana hayatın en kullanılmamış yönü ile bakıyorum. Yüzümün hüzünden, en aydınlatılmış zamanı ile. Hiç adım atmadığım, yabancı olduğum sokaklarda yürüdüğüm gibi, yürüyorum hayatında. Öyle korkak, öyle meraklı, öyle arzulu… Hani yazar diyor ya ‘oysa sen en sağır yaramsın yüreğimde’ peki sen neden en kırılgan ve hassas yarasın ki içimde? Yeni düştüğün için mi yüreğime? İzlerin [...]
Bugünlerde herkeste aynı şey var. Sözcüklerin firarı. E peki bu sözcüklerimiz cümlelerimiz nerde? Acep bizden habersiz mangal partisine falan mı gittiler? A’lar sedirde beş taş oynarken, B’ler salıncak kurup birbirlerini mi sallıyorlar yoksa? Ya C’ler sörf yapmaya gitmiş olabilirler mi? D’leri sormuyorum zaten dedemgillere ziyarete gitmedikleri kesin. Bütün harfler çift oluşturup ‘Lambada’ oynarken zavallı Z’de [...]
Bu hayatında da elinden tutulmaz artık! Kahraman Taze oğlu’ndan esinlenme. … Şimdi aşağıdaki yazıda Haziran’ı bekleyin bomba gibi geliyorum dedim ya. Bir tür deneme yani. Hani hep TV’lerde yazıyorlar yok şu tarihi bekleyin yok bu zamanı bekleyin diye bende merak saldım bu sözlere bende yazayım dedim. Sonunda ne var diye ama hiç bir şey olmadı [...]