Masal bitti, masal kahramanın da öldü!

’’Herhangi bir geminin limandan ayrılmasına bile ağlar oldum
Sonra akşamların gelişi gündüzlerin vedası üzdü beni
Sayende yaşadığıma bile efkârlanıyorum
Artık gerisini sen düşün…
Ceyhun Yılmaz’
 

Hangi mısralara kondurmalıyım seni/sahiplenmen için beni?
Yâda hangi buğulu cama yazayım da yok olsun
Bu içimdeki senli sebepli fırtına?

Gidiyorum sensiz zamansız karanlıklara,
Ağlıyorum hıçkırıklarımın sesleri kaybolmuş…
Esip durdun iklimlerimde…
Şimdi
Sen mi gittin yoksa ben mi kaçtım senden anlayamadım
Ama şimdi olmaktan korktuğum yerdeyim
Yani diplerdeyim…
 

Hani diyor ya Ceyhun Yılmaz ‘Adam demesinler bana sensiz’
Söylesene ben neyim şimdi sensiz?

Artık ne kadar keder dolu şarkı varsa hepsi benim içimde,
Senden sonra kur/amadığım/duğum hayatta yaşamak için…
Artık ne kadar yağmur varsa içimde,
Senden sonra sessiz, sessiz ağlamak için…
Artık ne kadar sensizlik varsa hepsi içimde…
Haberin var mı yoksa haber göndereyim mi?
 

’’Üzerine yatamadığımız bir yatak gibi kaldı aşkımız
Ne denir ki bu aşka…
Çarşafı bozulmayan bir sevdamız var şimdi!
Ceyhun Yılmaz’’

Oysa ben razıydım her sabah yok ettiğin ruhunu ilaç olmaya
Biliyordum çünkü senin gülen gözlerin iklimlerime güneşti
Ve ben biliyordum gülen gözlerin olmadan güneşsizdim.
Ne zamandır güneş ne yönden doğuyor bilmiyorum?
Batıdan mı?
Doğudan mı?
Yoksa güneşi de mi (ç) aldın sebepsiz giderken?
 

Ne tuhaf!
Sana gelirken ömrümün kestirme yollarını kullanıyordum
Gözlerinin dönemeçlerinde soluklanıyordum
Dudaklarında güneşin batışını seyrediyordum
Oysa şimdi…

‘’beni sorma sevgisiz sokağın sakinlerine
bilmezler içine atılarak büyütülen kayıp âşıkların adreslerini
Ceyhun Yılmaz’’
 

Şimdi sorma bana nasıl olduğumu
Seni gözlerimde sakladığımdan beri
Gözlerimi açmaya korkuyorum
Hayatımda olduğu gibi
Ya gözlerimden de gidersen?

Özledim seni…
Anlayabiliyor musun bunu?
Saçma sapan bir sevdadayım
Yüreğim yine hoyrat,
Yüreğim yine suskun.
Gölgemi kaybettim ömür yolunda
Sokağım ışıksız.
 

Köşe başlarında bekleyenim yok artık.
Kapımı çalan bir umudum yok.
Ben yine sevdanın yokluğundayım.

Yeminlerim azılı bir hırsız
Benden seni çalan…
Gece kapımda,
Çaresizlik 12’yi vuruyor
Kalbimde yine sen…
Eskisinden daha acı vererek,
Eskisinden daha kanayarak,
Eskisinden daha da eskiyerek… ‘’Bir sensizlik ki sorma
Neyi sevsem sana acıkıyorum
Yastığa yorgana sarılmadan uyumaz oldum
Seni sevmek yetti artık unutmaya acıkıyorum
Ceyhun Yılmaz’’ 

15.03.2008(23.23Ben nerde olduğumu biliyor muyum?
Bana hangi sokakta olduğunu soruyorsun!
Masal bitti, masal kahramanın da öldü!

 

 

» No Comments

Sen Bu Şehirden Geçerken

Hadi unut beni
Senin unuttuğun yerden
Ben seni hatırlayacağım… 
‘Yolun açık olsun’ diyorsun ya
Peki neden hala yolum ‘sen’ ile tıkalı? 
Sen bu şehirden geçerken
Ben bu şehrin kimsesiz sokaklarında
Senin hayalinle sarhoş gezdim
Ayak yalın… 
Ben piknik alanlarına sakladım sensizliğimi
Oyun alanlarında
Kaygısız çocukların ayak tozlarına sakladım
Öksüz kimsesizliğimi
Balık tutan elini eteğini hayattan çekmiş adamların
Kovalarına sakladım
Sen ile başlayan sözlerimi…
Ayak izlerini takip ettim
Belki seni bulurum diye… 
Ben her sabah

Sensiz güne başlarken


Çocukluğumu çıkartıp boşluklarımı giyiyorum
Sen bu şehirde kaldığında
Çocukluğumu sen ile yaşamak için…  Sen bu şehirden geçerken
Ben annemin yorgun kilerine saklandım
Babamın yastığında kalan burukluğuna gizlendim
Öksüz çocukların pembe günahlarına büründüm…
Sen bu şehirden geçerken… 
 Sen bu şehirden geçerken
Sana saklandım

Yüreğim yüreğinden ayrıldığını bilmesin diye… 
Dünümün bugünümün arasına girdim
Diliyorum seni Hadi ‘gel’…  
Yar dönmez misin?   

 

 

***

Fotoğraf: marielle

 

» No Comments

Hangi Mevsimdi Bilmiyorum

Sığmıyor sözlerin geceme
Hangi gidiş
Sana aitti sevdiğim Unuttum…
Yakınlarım Iraklarım
Karıştı dalgalarıma…
Dalgınlığıma karıştı
Gözlerinin çiseleyen buğusu
İçimde Hırçın, küskün Bir çocuk var
Avuçlarında hasret kırıntıları
Bu gece yokluğuna gelesim var
Üzerimi sen ile örter misin?
Geceme takılır mı gülüşünün Busesi…
Parmaklarımın ucunda
Yorgunluğun kırıntıları
Gelişlerinle siler misin?
Aşk; Sonunu unuttuğum masal
Kokun; Şehirlerde öksüz bırakan Kimsesizlik tadı
Gözlerin; Terkedilmiş yollarda Yoksul türküm
Sesin; Karanlıkta korktuğumda Sığındığım mısralar
Kepenkleri indirdim
İflas etti yüreğim
Rasgele…

 

Hangi limanda bulduysan beni
O limanın mavi sularına bırak
Belki yeniden Aşk’a dair bir türkü bulurum
Annemin söylediği
Son türküde bıraktım
Masumiyetimi Affedin!

24.12.2007
Şarkılar avutmaz beni bugün.
Matemini geceye sattım
Payını sabahtan alırsın! 

 

***

Fotoğraf: marielle

 

» No Comments

Rengimin Her Tonunda Sevdim Seni

İçimde ki volkanların haddi hesabı yapılamıyor.
Öfke koluma girmiş saklambaç oynuyor yüreğimle.
İsyanlar boynuma sıralandı
Yine avutamadım
Kırgın kalbimi…

Gidişler
Ayaklarıma dolanıyor.

Arsız notalar gözlerimde
Sürgünde…
Yapma
Gitme
Susma
Kus içinde ki vazgeçişleri
Kus içinde ki yeminleri
Hadi dağıt kendini
Yokuşun başında
Bırak benliğini
Vur yüreğini

Kararmış gecelerle

On ikiden…
Yasakların arasında
Doğurdu yüreğim seni
Özlemlerin vazgeçişlerimin arasından
Sıyrıldı

Geçit verdi

Ben seni
Şafak renginde sevdim…
Ağıtlarım
Yüzüne hasret
Bozguna uğradı

Parmaklarım

Saçlarında gezen parmaklarım…
Yarım kalmış cümleyim artık
Yükleminden soyunmuş
Geceden atılmış
Noktaların

Kelimelerinin arasından attı beni

Şimdi sana ait
Bir cümle bile değilim
Ben seni
Adına yazılan şiirlerin
Rengin de sevdim…
Gözlerimin buğusu
Gözlerini gözlerime değirmeden
Geçme gecemden
Sözlerin yoksul

Sözlerini sözlerime hapset
Öyle yok ol
Ben seni

İsyanların çığlığında sevdim…
Şimdi

Mevsimini arayan

Bir yağmur damlasıyım
Belki de mevsimsiz
Bir bahar
Bilmiyorum
Bildiğim senin yüreğinden
Kovulduğum
Üşüyorum…
Ağır geliyor
Yüreğinden taşınmak… 

 

***
Fotoğraf:
marielle

» No Comments

Bu Şehir Dar Gelir

Boşluğuma sakladım kimliklerimi
Boşluklarım ben ile kimliklendi… Canım acıyor. İnandığım bütün masallar canımı yakıyor. Elimde ayna düştü. Bin bir parçaya bölündü. Bin bir yüz. Bana ait olan
Bana benzeyen. Ama aslını göstermeyen. Her biri Bir öncekine ihanet eden…
Günlerimi çuvala koydum Bir gün daha Yaşamamak için gidiyorum…                              
Eskimiş mısralar Dizelerimde Popülerlikten düşmüş şarkılar Dilimde

Zaten benimde Modam çoktan geçti geçmeseydi bırakmazdın beni…
Gözlerini Gözlerimden sildim Ellerini ellerimden Tenini tenimden
Ve Sözlerini Sözlerimden çıkardım Kendimi kendimden çıkartıp gidiyorum…
Ama olmuyor Aynadaki yüz Yabancı Ellerim yabancı Tenim yabancı üşüyorum…
Hiçbir lügatte ki kelime anlatamaz sensizliği Hiçbir resim çizemez Hiçbir bilim
Açıklayamaz Soyut kelimeler Daha da çok üşütüyor Kendimi terk ettiğimden beri

Kimsesizim Zaten sensizliği saymıyorum

Bir daha
Hangi şehirde bulurum

Gözlerini kim bilir…
Hangi kahrolası kasaba
Gamzelerini barındırır
Hangi kıta
Hangi ada
Sıcaklığını saklar
Bilmiyorum
Sanıyorsun ki
Bu koca şehir hasretini taşır
Sanıyorsun ki
Yüreğim bu şehre sığar.
Hadi kendim
Hadi!
Aynalardaki gözlerini sakla
Ellerindeki kırgınları yıka
Gülümse
Gülümse ve unut
Unutmazsan bile
Unutmuş gibi yap

Yoksa
Ömrümüz acıya uğrar
Yoksa bu şehre
Sığamayız… 01.12.2007 

 

***
Fotoğraf:
marielle

» No Comments

Sensizlik

 

   Sen bu şiiri okurken Ben çoktan sen olup Bin parçaya bölünmüş olacağım
Hadi sus bu gece Gözlerinin resmini çizeceğim Yâda öyle kal Sessizliğini içeceğim
Aynalarda suretin asılı kalmış. Sesin koridorlar da yalnız Sen ise içinde rehin kalmışsın
Sen kaçarsın Hayat acıtır seni Düşümden düşersin ansızın Ve ben ölürüm Senin yerine
Yalnızlıkla anlaşma yaparsın Oysa bilmezsin Karşılığında seni verecek gücün yoktur
Bakkala umut almaya gitmiştim Sana dair Döndüğümde sıcaklığını da alıp Gitmişsin

 

Söylesene Yeniden seni bulmak için Hangi yoldan gitmeliyim?
Sahipsiz gidişlerim var. Ve suskun sancılarım Sana dair düşlerim
Ve sana dair sözlerim var Bir gün gelecek Hepsini eskiciye vereceğim
Ve yüreğinden seni alacağım Ellerin kaydı ellerimden Dilek tuttum. Dileğim çabuk tutsun diye. Nefesime taktım. Ve her nefes alışta. Bir adım daha yaklaşıyorum. Dileğime. Yani sana.




 

Sevgilim!
Hadi tut ellerimi

Geceyi kiraladım
Sonsuz düşlerde gezeceğiz
Karşılığında
Sadece gülüşlerini istiyorum
Nefesimde topladım
Bütün özlemlerimi
Yaklaş
Kulağına fısıldayacağım

Kırgınlarımı
Martıların kanadına bağladım
İçim acıyor
Sensizlikten

Ama sen aldırma
Bir türkü söyle
İlaç olsun yarama

 

***
Fotoğraf:
marielle

» No Comments

Gibisin

Gibisin

 

 

O yosun gözlerin düşer sayfalarıma,

Her fısıltı da sesin uyandırır beni karanlıklardan…

Sustum olmadı,

Konuştum olmadı,

Nasip değilmiş diyip gidemedim de.

Nasır tutmuş yaram hatırlattı yine seni.

Sayfamı düştün işte.

Sanki hep çıkarmış gibi.

Artık canımda yanmıyor.

Özlemiyorum da varlığını.

Puslu puslu hatırlar oldum senli anları.

Şiirlerin de yok mazide.

Oysa saniye saniye yaşardım her şeyinle seni.

Dedim ya artık canımda yanmıyor işte

Kaldın bir köşede

Bazen puslu bir camda

Yâda

Kırık bir Yeşilçam filmlerinde…

Numaranda kayıtlı değil

Notlarında yok bana dair

Sıcaklığında soğudu kışa girerken.

Gülümseyişinde kurudu defter arasında

Mazeretlerin zaten çay kokusunda dağıldı

Canım yanmıyor ya o misal unutmuşum seni.

Bazen düşüyorsun gözlerime,

Kirpiklerimin arasından kayıyorsun.

Olmayan gamzemde beliriyorsun.

Çay kokusunda yer arar gibisin

Balkon köşelerinde özlemlerimi bekler gibisin.

Papatya fallarında fal baktığımı merak eder gibisin.

Şarkılarda hangi düşlerde gezdiğimi sorar gibisin.

Bazen aklımı alıp kaçırıyorsun uzak şehirlere

Sorular arasından düşüyorsun avuçlarıma.

Bazen geçiyorsun anılar içinden.

Geçiyorsun öyle,

Öyle geçiyorsun işte…

Öyle biri oldun sanki.

Bayat bir sesle bahseder oldum senden

Her yüzde soldun gibi

Yeminler arasında takılı kalan sen

Şimdilerde su gibi akıyorsun.

Ansızın gelip giden bir yabancı gibisin

Artık canımı yakmıyorsun

Yakmıyorsun ya

Öyle önemden düşmüşsün işte

Canım acımıyor ya

O misal unutmuşum seni.

 

17.10.2007

 

Tek bana seslenmeni beklerken…

» No Comments

Kendi Kendime

Bak uyuyor sessizlikler…

Sen konuşma ruhum sıra yüreğimde…

Hayatın neresindeydim? Nerde, hangi limanın, hangi yaşanmışlıklarındayım.

Aynada yüzüm,

Cebimde usanmışlıklarım…

Yüreğim sürgün, yüreğim yılgın, yüreğim ağır hasta…

Yoruyor dünya beni.

Yoruyor büyük dünyayı taşıyan küçük yüreğimi.

Küsüyor ellerim dünya’ya.

Gideceğim yollara küsüyorum.

Yaşanması gerekenlere küsüyorum.

Canım sıkılıyor bugün.

Gecenin koyu mavisinde uçmak istiyor benliğim,

Uçup yok olmak,

Yeni gökyüzü bulmak,

Gökkuşağında bir renk olmak istiyor yüreğim.

Başka yerlerde, başka sarhoşluklarda olmak istiyor ruhum.

Hayal kurarız neden olmaz ki?

Oysa hayal kurarken kuyruklarına adresimi de yazıyorum.

Neden bulmaz ki hayallerim beni?

Yoksa belediye ev adresimi mi değiştirdi haberim olmadan.

Sorular var delik cebimde.

Cevaplanması gereken cevaplanması geciken sorular,

Büklüm büklüm sorular, yılgın yılgın sorular.

Hangi cebimde cevaplar, bulamıyorum.

Çok iyi saklambaç oynuyorlar

Ve ben kötü oyuncu hiçbir zaman sobe diyemiyorum.

Diyorum ya canım sıkılıyor diye.

Giydim üzerime asık suratımı geceye dalıyorum.

Kulağımda zincirinden kaçmış şarkılar

Yüreğimde hayata karşı alınmış, incinmiş bir çocuk.

Hayallerimi de kaybettim bulamıyorum.

Yoksa delik cebimden onlarda mı düştü.

Çay kokusunda yok oluyorum

Kalem kokusunda saklıyorum yalnızlığımı.

Yıldızlara asıyorum çocukluğumu.


Bugün günlerden Çarşamba,

Çarşafa dolanmış bütün çözümler,

Kör düğüm olmuş.

Kördüğüm…

Yarın Perşembe,

Benliğimin perişanlığı…

‘gitmek istersen git’ dese biri,

Ayak yalın koşacağım harflerle işlediğim hayallerime.

Bütün usanmışlıkları kapı arkasında bırakarak koşacağım başka şehirlere.

Ellerimle savuracağım yalnızlığımı ve yeniden

Hayran olacağım özgürlüğe…

Başka şehirlerde yabancı olarak gezip

Yeniden tadacağım özlemin kokusunu,

Sahi ne zamandır özlemiyorum birilerini?

‘hadi koş’ dese biri,

Bütün iplerini bırakacağım karanlıkların

Gölgemi de alıp,

Usulca dalacağım imkânsız şehirlere.

Soluk soluğa yaşayacağım zamanı.

Hayli zaman oldu,

Nefesim dondu.

Nefes alıyorsun ya işte demeyin bana,

Nefes aldığımı hissetmiyorum nice zamandır.

Çığlıklarım tenimde kavga da,

Anlaşmazlığım ayakta,

Umutsuzluklar nöbette,

Dedim ya bugün canım sıkılıyor.

Keşke baştan söyleselerdi

Yaşarken susmam gerektiğimi…


Bugün içimde bir hüzün var.



 

***
Fotoğraf:
marielle

 

 

 

» No Comments

Kalbimi Temizledim

 Kalbimi Temizledim
Gün geceyi bölerken,

Sen çoktan kazınmıştın geceme yine…

Defterler arasına saklamıştım oysa seni…

Şimdilerde uzak bir şehirsin

Sadece ışıkları görünen

Uzak çok uzak…

Zamanı dolunca yasaklanan öyküler gibi

Rafa kaldırıldı ruhum sen tarafından.

Oysa yaşama aykırı hiçbir yaşanmışlık yoktu ruhumda…

Vakit gece yarısına çoktan ‘merhaba’ dedi de

Bir sen bana ‘merhaba’ demedin.

Bu kadar mı yabancıydım sana?

Kelimelerim yine seni başa getiriyordu

Yüklemlerim yokluğunla yorgundu

Avuntularım yine hazırdı avutmaya

İçimden dökülen her noktada

Anlamsız yalnızlığım vardı.

Ben senden dönerken bile,

Yine sana dönüyordum.

Kelimelerim şahitti buna.

Vazgeçişlerimi ipe astım yine.

‘bana sen lazımsın’ cümlesini çıkarttım lügatimden.

Hayatım siliniyordu gözlerimin önünde

Öksüz bir çığlıktı yüreğimden akanlar

Düşlerimi maviye boyadım, yeniden

Melekler pembe çiçekler getirmişler yalnızlığıma.


Bir noktadan sonra insan yoruluyor dört duvar yalnızlıklardan.

Birde bu yokluğuyla cezalandırılmış bir varlık savaşı ise.

Senin var iken yok olmandan o kadar yoruldum ki bende bildiğim tüm ‘sen’lere nokta koydum. Nokta…

Puslu bir sabahta yaktım tüm varlığını.

Yeminlerimi gömdüm toprağa.

Kararlılığımı taktım aklıma en güzel günü yaşamak adına turuncu sabahlarda.

Varlığını iki satırda sonlandırıp gözlerime taktım umudumu.

‘gitme’leri ayrılık gemisine attım.

Gemiyi de yaktım…

Kendime sipariş verdim dönüş yollarını,

Kendime dönecektim…

Eski bir melodisin sen artık yüreğimi sızlatan,

Tanıdık ve puslu…

Kederlerimi, kırgınlıklarımı, öksüzlüğümü, yıkayıp,

Bütün yaşanmışlıkları siler diye güneşe astım hepsini.

Akşama naftalinleyip kaldıracağım.

Açılmamak üzere…

Bende bıraktıklarını kuru temizlemeciye verdim,

Üstüne birde para gönderdim.

‘ihtiyacı olana’ verin dedim birde.

Anılarını, umutlarını aldanışlarını, mutluluklarını çöpe attım.

Kalbimi temizledim.

Hatta kendime yeni bir kalp ısmarladım.

Üç oda bir salon.

Eskisini eskiciye verdim

Unutulmayanların unutulması dileği ile.

Kötü günler için sakladığım avuntularımla yaşamaya başladık.

Şimdi üç oda bir salon yüreğimle

Yeni boyanmış yaşanmışlıklarımla,

Mavi umutlarımla

Bahara hazırlanıyoruz.

Hem de sensiz baharlara…

Hoşça kal ve orda kal!

19.09.2007(yağmur)

Değerini bilmek gerek.

***
Fotoğraf:
marielle

 

 

 

» 1 Comment

Masal tadında…

Bugün kaçıncı sensiz geceleri avutalı bilmiyorum. Kafiyeli zamanla uyumlu bir yokluk duygusu var havada. Ne yapıyorum, neler yapacağım bilmiyorum; yokluğunu avutmak için… Di’li geçmiş zamanla idare edip yeminlerime mezar açıyorum canımı yakmamaları için. Kimse anlayamaz, bu yokluk duygusunu.
Unutmaya çalışıyorum yokluğunu. Olmamış gibi, sanki hiç yaşanmamış gibi davranıyorum ama olmuyor. Bir kez ipleri kaçtı mı geminin özlem diyarına doğru yol alıyor duraksız.
Masallar anlatıyorum yama yapılmış yüreğime. Hani şu gece 12’yi vurunca külkedisi masalını. Gece uykuyu vurduğunda senin geleceğini inandırdım yüreğimi. Masal perileri çoktan uçtular yalan diyarına. Yeminlerin kemikleri sızlar sana dair bir yemin daha şehit vermezsem. Zamanın ağzına bir sus payı verirken hortlak görmüş bir gecede kayan yıldızda ben bir sen daha tutuyorum.
Dileğimin tutması dileği ile… 

16.06.2007
Masal tadında

 

 

» No Comments