Archive for Mart, 2008

Yoruldum,sonra sustum(Saçmalama!)

Düşüme Düştün Mart 28th, 2008

(Bitiyorum her nefeste,) (Ne halim varsa gördüm)(Çok koştum çok yoruldum)(Ve şimdi bende düştüm…(Emre Aydın)

 

 

 

Uçmak isterken kanatlarımın sahte olduğunu fark ettim…
Bir şey istemiyordum ki ben hayattan
Sadece bir avuç huzurlu nefes
Bir avuç nefes…

 

(Sövdüm, sövdüm ben dünyaya,)(Acılara,)(Sokaklara,)(Ait olmayan insanlara…(Emre Aydın)

 

 

 

Hadi tut ellerimi/ hadi düş gözlerime
Ne olur tut beni
Beni benden kurtar ne olur.
Yoruldum artık/cam bölmelerden
Uçarken düşmekten…
Suskunluğumdan bile yoruldum
Aynadaki boş gözlerimden
Dışarıdaki ürkekliğimden…

 

 

 

Yoruldum artık/iyi olmaktan
Unutup orda kalmaktan…

 

Bu gece
Gülen yüzün olmaktan/istifa ediyorum
Bu gece
Soyunuyorum artık/bütün iyiliklerimden…

 

 

 

(sen öğrettin bana/ ağlamayı)(başıma yastık basıp hıçkırmayı(Emre Aydın)

 

Hadi tut beni/kat beni de kimliksiz yollarına,
Hadi tut beni/koy beni gözlerindeki derin karanlığa…

 

(sus bu gece/bana aşk’tan sakın hiç bahsetme)(dur bu gece/bana dokunup beni delirtme(Emre Aydın)

 

Bu gece/katlayıp dolaba kaldıracağım/bütün isteklerimi
Çırılçıplak soyunup/
İyi niyetlerimden,
Kendimi tam on ikiden vuracağım,
Bir sen daha doğurmadan/yokluğunda…

 

 

 

25.03.2008…/… 00.18
Adının karşısında ACI yazıyor…
Ne desem küfür/senden yana cümleler bile…(Emre Aydın)

 

Hangi limanda gördüysen/gözlerimi
Oraya bırak
Aslım sende kalsın…

 

 

 

(içimi döktüm bugün/yokluğunla konuştum(Emre Aydın)

 

Hangi kelimeye esirdin/Söyle bulayım seni
Hangi kelimeye astıysan kendini
Ne olur söyle
O kelimeyi de ben asayım…

 

Hiçbir türküye sığamıyorum bu gece/oysa
Doymadan kalkmıştım hayatından…

 

Yüreğim hiçbir kelimeye sığmıyor bu gece.

 

Hiçbir gecede bana sığmıyor.

 

 

 

(yokluğunda kaç damla gözyaşı eder adın)(ne olur gel, gel ben sensiz İstanbul’a düşmanım(Emre Aydın&Gripin)

 

 

 

 

 

 

Söyle hangi dolaba saklanmalıyım
Hangi gizli köşeye
H
angi merdiven boşluğuna
Unutmak için sensiz gözlerimi…

 

Dokunmayın!
Konuşmayın!
Susun ne olur
Yüreğimdeki boşlukları uyandırmayın…
İçimdeki çığlıklar taşmak için
Kendimi vurmamı bekliyor…

 

Gece’yi demlemeye gidiyorum
İçine bir miktar tanımadığım tebessümünü koyacağım
Zil çalarsa sen bak
Çünkü umutsuzluğunu ısmarladım…
İlk defa bu şehir bana dar geliyor
Oturduğum kaldırımlar….
Fısıltıyla konuş
Gece’yi uyandırmayalım…

 

(…)

 

25.03.2008…/…01.20
Ve uğraşmak anlamsız
Yüzündeki yabancı(Emre Aydın)……………………………………

 

Yoruldum/sonra sustum
Sen konuş beni tamamla
Artık her söze inanmıyorum
Saflığım-dan-ı soyundum
Hayatımı sıradan raflara kaldırdım
Ve yoruldum /sonra sustum

 

bana nasıl seveceğimi anlat(Feridun Düzağaç)-

 

Gün yeni başladı/Senden sonra
Kokunu da alıp,
Çok zor sorular ile başladım yeni gün’e…

 

hadi beni biraz heyecanlandır(Feridun Düzağaç)-

 

Süt koydum kapıya/belki çocukluğum gelir diye
Bu gün her zamankinden çok ihtiyacım var ona
Bakışlarımın perdesini indirdim
Gelirsen eğer/yokuz evde
Sana inat…

 

Not: Adının köşesine bir miktar gülen yüzümü bıraktım. Elimdeki bütün stokları çıkardım. Veresiye satış yapmıyoruz. Kredi limitin/iz dolmuş. Senden/sizden yeniden gitmem için limit açarsan/ız belki düşüne biliriz……………….

 

 

 

25.03.2008…/…02.02

 


 

Masal bitti, masal kahramanın da öldü!

Yüreğime Eklediklerim Mart 28th, 2008

’’Herhangi bir geminin limandan ayrılmasına bile ağlar oldum
Sonra akşamların gelişi gündüzlerin vedası üzdü beni
Sayende yaşadığıma bile efkârlanıyorum
Artık gerisini sen düşün…
Ceyhun Yılmaz’

 

Hangi mısralara kondurmalıyım seni/sahiplenmen için beni?
Yâda hangi buğulu cama yazayım da yok olsun
Bu içimdeki senli sebepli fırtına?

Gidiyorum sensiz zamansız karanlıklara,
Ağlıyorum hıçkırıklarımın sesleri kaybolmuş…
Esip durdun iklimlerimde…
Şimdi
Sen mi gittin yoksa ben mi kaçtım senden anlayamadım
Ama şimdi olmaktan korktuğum yerdeyim
Yani diplerdeyim…

 

Hani diyor ya Ceyhun Yılmaz ‘Adam demesinler bana sensiz’
Söylesene ben neyim şimdi sensiz?

Artık ne kadar keder dolu şarkı varsa hepsi benim içimde,
Senden sonra kur/amadığım/duğum hayatta yaşamak için…
Artık ne kadar yağmur varsa içimde,
Senden sonra sessiz, sessiz ağlamak için…
Artık ne kadar sensizlik varsa hepsi içimde…
Haberin var mı yoksa haber göndereyim mi?

 

’’Üzerine yatamadığımız bir yatak gibi kaldı aşkımız
Ne denir ki bu aşka…
Çarşafı bozulmayan bir sevdamız var şimdi!
Ceyhun Yılmaz’’

Oysa ben razıydım her sabah yok ettiğin ruhunu ilaç olmaya
Biliyordum çünkü senin gülen gözlerin iklimlerime güneşti
Ve ben biliyordum gülen gözlerin olmadan güneşsizdim.
Ne zamandır güneş ne yönden doğuyor bilmiyorum?
Batıdan mı?
Doğudan mı?
Yoksa güneşi de mi (ç) aldın sebepsiz giderken?

 

Ne tuhaf!
Sana gelirken ömrümün kestirme yollarını kullanıyordum
Gözlerinin dönemeçlerinde soluklanıyordum
Dudaklarında güneşin batışını seyrediyordum
Oysa şimdi…

‘’beni sorma sevgisiz sokağın sakinlerine
bilmezler içine atılarak büyütülen kayıp âşıkların adreslerini
Ceyhun Yılmaz’’

 

Şimdi sorma bana nasıl olduğumu
Seni gözlerimde sakladığımdan beri
Gözlerimi açmaya korkuyorum
Hayatımda olduğu gibi
Ya gözlerimden de gidersen?

Özledim seni…
Anlayabiliyor musun bunu?
Saçma sapan bir sevdadayım
Yüreğim yine hoyrat,
Yüreğim yine suskun.
Gölgemi kaybettim ömür yolunda
Sokağım ışıksız.

 

Köşe başlarında bekleyenim yok artık.
Kapımı çalan bir umudum yok.
Ben yine sevdanın yokluğundayım.

Yeminlerim azılı bir hırsız
Benden seni çalan…
Gece kapımda,
Çaresizlik 12’yi vuruyor
Kalbimde yine sen…
Eskisinden daha acı vererek,
Eskisinden daha kanayarak,
Eskisinden daha da eskiyerek… ‘’Bir sensizlik ki sorma
Neyi sevsem sana acıkıyorum
Yastığa yorgana sarılmadan uyumaz oldum
Seni sevmek yetti artık unutmaya acıkıyorum
Ceyhun Yılmaz’’

 

 

 

15.03.2008(23.23Ben nerde olduğumu biliyor muyum?
Bana hangi sokakta olduğunu soruyorsun!
Masal bitti, masal kahramanın da öldü!

İçimden Seni Aldılar Annem

Yüreğime Eklediklerim Mart 28th, 2008


     

 Gece ıslak çıktım hayata,
Anne bak avuçlarımda yenildiklerim
Bak korktuğun başıma geldi…
/annenin kaderi kıza/
 

Of annem of yüreği bin parça taşıyan annem
Of annem of yüreğinde cam parçaları taşıyan annem
Sana yanıyorum
Sana susuyorum
Sende sus oluyorum
 

Korkuyorum annem
Gözlerindeki umutsuzluğunda korkuyorum
Gözlerine karanlık çökünce hayatım kararıyor
Korkuyorum annem…
 

Avuçlarım her zamankinden çok üşüyorum
Gözlerim her zamankinden çok yanıyor
Kış var artık iklimlerimde
Bir daha açar mı güllerim söylesene?
Bükme boynunu öyle mezarsız
Bükme boynunu öyle yersiz yurtsuz
Korkuyorum annem ne olur bükme boynunu…
 
 

 

Sana söylemedim annem
İçimin günlüğünden adını çaldı /baba-m/
İçimin enkazından umudunu çaldı /baba-m/
İçimin varoşlarından avuçlarımda ki kimliğini çaldı /baba-m/
 

Sabrı zirveye ulaştı
Hıçkıramadı bile/Öyle sessiz, sessiz…
 

İçim sana yanıyor annem
Dokunamıyorum sana
Buz oluşundan korkuyorum
Gözlerimi gözlerine değiremiyorum
Uzakları görmekten korkuyorum…
 
 

Seçtiği/n/miz hayat/lar/ mıydı?
Hangi türküde duraklasa sığmıyor benliği hiçbir notaya
 

Sığmıyor hiçbir zamana
Sığmıyor bu şehre… 
Annem bu yaralar bereler sana bil…  

22.03.2008
Hangi şarkıda ‘annem’ geçse ben o notaya takılıp gidiyorum…
Dedi; senin gibiler hayatta genç yaştan ‘ah’lar
Yutkunup, sustum hasastı ruhun
Onarmak çok mu zor hayatından giden parçaları… 

Sen Bu Şehirden Geçerken

Düşüme Düştün Mart 28th, 2008

love_excitement_and_you_____by_assasseen1.JPG
    Hadi unut beni
Senin unuttuğun yerden
Ben seni hatırlayacağım… 
‘Yolun açık olsun’ diyorsun ya
Peki neden hala yolum ‘sen’ ile tıkalı? 
Sen bu şehirden geçerken
Ben bu şehrin kimsesiz sokaklarında
Senin hayalinle sarhoş gezdim
Ayak yalın… 
Sen bu şehirden geçerken
Ben piknik alanlarına sakladım sensizliğimi
Oyun alanlarında
Kaygısız çocukların ayak tozlarına sakladım
Öksüz kimsesizliğimi
Balık tutan elini eteğini hayattan çekmiş adamların
Kovalarına sakladım
Sen ile başlayan sözlerimi…
Sen bu şehirden geçerken
Ayak izlerini takip ettim
Belki seni bulurum diye… 
Ben her sabah
Sensiz güne başlarken
Çocukluğumu çıkartıp boşluklarımı giyiyorum
Sen bu şehirde kaldığında
Çocukluğumu sen ile yaşamak için…  Sen bu şehirden geçerken
Ben annemin yorgun kilerine saklandım
Babamın yastığında kalan burukluğuna gizlendim
Öksüz çocukların pembe günahlarına büründüm…
Sen bu şehirden geçerken 
 Sen bu şehirden geçerken
Sana saklandım
Yüreğim yüreğinden ayrıldığını bilmesin diye… 
Dünümün bugünümün arasına girdim
Diliyorum seniHadi ‘gel’…  
02.02.2008
Yar dönmez misin?  

Sen Gelmedin/Ben Yine Beklemeyi Giydim Üzerime

Düşüme Düştün Mart 28th, 2008

the_wait_by_quarter2seven.JPG   Sus/ma
Yorgunluğumuzda birbirimizi bulalım…
Yazacaklarım sende tıkandı (yine) Ve ben sende saklandım… Hadi bul(ma) beni… Söylesene; Sen gidince Gözyaşlarım kaç adımlık bedel öder… Yoksa hayatıma bedel ödetmek için mi gelmiştin? Dönüşü olmayan hangi yola girdinde Beni ayak yalın kimsesiz bıraktın? Harfler anlamını yitirince Döneceğini sanmıştım Oysa anlamlar değil harfler bile yok oldu Ama sen hala dönmedin Yüreğimin sitemine! Şimdi kelimelerimi kaybettim Yârim hüküm(süz)dür… Hayat merdivendir dediler Adım, adım çıkabilirmişsin bu yolda Oysa ben, Her adımda oturdum seni bekledim Ki hayatım senle son bulsun diye Oysa aylarca bekledim Sen gelmedin… Şimdi hayatımın ilk adımındayım hala Ve sen hala Ufuk çizgisinde değilsin… Her ne kadar Senin beni sevmediğine inandırsam da Yine bir umut Penceremi açıp ‘merhaba’ diyor Sensiz ömrüme… Söylesene hangi bedende takılı kaldın da Gelemedin bana Söyle korkma Özlemlerimi gönderip çıkaracağım seni O ruhsuz bedenden! Kimseye izin vermem Ruhumda gezmelerine Ama sen habersiz gelirsen Korkma gez ruhumda bensiz… Ya bak ne diyeceğim Eğer sen bulamıyorsun gözlerimi Haber et Ben nerde olsa bulurum kokunu Gözlerinin tabelasını Ezbere bilirim adım gibi. Sen sesime ses et Sesim bulur seni karanlıklarda. Biliyorsun değil mi? Ne kadar gitsen de hep izler kaldı ellerimde Oysa sen hep hiç gelmemiş gibi Gitmeyi istemiştin Üzgünüm Her gidişin yeni bir sen doğuruyor ömrüme Ve ben her gidişinde Yeni umutla bekliyorum gülümseyişini. Seni düşünürken Cimri bir çocuk olurum (-Seni kimseyle paylaşmak istemeyen-) Seni düşünürken Kirli, yaramaz bir çocuk olurum (-Üstüm başım sen ile bulanmış-) Seni düşünürken Kimsesiz olurum (-Kimimde kimsemde sensin-) Yersiz yurtsuz olurum (-Evimde barımda sensin-) Kararsız olurum… (-Kararlarım başı da sonu da sensin-) Seni düşünürken ben Sen(-siz-) olurum… Durup, durup şiir yazmak geliyor sana Durup, durup Nazım Hikmet’in yaptığı gibi. (-Yaşamak: ümitli bir iştir, sevgilim,
 yaşamak :
                  seni sevmek gibi ciddî bir iştir…-)
02.01.2007Elimde sana ait hiçbir hayat kalmadı Bütün hayatlarım paramparça Sen bile…  

İnsan Bunada Alışıyormuş

Düşüme Düştün Mart 28th, 2008

Üşüyorum…
                                            İçimdeki kışlar artık                                             Hiçbir mevsime ait değil.
Hiçbir mevsim de
Bana ait değil…
Ve bende sana ait değilim…  
Sana dair
Başkalarının kurmadığı cümleleri kurarken,
Şimdi
Herkese ait cümleler kuruyorum gecenin koynuna girerken.
Seni,
Gecenin buruk siyahı ile aldatıyorum.
Gözlerimin sıcaklığını,
ellerimin kimsesizliğini,
günahlarımın rengini,
tenimin badem kokusunu bırakarak kapı eşiğinde…

Oysa kapı eşiğine bıraktığım her şey
Bendim.
Ve ben,
Ben olmadan
Gece olamıyordum…  
Oysa sana gelirken hepsini avucumda getirirdim
Ve tüm karanlığımla kabul ederdin beni.
Ve ben senin olurdum. Sen olurdum…  
İnandırıyorum kendimi
Seni sevmediğime.
Aklımın sende olmadığına,
Avuçlarımın parmaklarının sıcaklığına alışmadığına,
Gözlerimin gözlerinin rengini aramadığına,
Varlığında etrafımda balonların uçmadığına,
Sesinin rengini özlemediğimi,
İnandırıyorum işte
Benim sen olmadığına…    
Senden kaçıyorum
Adım, adım susarak arkama defalarca bakarak.
Oysa senden kaçarken
Sana daha çok yaklaştığımı farkına vara, vara
Kaçıyorum senden.
Kaçarken üzerimde
Sana ait ne varsa atıyorum
Atıyorum benliğini
Atıyorum sıcaklığını
Atıyorum masumluğunu
Yolun sonunda benden eser kalmıyor.
Ve ben geri dönüp topluyorum her şeyi
Tekrardan, özlemle…
Bilmezden geliyorum
Sesimin sesine ait olduğunu
Bilmezden geliyorum
Tenimin sen olduğunu
Bilmezden geliyorum
Ben diye ne varsa senden ibaret olduğunu…  
Cezanın en büyüğünü
Kendime vermek isterken,
Nerden bilebilirdim ki
Suskunluğumun
Sana en çekilmez ceza olduğunu.  
Başım bela, gözüm kara, yüreğim yorgun…
Aklımda başımda değil
Sensizken.
Yâda aklımı başıma almak istemiyorum
Sensizken.
Öyle çok senle doldurdum ki yüreğimi,
Hayatımı,
Başkası ile dolmuyor…
Dolsa da ben, Ben olmuyorum…  
Yüreğimin üşümesi,
Ellerimin soğukluğu,
Anla işte kendimi sensiz bırakmamdan.
Uzansam biliyorum,
Parmaklarını avucum da gezdirir
Nefesinle üşüyen hayatımı ısıtırdın…    
27.01.2008
Kaçacak bütün yollar sen ile tıkalı…  

Beni Unuttun Nereye?

Düşüme Düştün Mart 28th, 2008

  Susturdum içimdeki isyanları
Söz verdim kavuşmalara
Üzgünüm ayrılıklar…
Çok soru var beynimde
Hepsi sen ile başlayıp
Sen ile biten…
Aynı benim gibi.
Ben sen ile başladım
Sen ile biteceğim
Dahası yok ki
Ne başım
Nede sonum
Ne eksiğim
Nede çok fazla
Sen varsın herşeyim tam
Ve ben tam…Üzülmek için
Geçen zamanı beklemiyeceğim
Arkasındanda el sallar gibi
Çok geç demeyeceğim
Zamanı tam
Olgunluğu iyi
Yaklaş özlemlerim seni istiyor
Hadi konuş gözlerim gözlerini dinlemek istiyor.
 

Affet bu sefer oyunun ortasında bitirmeyeceğim
Affet bu sefer elimde oyuncağımla
Oyun alanında kimsesiz kalmayacağım…Hadi durma git
Umrumda değil
Ayaklarım ayaklarını ezberlemiş
Hangi şehirde kaybolsan bulur
Yine özlemim…
Hey dursana
Yada durma devam et
Ben arkandan koşarım
Kesme yollarını öğrendim gözlerinin
En yakın durak neresi biliyorum dudaklarının…30.01.2008Giderken beni unuttun
Nereye gidiyorsun  

 

 

Hangi Mevsimdi Bilmiyorum

Düşüme Düştün Mart 28th, 2008

Sığmıyor sözlerin geceme
Hangi gidiş
Sana aitti sevdiğim Unuttum…
Yakınlarım Iraklarım
Karıştı dalgalarıma…
Dalgınlığıma karıştı
Gözlerinin çiseleyen buğusu
İçimde Hırçın, küskün Bir çocuk var
Avuçlarında hasret kırıntıları
Bu gece yokluğuna gelesim var
Üzerimi sen ile örter misin?
Geceme takılır mı gülüşünün Busesi…
Parmaklarımın ucunda
Yorgunluğun kırıntıları
Gelişlerinle siler misin?
Aşk; Sonunu unuttuğum masal
Kokun; Şehirlerde öksüz bırakan Kimsesizlik tadı
Gözlerin; Terkedilmiş yollarda Yoksul türküm
Sesin; Karanlıkta korktuğumda Sığındığım mısralar
Kepenkleri indirdim
İflas etti yüreğim
Rasgele…
Gözlerini
Hangi mevsimin ayazında sevdim
Bilmiyorum
Hangi iklimlerde
Emanet ettim
Öksüz ellerimi ellerine?
Hangi aşkta
Geç kaldım da
Peşinden koştum
Ve soluk soluğa senin oldum?
Hangi kimsesiz saatler
Seni benden soluk soluğa aldı da
Ben yine rezil yalnızlığımla
Kala kaldım karartılmış gecelerde
Biri dedi ki; ‘O güzel günler geldi geçti’
Yanlış gözlere
Ağlıyor kirpiklerim
Oysa kabullenilmiş gidişlerim vardı<