Tek Kişilik Vals
Bekledim,
Bir ekmek kokusuna kanıp saatlerce sıcak ekmeği bekler gibi bekledim.
Sustum,
Arsız bir yanılgıdan sonra yanlışa sessiz ağıt gibi sustum.
Beklenen gel(e)medi, susan konuş(a)madı.
Canım acıyor, avucumdaki can kırıkları batıyor bugün bedenime.
Bebeksi bir tende unutulmuş öpücük gibiydi usulluğum.
En savunmasız yenilgimi resmediyorum aynalara. Düşlerim asılı kaldı kimsesiz kaldırım direklerinde. Kimse sormadı ‘son isteğini’. Bilindik cevaplar olduğu için mi?
Huzurum eridi buhar oldu yüreğimin kırgınlığına/kırıklığına. Edepsiz susuşlarım perdeyi yırttığında beri hiç güfteye tutunamıyorum, sevdanın yüzüne bakamıyorum.
Arsız bir rüyadan uyanmak isterken uyanamamak gibiydi. Bağırmak, haykırmak isterken seslerimi kitap arasında unutmuş gibiydim. Bu düş bozumu ellerimi kanatıyor vakitli vakitsiz.
Bu çırpınışlarım, ah çırpınışlarım…
Boş yere çabayla hazırlanmış ürkek bir tezdi. Gereksiz çalışılmış/hazırlanmış tek kişilik tiyatro oyunu.
Bir kare içinde dondurulmuş umut parçasıydı siyah beyaz.
Defterimin arasında kurutuyorum sözlerini. Defterimin kokusu dağılıyor yedi iklime. Çikolata kokusu… Ve düş parçacıkları dökülüyor ruhumdan,
Tek kişilik.
Sen; en zamansız yenilginin en güzel anı, En ateşli tango dansında unutulmuş bir karanfil. Ve tınılar arasında kaybolmuş özgürlük.
Bir gitarın yaz ve aşk melodilerine bıraktım düşlerimi, çırılçıplak soyunan benliğimi ayak yalın kumlara saldım.
Sen; bir çingenenin ayak yalın dansın da kaybolmuş hırçınlık,
Hayatın dansı,
Ve en ulaşılmazım.
Haziran 2008






Haziran 9th, 2008 at 14:39
pimpirik perisinin içinde kocaman bir cevher varmış yahu,
tütütü maşallah diyeyim..
hayat içinde vals yapmak iyidir,
tango bir ayrıcalıktır,
çingelik apayrı bir başkaldırıştır..
andres linetzky y ernesto romeo- sentimientos
tavsiye ederim,
iyi gider..
ha bir de frantic diye bir film var,
paris’te,bir doktor kaçan eşini arıyor falan..
tadından yenmeyecek ve şahane bir parça var;
libertango.
hem izle izlerken dinle,
iyidir güzeldir hoştur vesselam:)
valsi malsi görünce aklıma esti:)
Vals olay içine girince herşey kaçıyor zaten olurundan:) Dediklerin için Onur’a baş vurup başının etini yiyeceğim:) Malum müzik danışmanım olur kendisi:p
Beğendiğine sevindim ayrıca:)
Haziran 9th, 2008 at 19:36
yeniden selamlar…sayfana bakmadan geçemeyengillerden oldum bende yaa…ve iyikide öyle oldum…yazı muhtemşem yazıyı süsleyen görseller mükemmel, emeğine sağlık…
AYŞENUR
Her zaman sayfamı ziyaret etmen hoşuma gidiyor Ayşenur:) Senin bakan gözlerin güzel:)
Haziran 9th, 2008 at 23:34
Defterimin arasında kurutuyorum sözlerini. Defterimin kokusu dağılıyor yedi iklime. Çikolata kokusu… Ve düş parçacıkları dökülüyor ruhumdan,
Tek kişilik.
hep tek kişilkmidir bunlar (:
içim buruk ayrlıyorum…
NoT: çok güzeldi yüreğine sağlik
Aşk; zaten hep tek kişik değil midir?:) -lar -ler eki eklenemiyor ne yazık ki:)
Haziran 10th, 2008 at 11:23
“Sen; en zamansız yenilginin en güzel anı…”
Ne denir ki bu cümleye…
Eyvallah diyorum, sükut ediyorum…
Aşk’a Huuu,
Aşk’la Huuu…
Bende yorumuna tebessüm edip sükut ile karşılıyorum:)
Haziran 10th, 2008 at 13:24
böylesi hep tek kişilik olur galiba
insan yoksa nasıl bu kadar duygu yoğunluğuna kaptırır kendini
çok güzel süper falan demek istemiyorum
kendi içimdeki duyguların cığlığı gibi yazdıkların
o kadar içten
o kadar candan
ve bir o kadar da mükemmel
Sensin içten,candan ve mükemmel olan:) İnsan defter ve kalemi dost ve sadık sayınca kendine işte böyle manzaralar çıkıyor ortaya:)
Haziran 10th, 2008 at 15:31
buralardayım
sessiz sakin okuyarak gidiyorum
suspus oluyorum sanırım..
Çok sessiz olma arada ses et sesimize:)
Haziran 10th, 2008 at 17:18
ilk başta ki fotoğraf, çok güzel…
Bizim burada kocaman bir meydan var, tabi sizin orada da vardır
ama ben bizim burdakini biliyorum.
Neyse..şehrin ortasında, arnavut kaldırımlı…
Oradan geçerken, hep ruhumdaki kücük kız dışarı çıkar ve hep içimden geçer.
Derim ki;
Bir gece gelsem buraya, kimsecikler olmasa, yıldızların altında dans etsem doyasıya.
Hayal işte…
Hayaller insanı hep baştan çıkıyor değil mi?:)
Haziran 10th, 2008 at 23:48
oy ooyyy harika bir yazıydı okuyup sonuna geldiğimde
tekrar başa sardım
yüreğine sağlık bayıldımmm…
Beğendiğine sevindim:)
Haziran 11th, 2008 at 09:25
ne zaman oturup dertleşsem yağmur olur yağardın
ağzımı açtırmazdın bana
tek bir kelime bile edemeden süzülüverirdin yanımdan
ve bir yağmur damlasını anlatmak kadar zordu seni anlatmak
bir sonbahar hüznüydü gülümsemenin ardına saklanmış bakışların
anlamak zordu ama
anlatırdı gözlerin ıslak sokaklardaki yalnızlığı
yıldızlara bakmaktı gözlerine bakmak
onlar kadar mütevazi bir okadar ulaşılmaz
sana yaklaşmaksa
yürümekti karlı caddelerde yalın ayak
ve bir yağmur damlasını anlatmak kadar zordu seni anlatmak
DAHA BEN SENİ ANLATMAYI BECEREMEZKEN BU DÜŞLERDEN DE GÜZEL SÖZLERİ Bİ KAÇ KELİMEYLE NASIL ANLATIRIM Kİ
YÜREĞİN KADAR YÜREKLİ BİR VALS DİLEĞİYLE ….
Şimdi ne denir ki bu kadar güzel içtenliğe söyler misin?:)
Biraz şımarıklık yapıp hani ben yazımmmm dersem çok mu aç göz olurum:) Daha bitmedi mi? Bitsin ama ya:)
Yorumun için sağol:)
Haziran 11th, 2008 at 22:53
” Beklenen gel(e)medi, susan konuş(a)madı. ”
o parantez içleri ne kadar önemlidir aslında hayatımızda…
görmezden gelinmesi halinde felaket kaçınılmaz olabilir…
insanız malum…
___________
çok güzel bir yazıydı…
burayı bulduğuma sevindim… (:
mutlu akşamlar…
Sayfama hoşgeldin:)
Haklısın insan sadece bakmamalı bakarkende görmeyi bilmeli değil mi?:)
Kasım 26th, 2008 at 23:28
bence insan bu kadar güzel içini döker satırlara tek kelime ile harikasın çok güzel ifade etmişsin kendini tebrikler açıkcası sizi tanımak isterdim