… Kadıköy…

Karanlığın içinde sessiz bir gemi gibisin.

Toprak gibi seviyorsun, memleketin gibi…

Kalbinde ki çatlaklıklardan dolayı mı severken içinde hapsediyorsun, susuzluğunu gidermek için mi?

Sen annenin avucunda mı doğdun yoksa

Babanın parmak uçlarında mı?

Hadi söyle severken ki şifreni çözeyim

Hadi söyle ruhunda ki karanlık tünelin ışıklarını yakayım.

Merak ediyorum kalbin yorulunca, yaralanınca ne yapıyorsun?

Anneni arayıp ‘dizlerinde uyut beni’ mi diyorsun?

Yoksa kadınının avuçlarından mı içiyorsun?

Ellerinde ki kan bulaşmasın diye mi

Kadınının saçlarından öperek seviyorsun.

Tanımıyorum seni,

Dünyanın bahçesinden hangi meyveyi seviyorsun bilmiyorum

Attım tuttum işte.

Seni annenin hayırsızı ilan edip vurdum içime.

Kitap arasında çocukken düştüğün

Hangi diz yarasına merhem sürüyorsun.

Film izlerken ya

Unutuyor musun çocukken çaldığın erikleri.

Gökkuşağını kaç kez kendine Armağan ettin bilmiyorum ama

Sen Karanlığın içinde gri bir gemisin…

Seni çözmeye çalışmadım,

Anlamak da istemedim,

Merak Da etmedim

Sadece aklıma gelen kelimeleri yazdım.

Sen toprak kokuyorsun

Üzerinde ekin başakları kızarmış…

Kalbin…

Karanlık bir gecede aydınlık olmayı bekleyen bir tünel.

Dilerim en çok sen sever hayat…

Dilerim en çok Nisan yağmuru sana yağar…

Dilerim en çok Mayıs saçlarından akar…

Anne ve babanın hangi arzusundan dünyaya geldin bilmiyorum ama

Sen hep karanlık bir gecede

Ege sofaları gibi ışıklı bir huzur ol…

Sağ tarafında sevdiğin kadın ve

Ona fısıldadığın türkülerin…

… Kadıköy…

 

Etiketler:

  • Digg
  • Del.icio.us
  • StumbleUpon
  • Reddit
  • Twitter
  • RSS

Yorum yazın