Şimdi anmaz mı beni o yar?
Şimdi yanmaz mı bana o yar?
Unutmuş mudur o yorgun bakışlı yârim, silmiş midir aklından sevdiğim hilal gecelerini.
Şimdi biz geçmiş olmuşuz ya en çok ona yanarım ben,
Ben ondan,
O benden geçmişiz,
Biz bizden geçer olmuşuz…

Unutmuş mudur gülüşünü sevdiğim, böğürtlen kokusunu? Aklına gelir mi hiç meyve dilimlediğim akşamları? Ya tek kişilik battaniyedeki iki kişiyi? Dudağındaki çekirdek tuzlarını, patlayan mısırları?
Söylesenize unutmuş mudur, gece kaçılan balıkçıları… Dinlenilen 70-80lı şarkıları?
Şimdi o filmi izleyemiyorum biliyor musun mideme kocaman bir taş oturuyor yürütmüyor da ağlatmıyor da, kocaman bir taş şimdi senden kalan bana…
Özlemez mi o gözlerini öptüğüm, cilveleşen salata renklerini, adlarını, gece masallarını… Ona seçtiğim Pelin Onay, Nazım Hikmet şiirlerini hiç mi hatırlamaz? Ekmek arası (…) kahvaltısını, söylesene yüreğine taş oturmaz mı hiç (…)’de Cuma ezanları okunurken? Cami çıkışlarında sevindirmek için çikolata verdiğin çocuklar hiç mi gözlerine, kalbine batmaz?
Söylesene o çıkmaz sokak da ki kalbin hiç mi özlemez, bu sakin kalbimi?
İçin, için ağlar gibisin, zamanı ne zaman geldi de gittin?
” Söylesene, ben gerçekte senin neyin oldum…? Sesin hep uzakları çağırıyordu, ben üstüme alındım, sana geldim. Bilseydim, bana ait olmayan bir seslenişi sahiplenir miydim..? Şimdi bir mevsimlik aşk kaldı avuçlarımda. Sadece bir mevsim yaşanan ama bir ömür gibi gelen aşk… Kalbime henüz söylemedim gittiğini. Öğrenirse onun da acı çekmesinden korkuyorum. Seni hala benimle biliyor ve seviyor ama ben kalbime ilk defa yalan söylüyorum. Gittin… Sevdamın öksüzlüğüne alışabilirim belki ama sesinin uzak yolların sonunda olması acıtıyor içimi. Suskunluğun en büyük silahındı, suskunluğunla vurdun beni. Ben alışkınım kendi yaralarımı kendim sarmaya. Asıl acı olan ve kanatan unutulmak aslında. Söylesene, unutulmak kime yakışıyor..? Unutan sen olsan da, sana bile yakışmıyor..Merak etme, üstüne giydirmedim bu duyguyu, unutulmayan olmak sende daha güzel duruyor. Görüyorsun işte, aşka ve sana ihanet etmiyorum ben ki kırgınlığım aşka. Sen üstüne alındın… Bir sonbahar’da, güneş hala daha ısıtırken bedenimi seni çıkarttı karşıma. Sen “bitti” dediğinde yağmur yağıyordu, aşkın canı sıkıldı, seni aldı…”